Ünlü Coğrafyacılar Prof.Dr. Osman Sami Öngör ve Prof. Dr. Sırrı Erinç Ordu’yu Anlatıyorlar

Bu yazı dizimizde 1930’lu yıllarda Prof. Dr. Osman Sami Öngör’ün, 1940’lı yıllarda Prof. Dr. Sırrı Erinç’in Ordu hakkında kaleme aldığı sosyolojik tespitleri, bilimsel raporları yeniden güncelleyerek siz okurlarımızın istifadesi için yayınlamaya başlıyoruz. Önce 1930‘lu yıllardaki Ordu ilini anılarında kaleme alan Prof. Dr. Osman Sami Öngör ile başlıyoruz.

Merve Saraç
Merve Saraç Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

ÖNSÖZ

Bugünkü genç kuşaklar acaba Prof. Dr. Sırrı Erinç ile Prof. Dr. Osman Sami Öngör’ü tanır mı bilemiyorum? Biz ortaokulda lisede onların yazdığı Coğrafya kitaplarını okuyarak ders yapardık. Kitaplarında bolca haritalar, fotoğraflar da olurdu. Bu iki ünlü bilim insanın ortak yönü Ordu ile alakaları olmalarıydı. Prof. Osman Sami Öngör Ordu’lu bir eğitimci olarak her zaman gururumuz bir bilim insanı.  Dünyaca ünlü bir coğrafyacı Prof. Dr. Sırrı Erinç ise 1943 senesinde ilk akademisyenlik döneminde bilimsel çalışmalar yapmak için uzun süre Karadeniz bölgesinde incelemeler yapmış, bölgemizde dağ taş tepe dolaşmış, yaşam şartlarını tetkik etmiş, özellikle Ordu’da yaptığı sosyolojij ve jeolojik tespitleri 1945 yılında bilimsel tez olmuş tatınmış ve saygı gören bir bilim insanı… Prof. Dr. Celal Şengör gibi nice talebeler yetiştiren ve coğrafya bilimine ve eğitim dünyasına sayısız katkılar yapan bu iki değerli akademisyen hocamıza öncelikle Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.

PROF.DR. OSMAN SAMİ ÖNGÖR’DEN 1930’LI YILLARDA ORDU…

Ünlü Coğrafyacılar Prof.Dr. Osman Sami Öngör ve Prof. Dr. Sırrı Erinç Ordu’yu Anlatıyorlar

Bu yazı dizimizde 1930’lu yıllarda Prof. Dr. Osman Sami Öngör’ün, 1940’lı yıllarda Prof. Dr. Sırrı Erinç’in Ordu hakkında kaleme aldığı sosyolojik tespitleri, bilimsel raporları yeniden güncelleyerek siz okurlarımızın istifadesi için yayınlamaya başlıyoruz. Önce 1930‘lu yıllardaki Ordu ilini anılarında kaleme alan Prof. Dr. Osman Sami Öngör ile başlıyoruz.

Doğduğu ve büyüdüğü Ordu vilayetinden bahsettiği anı kitapları bulunan Prof. Dr. Osman Sami 1915 yılında Ordu'da doğmuştu.  Aslen Trabzonlu olan ve I. Dünya Savaşı sırasında Ordu'ya yerleşen Mahmut Bey ile Vesile Hanımın oğlu olan Osman Sami Bey ilk ve orta okulu Ordu'da okumuştu. Liseyi Trabzon'da okuduktan sonra, Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak başladığı, Fizik Coğrafya ve Jeoloji Bölümünü (İstanbul Üniversitesi) 1939'da bitirmişti.

1939-1940 yıllarında Balıkesir, 1943-1946 yıllarında Edirne Lisesinde öğretmenlik yapan Prof. Dr. Osman Sami Öngör 1946'da Gazi Eğitim Enstitüsüne (sonra Gazi Eğitim Fakültesi oldu) atandı. 1971 yılında emekli olana kadar bu eğitim kurumunda görevini sürdürmüştü. Bu arada kısa bir dönem Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, 1961-1968 yıllarında Siyasal Bilgiler Fakültesinde Öğretim görevlisi olmuştu.Meslek yaşamı sürerken 1956-1957 yıllarında Türk Coğrafya Kurumu Genel yazmanlığını da üstlendi. Bu arada Avrupa Konseyince düzenlenen uluslararası coğrafya kongrelerinde ülkemizi temsilen katılan  Osman Sami Öngör, bilimsel araştırmaya, poblikasyon ve eğitime önem veren kibar (centilmen), meslektaşları ve öğrencileri tarafından saygı gören bir coğrafyacı idi.

1946'dan başlayarak 1970'li yıllara kadar İlkokullarda, Ortaokul ve liselerde aralıksız okutulan coğrafya ders kitapları Prof. Dr. Sırrı Erinç’le birlikte yazmıştı. Ayrıca, Osman Sami Öngör, olgunluk çağında Türk Coğrafya Kurumu Dergisi, İstanbul Üniversitesi Coğrafya Enstitüsü Dergisi, Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, İskan ve Şehircilik Derneği yayınları ve Milli Eğitim Bakanlığı Halk yayınları serisi içerisinde inceleme araştırma ve gözlemlerini içeren pek çok makalesi yayınlandı. Öngör Hoca,  emekli olduktan sonra öykü türünde “Birkaç İnsan” (1972), anı türünde “Geçen Yılları Düşündükçe” (1987) adlı kitapları yazdı. Çalışmalarında, tarih öğretmeni eşi Sayın Necmiye Öngör’ün yardımı olmuştur. Prof. Dr. Osman Sami Öngör 29 Nisan 1996 tarihinde Ankara'da yaşamını yitirmişti.

“GEÇEN YILLARI DÜŞÜNDÜKÇE”

Ünlü Coğrafyacılar Prof.Dr. Osman Sami Öngör ve Prof. Dr. Sırrı Erinç Ordu’yu Anlatıyorlar

Ünlü Coğrafyacı Sami Öngör, 1930’lu yılların Ordu vilayetinde  Sosyal hayattan ve gece hayatından kopmadan yaşayan bazı insanların tefecilerin ağına nasıl düştüklerini “Geçen Yılları Düşündükçe” adlı kitabında özetle şöyle anlatmaktadır…

“…1929’da başlayıp, başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş Batı ülkesini kasıp kavuran ekonomik bunalım, Türkiye’de pek hissedilmedi. 1912-1922 arasında 10 yıl süren uzun savaş yıllarının yatıkları da üzerine eklenirse, Osmanlı İmparatorluğunun yıkıntıları üzerinde kurulup bir toparlanma, kendini bulma dönemi yaşayan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin o yıllarda dünya ticaretindeki yeri ve katkısı son derece önemsizdi. Yol, sermaye, fabrika bakımlarından çok geri durumda olan Türkiye, 14 milyon kadar nüfusuyla yaşamını tarım ve hayvancılığa bağlamış, kendi yağıyla kavrulan bir ülkeydi.

Ekonomik bunalım döneminde, Türkiye’nin tümü göz önüne alınırsa, dış ticaretinde yine de bir gerileme olduğu görülür. Fakat bunalım Doğu Karadeniz kıyılarında ters yönde ve çok değişik bir biçimde etki yapmıştı. Bölgenin hemen hemen tek ihraç malı olan fındık fiyatları görülmemiş derecede artmış, köylü ve tüccar alışık olmadığı bir kazanç düzeyine ulaşmıştı.

Yanlış hatırlamıyorsam, fındığın kantarı 40-50 liraya kadar çıkmıştı. Bu o yıllar için büyük paraydı. Bu durum Kasabanın (Ordu) yaşantısında görülmemiş bazı değişikliklere yol açtı. Geçen yüzyılda Amerika da altın keşfedilen bölgelerde ya da Batı’nın nüfuslanıp yerleşilmesi sırasında görülenlere benzer biçimde gece kulüpleri, kumarhaneler, içkili, sazlı lokantalar açıldı. Her akşam dönemin ünlü havaları olan Çarliston, Fokstrot müziği eşliğinde dans edilen, sabahlara kadar eğlenilen bu barlarda artist ve konsomatris olarak çalışan kadınlar yüzünden kavgalar eksik olmazdı.

Birer batakhaneden başka bir şey olmayan bu barlarda, yeni yetişen toy, görgüsüz gençler bu kadınlarla daha sıkı ilişki kurma yarışına girdiler. Bu yüzden yaptıkları yersiz ve dayanılmaz para savurganlığı, birçok ailelerin başına onarılmaz dertler açtılar. Ne gariptir ki, bu gece kulüplerine ve öteki sazlı, içkili gazinolara yalnız kasabanın az çok varlıklı ailelerinin şımarık gençleri değil, fındık satışından ellerine görmedikleri kadar para geçen bazı köy ağaları ve delikanlıları da devam ediyordu.

Ünlü Coğrafyacılar Prof.Dr. Osman Sami Öngör ve Prof. Dr. Sırrı Erinç Ordu’yu Anlatıyorlar

Daha da garibi, Ordu kasabasının bazı kahvelerinde, nereden geldikleri bilinmeyen kadınlar garson olarak çalışmaya başladılar. Kadınların hala çarşafla gezdiği bir Ordu kasabasında, kahvelerde halkın “minnoş” adını taktığı kadın garsonlar çalıştırılması ne büyük, ne anlamsız bir tezattı. Bereket versin ki, bu batakhaneler ve minnoşlu kahvehanelerin ömrü uzun sürmedi. Nasıl ortaya çıktılarsa, öylece görünmez oldular. Fakat geride bir sürü sosyal sorunları bırakmadan da geri kalmadılar…”

Ordu kenti ürettiği fındığın ihracatı dolayısıyla o yıllarda uluslararası deniz vasıtalarının uğrak limanlarından biriydi. Zamanla fındık üretimi arttıkça şehre para daha çok giriş yapıyordu. Para sirkülasyonun yoğunluğu nedeniyle Ordu’da hesap kitap yapmadan lüks hayat yaşayan oldukça geniş bir kesim de oluşmaya başlamıştı. Dost diye bildikleri tefecilerin verdiği garantiden dolayı kaygısızca yaşanılan bu hayat tarzı, her geçen gün farkında olmadan bu insanları daha çok borçlandırıyordu.

Sosyal hayatın pırıltılı ışıklarından kopamayan ve gece âlemlerine düşkün olan bu tip insanları hazin bir son bekliyordu. Sosyal hayat diyerek gece hayatından kopamadan yaşamayı alışkanlık haline getiren bu insanlar ister istemez sonunda borç para almak için tefecilerin ağına düşerlerdi. Ordu’lu ünlü Coğrafyacı Sami Öngör, 1930’lu yıllara ait anılarını yazdığı “Geçen Yılları Düşündükçe” adlı kitabında yaşanan bu durum hakkındaki düşüncelerini ve fikirlerini şöyle kaleme almıştı…

 “… O zamanlar Fransız ve İtalyan şirketlerinin gemileri Ordu’ya fındık almaya geldiğinde yükleme birkaç gün sürerdi. Bu süre içinde gemiler Ordulu ileri gelenler ve varlıklı kişiler için lokanta ve eğlence yeri işlevini de görürdü. Fransız ve İtalyan şarapları içilip lüks restoran olarak düzenlenmiş salonlarda yemekler yenir, düzenlenen eğlencelere katılınırdı.

Ünlü Coğrafyacılar Prof.Dr. Osman Sami Öngör ve Prof. Dr. Sırrı Erinç Ordu’yu Anlatıyorlar

Yabancı gemiler, aynı zamanda gezici lokanta rolü de oynarlar, fındık dışsatımı aylarında, açıkta demirlemeleri ve yükleme işlerinin ağır yürümesi nedeniyle limanda uzun süre kalırlardı. Bu fırsatı kaçırmayan bazı paralı ve keyfine düşkün kişiler, akşam topluca gemiye gider; yemeklerini orada yerlerdi. Bu akşam yemeği, kasabada her gece uğranılan Ermeni kebapçı Ohancan Usta'nın ya da Niyazi Efendinin lokantalarındakine hiç benzemezdi.

Bizimkiler, papyon kıravatlı garsonların hizmet ettiği, kolalı, kar gibi beyaz örtüler serilmiş masalara kurulup, nefis Fransız şarabıyla adını bile duymadıkları çerez ve yemekleri yerler, zevkten kendilerini yitirerek oradan kolay kolay kalkmak istemezlerdi. Bu yüzden seyrek de olsa, vapurun hareket saati geldiği halde, bu güzel masayı bir süre daha terk etmek istemeyen bazı müşterilerle gemi personeli arasında tartışmaların geçtiği, bazı küçük olayların çıktığı bile duyulurdu. Bununla beraber, vapurdan ayrılırken kalite şarap, çikolata vb. gibi şeyleri de satın alabilirlerdi. Gümrük yasaları engel değil mi idi, yoksa nüfuzlu kişiler olduklarından onlara göz mü yumuluyordu bilmiyorum…” Devam edecek...

Ekli Dosyalar

15 Oca 2024 - 20:30 - Tarih & Araştırma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.