Bir Gün İzleyiciyi Sarsıyor!

Oksijen Tiyatro’nun bu sezon sahneye koyduğu ikinci olun olan Bir Gün- Othello Sendromu isimli oyunun ilk gösterimi yani prömiyeri yapıldı. Ordu Kültür Sanat Merkezi’nde sahnelenen Bir Gün Oksijen Tiyatro’nun daha önceki oyunlarında olduğu gibi izleyiciyi sarsıyor.

Hakan Seylan
Hakan Seylan Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

Oksijen Tiyatro Kuvayi Milliye Kadınları’ndan sonra sezonun ikinci oyunu olan Bir Gün (Othello Sendromu) adlı 2 perdelik psikodramanın ilk gösterimi yapıldı. Oksijen Tiyatro Kurucusu R. Nurgül Çoluk tarafından yazılan oyunun Ordu’da tiyatronun unutul(a)mayacak isimlerinden Gülçin Üstüntaş tarafından yönetildi. Oyun, yazarı R. Nurgül Çoluk’un ifadesiyle ‘yakın tarihimiz pandemi (korona salgını) dönemini de içine alan bir hikayeyi’ bizlere aktarıyor ve böylece aslında hayatın gerçeğini bizlere sunuyor…

Bir Gün’ün sırlarını ve sürprizlerini deşifre etmeden yazabilmek zor ama yine de denemeye çalışacağız. Bu arada oyunun tanıtımında yer alan bir ifadeye dikkat çekmek gerek gibi geliyor. Bir Gün kendini psikodrama olarak tanıtıyor. Psikodrama yani  gerçeğin dramatizasyonla keşfedilmesi… 

Bir Gün İzleyiciyi Sarsıyor!

Sanki tiyatro önce güldürür sonra düşündürür gibi bir anlayış sanki yerleşmiş gibi. Yani başarılı oyun izleyiciyi çok güldürmeyi başaran oyundur gibi anlayış yer tutmuş gibi. Bir Gün’ün güldürdüğü yerler de var ama asıl olarak önce ağlatıyor sonra düşündürüyor diyebiliriz diye düşünüyoruz. Bunu da gerçekten büyük bir başarıyla yapıyor…                   

Sadece korona virüsün etkisi değil kadın-erkek ilişkileri yanında -ki oyunun ikinci ismi olan Othello Sendromu ki aşırı kıskançlık krizi olarak ifade ediliyor- hayatın anlamını sorgulamak isteyenler, insan zihninin ve ruhunun içinde yolculuğa çıkmayı sevenler için de ‘Bir Gün’ etkileyici bir oyun.

Oyunda müzik, geçmişe dönüşler, görüntülü bölümler ve oyuncular çok etkileyici. Ancak ana karakter Eda’yı oynayan Aslı Selin Öztürk’ün siyah ve beyaz kadar zıt iki ruh halini peş peşe bu kadar ustalıkla oynaması bilemiyoruz hangi kelime ile tanımlanır. Bizce izleyici kendi çıplak gözleri ile görüp karar vermeli.    

              

Bir Gün İzleyiciyi Sarsıyor!

Oyunda bir ara kendimizi ‘nasıl bu kadar gerçekçi oynayabiliyorlar acaba gerçek hayatta kim kim olabilir’ diye düşünürken bulduk. Anne anne, evlat evlat, sağlıkçı sağlıkçı, koca koca gibiydi. Aklımıza bir başka hiçbir karakter gelmedi. Ama özellikle kendimizi Eda için ‘bu işte Ali’nin kıskanç eşi başka de hiç bir şey olamaz’ derken bulduk. Yani her biri karakterin hakkını verdi ama bize Aslı Selin Öztürk çok zor bir rolün üstünden ustalıkla geldi gibi geldi. Diyoruz ya bizce izleyici kendi görüp kendi karar vermeli.                   

Oyunun akışı kadar korona virüs dışında hayatın diğer bazı alanlarındaki diyalogları da insanı yakalıyor, sarsıyor. Bizce onlardan bazıları ise şu şekilde: Biz ne zaman birbirimizi anlamaz hale geldik? Düzeltmek istiyorum, bir adım atıyorum, yuvarlanıyorum geri geriye… Hayata nasıl bakarsan hayat da sana öyle cevap verir… O gün yüzüğü kaybetmiştim bugün her şeyi…

Bir Gün İzleyiciyi Sarsıyor!

Hayatımız iki yanlış bir doğru gibi geçiyor yanışlar, doğruyu götürüyor… Mutluluk çok uzak değil… Bir çay içmeden kendimize gelemiyoruz. Bu nasıl bilmece ben de çözemiyorum… Hayat o kadar kısa ki hiçbir şeye değmez hele ki o gözyaşlarına… İşte hayatın şifresi, öncesi, sonrası yok bugün… İlla o hatayı yanlışı yapacaksın ki arkasındaki doğru çıksın…

Kovid-19 salgınında Türkiye 102 bin 174 dünya ise 6 milyon 839 bin 960 insanını yitirmiş.  Kaba bir oranlama ile 85 milyonluk Türkiye 102 bin insanını kaybettiyse 750 binlik Ordu 900 insanını korona virüs salgınına kurban vermiş demektir. Yani 900 Ordulu belki de evinden işine gitmek için ayrıldı ve bir daha geriye gelemedi… Bunu niye buraya aldığımızı sanıyoruz ki ancak oyunu izleyenler daha iyi anlamlandıracaktır.

Biz belki başta kendiniz olmak üzere en yakınınızdakinin ve en yakınlarınızdakilerin değerini; belki aldığınız nefesin tadını farklı duymak için Bir Gün’ü görmemezlik etmeyin diyoruz. Biz oyundan çıkıp eve dönünce solonda bizi koyarak karşılamaya gelene sarıldık, kokladık. Daha önce de sarılıp kokluyorduk ama bu kez daha bir başka güzel geldi, daha bir başta tatlı geldi… ORDU OLAY      

Bir Gün İzleyiciyi Sarsıyor!

HER DAKİKASINI HİSSETİM VE YAŞADIM

Ne diyordu Bir Gün’ün yönetmeni Gülçin Üstüntaş; “Farkındalık geliştiren bir oyunla perdemizi açıyoruz. Eminim günlerce tartışacağınız, kendinizce çare arayacağınız yorumlarınız olacak. İyi seyirler.” Oyun sonunda aklımıza takılan acaba bir psikolog, psikiyatrisi bu oyunda bizim görmediğimiz neleri gördü sorusuna sağ olsun Psikolog Nagihan imzasıyla oyunun anı-düşünce defterine yazılan notlarla cevap bulduk. Bakın o notta ne yazıyor: Savunma mekanizmalarının bilinç dışının gerçeklerini nasıl saklayıp sanrılar içinde yaşattığına dair çok güzel bir örnek. Her dakikasını hissetim ve yaşadım. Bir psikolog olarak soyut bir gerçeği sahnede görmek harikaydı. Tebrik derim yürekten…

AĞLAMAMAK İÇİN KENDİMİ ZOR TUTUYORUM

Bir Gün yazarı R. Nurgül Çoluk ise oyun sonunda şunları ifade etti: Çok duygulandım. Yazarken düşündüklerimi sahneye aktarılmış olması, burada bir varoluşu göstermek, oyun olarak size sunabilmek beni duygulandırdı… Gülçin Hocam’ın sihirli elleriyle size sunmuş olduk. Gerçekten çok çok mutluyum ve çok duyguluyum. Ağlamamak için de zor tutuyorum kendimi. İyi ki varsınız. Sizler oldukça biz bu sahnelerde nice 15 yılları göreceğiz. diye düşünüyorum. Çok teşekkür ediyorum…     

‘GİT ANNE SAKIN BIRAKMA’

Genelde Anadolu’da özelde Ordu’da tiyatronun nasıl ve hangi şartlarda yapıldığını gösteren küçük bir örnek de oyun sonun da çiçek takdimi sırasında yaşandı. Eda karakterini canlandıran Aslı Selin Öztürk o sırada şunları ifade etti: Benim bir küçük oğlum var. O kadar büyük emek verdik ki… Akşamları çalıştık… Onları bırakmak zorunda kaldım. Onlar benim tiyatroya olan sevgimi biliyorlar. ‘Git anne sakın bırakma’ dediler. Onlara kocaman bir alkış rica ediyorum… Tabii ki annelilerine, babaannelerine ve dedelerine de…             

Gülçin Üstüntaş (Yönetmen)

R.Nurgül Çoluk (Yazar)

Aslı Selin Öztürk Şen (Eda Rolünde

Gülseren Köksal Yamak (Serap Rolünde)

Kaan Palaşoğlu (Arda Rolünde)

Fahriye Gümüşkaya (Esma Rolünde)

Gökhan Uzunlar (Ali Rolünde)

Ekli Dosyalar

24 Şub 2024 - 11:26 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.