Whatsapp
0541 452 0 452Whatsapp İhbar Hattı
Zati  ÜRER

Zati ÜRER

YOK SAYILMAK

Defalarca söyledim. Muhatap almamak, yok dedirtmek, yoğunluk bahanesiyle randevu vermemek, arayacağım deyip aramamak,  telefonu açmamak veya açamama durumunda sonradan geri dönmemek… Umursamamak, hiçe saymak yani yok saymak, dolayısıyla insanı aşağılamaktır ve bu insanoğluna yapılabilecek en büyük hakarettir. Ben demiyorum bunu iletişim bilimciler diyor. İnsana değersizliğini hissettirmekten daha aşağılayıcı bir tutum da yoktur.

Merhum Alparslan Türkeş’in çok önemsediğim bir sözü var: “İnsanlar açlığa, yokluğa, her türlü yoksulluğa katlanabilirler ama aşağılanmaya asla!”  

Türk milletinin en dikkat çekici özelliği yaratılmışı yaradandan ötürü değerli görmek, kendinden olmayanlara da değer verdiğini belli etmektir ki tarih boyunca da bu tutumunu göstermiştir yönetim anlayışıyla. Fethedilen yerlerdeki halka bile müsamaha gösterip onları yaşama kültürleriyle özgür bırakmak, asimile etmeye çalışmamak ancak büyük milletimize mahsustur.

Siyasetçiyim, bürokratım, aydınım… Kim olursa olsun insanım diyen herkesin milletimizin bu özelliğine göre hareket etmesi gerekmez mi? Saçma sapan konuşsa da olamayacak istek ve öneriler yapsa da herkesi dinlemek gerekir. Şahsî olarak vakit bulanamasa bile iletişim bilimi eğitimi almış danışmanlar ekibiyle bunu gerçekleştirmek mümkündür. İnsana değerli olduğunu belli etmenin bu en önemli ilkesini, erdemliler hareketi 2001 yılında millete sundukları adalet ve kalkınma davasıyla ilan ettiler. İkinci iktidar dönemine kadar bu ilkenin gereğini de yaptılar. İkinci iktidar döneminden itibaren bu ilkeye uymak köşebaşını tutanlara ağır gelmeye başladı. Niye? Çünkü eğitim kültür dışında her alanda dönüşüm gerçekleştirdiğimizi açıkça söyleyen Sayın liderleri milletin gönlünde taht kurmuş adeta totemleşmişti. Totemleşmenin ne anlama geldiğini merak edenler, edebiyat ve tarih kaynaklarını incelesinler. Nasıl olsa oyu RTE ezgili slogan alıyor, kimseye ihtiyacımız yok(!) anlayışı büyüdü büyüdü… Öyle noktaya geldi ki Sayın lidere metal yorgunluğu kavramını söyletti.

Artık yeter! Konuşmak zorundayım: 25. Dönem Ordu milletvekilliği adaylığımda sivil toplum kuruluşlarıyla yakın temasım Sayın Büyük Şehir Belediye Başkanımıza ulaşmamı gerektirmişti. Ünye, İkizce, Çaybaşı, Akkuş çevresinden toplanan 170 muhtara davanın Ordu kurucusunun hitabının da doğru olacağını düşünmüştüm. Kendisine ulaşmak ne mümkün? Danışmanı ancak soğuk bir ifadeyle olur söylerim dedi. Gelmedi tabi, odur budur bir türlü kendisine ulaşamadım. Randevu taleplerimi kabul etmedi hiç. Sayın Numan Kurtulmuş da öyle. Ne danışmanlarına ne özel kalem müdürlerine ulaşabilene aşk olsun! Şimdiki Sağlık Bakanımızı da araya koyduk, olmadı. İletişim halinde olduğum Sivil Toplum Başkanları adına bile randevu alamadık, alamıyoruz. Hayırlı olsun ziyaretini de ancak bir danışmanına yapabildim. Oysa ortak Ordu TV yayınında “Bu kadar aday adayı ne olacak?” sorusuna cevabı onlar bizim gücümüzü gösteriyor, bürokrasiye de adam lazım diyordu. Nedir bu çelişki?

Başka aday adaylarını da dinliyorum ben acaba tavır bana mı diye. Ancak hep aynı yoğunluk türküsünü çalıp söylüyorlar. Başka illerden de bazı tanıdıklarımdan aynısını duydum hep.                                          Sayın Cumhurbaşkanımız metal yorgunluğuna neden olanları gerçekten tespit etmek istiyorsa 6 binin üstündeki aday adayını gruplar halinde toplamalı ve dinlemeli bence. Kimler hesabî veya hasbi davranıyor daha iyi görecektir o zaman. Yalnızca muhtarlarla toplanmak gideremez metal yorgunluğunu. Belki haddim değil bunu söylemek ama milletin adamına yok sayılmayı da göze alarak arz etmeyi sorumluluk addediyorum. Davasına inandığım ve herhangi bir çıkar falan düşünmediğim için son sözüm şu: Yok sayılmak istemiyoruz. Bizim de davamıza hizmet etme hakkımız olmalı, indir kaldır hep belli kişiler değildir görevleri hak eden, yok sayılan becerikli binlerce dava adamı var. Yok sayılacaklarsa hep, izzet-i ikbal ile sahadan çekilmeleri de hakları. Hizmet aşkıyla sürçi lisanım affola!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.