Erken Cumhuriyet Yıllarında Ordu’da Amatör Sahne Hareketleri

Ordu Tiyatrosunda Önemli Bir Temel Taşı “Namık Senih Mayda”

Hakan Seylan
Hakan Seylan Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Temsil umumi hatları itibarıyla  fena sayılmaz Aksamadan, hareketine ve vahdetine halel gelmeden yürütülmüştür. Piyeste O ve benzeri rolünde Namık Senih Mayda mükemmel idi. Yukarıda bahsettiğim sönüp gitmeye veya hiç olmazsa dada büyümemeye mahkum büyük sanat kabiliyeti Namık Senih Mayda'ya tecelli etmiştir. Hiç şüphe etmiyorum ki, Mayda mühim bir sanat muhitinde Türkiye'nin birinci sınıf dram artisti olabilecek bir durumdadır. Onun vasatını bulamayışı, hayat gailesiyle vatanın bir köşesinde metruk oluşu, memleket namına acınacak bir haldir. Gerçi böyle kabiliyetlerin  bulunduğu yerde muhit yaratması lazım geldiği akla gelebilir. Fakat unutmamalıdır ki inkılâpların bile yerleşebilmesi, siyasi rejimlerin bile teessüs edebilmesi için muayyen bir sosyal seviye lazımdır. Namık Senih Mayda eserin başından sonuna kadar iyi ve bilhassa son perdede fevkalade idi. Ben ona  hak ettiği üst düzey bir sanat muhiti temenni ediyorum.

Esasen ben Ordu'da Mayda'nın sanat ve yazı kabiliyetiyle zekâ seviyesi kadar mühim ve kıymetli vasıfları, yazı sahasında, halk tiyatroları, sahne sanatkârlığı cephesinde ve ayrı ayrı ilmi cephelerde ve ahlâk sahasında da gördüm. Fakat dar ve gafil bir muhit hiç bir şeyin farkında değildir.

Hususi kâtip rolünde Hüseyin Işkın çok iyi idi. Patronuna tâbi, fakat onun sağ kolu olacak dirayette, yalnız biraz telaşlı ve az soğukkanlı, zeki bir karakteri çok güzel yaratmıştır. Her hareketinde eserin bütün hususiyetlerine, olgun kafasıyla vakıf olduğu belli idi, Esasen eseri, müdafaa ettiği tezi, kendi karakterinden başka diğer eşhasın karakterini bu derece vukufla anlamak kanaatimce büyük sanatkârlık vasıflarındandır. Perdedeki arızanın onu, benzeriyle beraber müşkül bir duruma düşürmesi ancak zavallı şartlarımıza ait bir kusurdur.

Casus rolünde H. Sinopoğlu'nu da beğendim. Dessas ve sadık, zeki ve korkak bir haleti ruhuyeyi iyi belirtmiştir. Sanat kabiliyeti de takdire değer... Son perdedeki hırsız rolünde karakterini bu kadar güzel değiştirmesi ve bambaşka bir kimse ortaya çıkması dikkati çekecek kadar önemlidir.

Nazır rolünde Burhan Türer'de iyi idi. Evvelâ biraz mağrur ve mütehakkim; fakat büyük sermayenin tesirinden kendini kurtaramayan, sonra bir siyasi buhran neticesinde sandalyesini kaybedip zilleti kabul eden insanı güzel canlandırıldı. Biraz daha serbest ve canlı olması lâzımdı.

O'nun oğlu: Ali Kansu çok çalıştı. Vazifesi ağırdı. Yerinde heyecanlanabiliyordu. İsyanları yersiz değildi. Bütün bunlarda suni oluştan kurtulabilseydi ne kadar güzel olacaktı. Kabiliyetinin inkişaf edeceğine eminim. Diğer şahıslar hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum. Hele kadınlardan bahsetmemeyi daha muvafık buluyorum. Daha evvel de işaret ettiğim gibi eserin bütün şahıslarını bugünkü muhitimizden çıkarıp alabilmek çok müşkül ve belki de imkânsızdır.. Sosyal şartlarımız ve sanat telâkkilerimiz ve ciddiyetimiz bunların yetişmesine de mâni olmaktadır.

Namık Senih Mayda, İtalyan Yazar Luigi PirandeIlo'nun "Size öyle geliyorsa öyledir “adlı tiyatro eserini de bize göstererek, bu kısır muhitte böylesi büyük bir sanat ziyafetine bizi müyesser kılarsa çok minnettar olacağım. Sanatkârları tebrik etmeyi bir vazife telâkki ediyorum. Sahne şartlarının muvaffak şekilde teminini de hatırdan çıkarmamayı söylemek önemli  bir vazifedir. Dr. Selami Işındağ"  

***

Erken Cumhuriyet Yıllarında Ordu’da Amatör Sahne Hareketleri

15 Ocak 1949 tarihli ve 1 sayılı Akobuz Dergisinde  "Sahne Hareketleri" köşesinde Ziya Özova tarafından da "Para" adlı tiyatro eseri için bir eleştiri kaleme alınmıştı. Para piyesinin oyunu ve sanatçıları hakkında Ziya Özova görüşlerini ve düşüncelerini mezkur dergide şöyle belirmişti:

"Para Piyesi, Ordu'da biri 1944 ve biri de şimdi (1949) olmak üzere Halkevimiz tarafından iki dea sahneye konmuştur. Haftalardan beri beklediğimiz Para, temsil sever Orduluların, piyese has alâkası ve sükûnu içinde zevkle seyredilmiştir. Piyesin ağırlığı, sahne malzemesi ve buna mümasil bazı şartlar, bu piyesin her yerde temsil edilemeyeceğini muhakkak kılmakla beraber, her husus üzerinde büyük fedakârlarla durulduğu gözden kaçmamıştır. Manevi bakımdan rejisör N. Senih Mayda'nın, maddi bakımdan Halkevinin büyük fedakârlıklar sarf ettikleri aşikârdır. Mayda sanatının zevk tarafını, Halkevini de temsil sever halkımızın iştiyaklarını tatmin ettiğini duymakla bütün yorgunluklarını gidermişlerdir. Bizlere ara sıra böyle güzel sanat eserleri göstermelerini bekler, başarılarından dolayı kendilerini tebrik ederiz.

Piyese dair ise şunları söylemek isterim. “Tohum, ismindeki piyesiyle Türk sahne edebiyatına ilk eserini veren Necip Fazıl Kısakürek bundan sonra bir münevverin buhranını belirten "Bir adam yaratmak" adlı piyesini verdi. Eser “Tohum, a nazaran gerek muhteva gerek teknik itibarıyla daha mükemmel durum arz ediyordu. Bu arada “ Sabırtaşı", "Künye" isimli dramları da  intişar etti. "Para" 1942 de İkinci Dünya Savaşının üçüncü yılında yazılmıştır. Teknik ve inşa bakımından Necip Fazıl'ın en kuvvetli eseridir. Mevzuu o zamana göre ayrıca aktüel bir kıymeti de vardı. Eser tema olarak ihtikârı ele alıyordu. Dünyaya, insana ve eşyaya paranın gözüyle bakan ve bütün mukadderatı, ahlaki, mefkûreyi bu nokta üzerinde toplayan bir iş adamının dramı, "Para" piyesinin merkez sıkletini teşkil eder. Eser 1942 de İstanbul Şehir tiyatrosun da sahneye konulduğu zaman Necip Fazıl'ın diğer piyesleri gibi bir hadise teşkil etti.

Münekkitler, bilhassa Refi Cevat Ulunay piyesin “ Saf Altın" namındaki İtalyan dramından mülhem olduğunu yazdılar. Peyami Safa Tasvir gazetesinde paraya hücum etti.  Oropüro'nun  mütercimi Yaşar Çemen paranın kendi tercümesinden aktarma olduğunu ileri sürdü. N.F. Kısakürek, Son Telgraf gazetesinde hücumlara cevap vererek eseriyle "Saf Altın" arasında herkesin malı, umumi haklardan gayri bir cümle olmadığını iddia etti. Paranın münakaşası matbuatımızı epeyce meşgul eylemiştir. Piyes şüphesiz ki Türk tiyatro edebiyatında önemli bir mevkie maliktir. Mevzuu, kuruluşu, muhtevası itibarıyla kuvvetli ve düşündürücüsüdür.

Ordulu sanatçılar bu piyesi nasıl oynadılar? Piyesin bütün ağırlığını üzerinde “O ve Benzeri” rolünde Namık Senih Mayda’nın tenkit edilecek çok noktasını aradım bulmamadım. Sanatın en ince noktasına kadar giren Mayda’yı haza artist demekle iktifa ediyorum.  Dr. Işındağ’ın dediği gibi böyle bir sanat abidesi maalesef muhitimizde dikilmemiştir.

Hususi katip rolünde Hüseyin Işkın, patronun bütün zaaflarını anlamış ve ona göre hareket eden bir katip rolünü iyice canlandırmıştır. Amatör sahnemiz, bu genç kıymeti, sanatının değerini bu piyesle de bir daha göstermiştir. Nazır rolünde, Burhan Türer hareketleri itibariyle iyi idi, fakat çok çabuk konuştu ve ses tonu da az idi. Casus rolünde H. Sinopoğlu da muvaffak olmuştur. Yalnız Sinopoğlu biraz daha yavaş ve heyecansız konuşsa tam muvaffak olacak. Beşinci perdede yaptığı hırsız rolü çok güzeldi.

Noter rolünde Uğur Gürsoy da iyi idi. "Para"nın en ağır rollerinden biri olan Noteri iyi canlandırdı. Bilhassa dördüncü perde de çok muvaffak olmuştur. beşinci perde de canlandırdığı saf kahveci rolünde de Uğur Gürsoy'u yine beğendim. Oğlu rolünde Ali Kansu çok iyi idi. Hareketleri tabii, konuşması güzeldi. Ağır olan rolünü muvaffakiyetle oynadı. Kızının nişanlısı rolünde Orhan Yaraş da iyi idi. Beşinci perdede Şevket Görez işsiz tipini  çok güzel canlandırdı. Katil rolünde Sıtkı Çebi, Yankesici rolünde Alaeddin Çebi, Hademe rolünde Halil Gündoğdu iyi idiler.

Kadın artistlere gelince; İlk, sahneye çıkışları dolayısıyla rollerinde bir az sıkılganlık gösterdiler. Mamafih genç kızlarımızın ileride muvaffak olacaklarını ümit ediyoruz. Dekor ve eşyanın zengin, sahne disiplininin yerinde oluşu, piyesin muazzam, seyrini sağlamıştır. Bu da sahne müdürü Fethi Gürsoy ve, arkadaşı Lütfü Çebi'nin gayretli çalışmalarıyla meydana gelmiştir. Vardığım kanaat şudur; imkânsızlık içinde varlık yaratıldı. A. Ziya Özova"

Derleyen: Naim Güney

Devam Edecek

Ekli Dosyalar

12 Şub 2024 - 20:30 - Tarih & Araştırma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.