Ordu’nun Unutulmaz Mekanları

Dünden Devam

Hakan Seylan
Hakan Seylan Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

BELEDİYE PARKI

Araştırmacı Yazar Merhum Sıtkı Çebi tarafından hazırlanan ve Ordu Çevre Vakfı tarafından yayınlanan “Ordu’dan Görüntüler” adlı kitapta Düz mahalle sahillerinde bir döneme damgasını vuran Belediye Parkından bahsedilmektedir. Üstat Sıtkı Çebi Ordu Düz mahalledeki Belediye Parkının hikâyesini özetle şu şekilde ifade etmektedir.

“… Cumhuriyetin ilânından sonra, 1930’lu yıllarda şehirde geniş çapta imar faaliyetine başlanmıştı. Cadde ve sokaklar döşenmiş, çarşıdaki bazı kaldırımlar “Malta taşı” denilen düz ve geniş dört köşe taşlarla muntazam bir şekilde kaplanmıştı.

Şehir, tertemizdi; deniz kıyılarında hiçbir çöp bulunmuyordu; Boztepe'den gelen Taşbaşı ile Düz Mahalle'de denize dökülen dereler hiçbir pislik taşımıyor, buralarda denize dahi girilebiliyordu. Küçük İskele ile hapishane arası, şehrin tabiî plajı özelliğindeydi.

Şehirde, ana caddenin kenarlarında Ihlamur ve Karaağaç türünden büyük gölgeli ağaçlar vardı. Kumluk, Un Kapanı arkası, Yalı Camii yanında bu ağaçlarla Kavak ağaçları bulunuyordu. Buralarda, herkesin oturacağı, park gibi, meydanlar olmadığından, ağaçların gölgeliklerinden ancak çevredeki esnaf ve tüccarlar istifade edebiliyorlardı.

Ordu Belediye Meclisi, başkan Dr. İbrahim Namık Öztunç'un zamanında, Belediye binasının önündeki geniş kumluk sahada bir park yapmağa karar verilerek, 1933 yılı başında çalışmalara başlandı. Evvelâ, denizle kıyı arasında, bütün park sahasının önüne alçak, fakat kalın bir duvar inşa edildi. Ancak, 1933 yılının Kasım ayındaki büyük fırtına, parkın bu yeni yapılan duvarlarını yıkmış, deniz suları henüz düzenlenmekte olan parkın iç kısmından da taşarak, ön caddeye kadar yayılmıştı.

Fırtınadan sonra parkın deniz seviyesindeki zeminiyle bazı çukur yerleri kum ve toprakla dolduruldu. Yapılan parkın düzenleme planı gereği, parkın iki tarafı çiçeklendirildi. Çakılla örtülen park içi yolların iki tarafında sarmaşık tarhları hazırlandı. Parkın deniz tarafında da, dört tarafı açık, üstü beton örtülü bir açık hava sahnesi inşa edildi.

Park, tahta bankolarla donatılarak, halkın yaz akşamları oturup dinleneceği, müzik dinleyeceği, gerçek bir park haline getirildi. En sıcak yaz gecelerinde dahi, hemen önündeki denizden esen serin dışarı rüzgârı ziyaretçileri rahatlatıyor; kadın, erkek, çocuk, yaşlı hemen bütün Ordulu'lar, mutlaka haftanın birkaç gecesi serin parka uğranarak, burada geçiniyorlardı. Parkın içerisine sonradan dikilen çam ağaçları yıllar sonra, burasını büyük bir gölgeli yer haline getirecek, sarmaşıktı yolları da gezinti mahalli olacaktır.

Denizle park arasında geniş bir kumluk saha vardı. Burası, gündüz ve gece herkesin rahatlıkla denize girebildiği bir plaj gibiydi. Ancak, hiçbir tesisi yoktu. 1950 li yıllara doğru, Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü, bu kumluğun kenarında bir “duş teşkilâtı” kurmuşsa da, bunun da ertesi mevsim kaldırıldığı görülmüştür.””

***

Ordu’nun Unutulmaz Mekanları

Düz mahalledeki Park’ta yaz aylarında Halkevi tarafından sık sık konserler, konferanslar verilirdi. Konserler Pazar akşamları hazırlanır ve parka giriş için 15-25 kuruş bir ücret alınırdı. Parkta dinleyiciler için bankolardan başka sandalyelerde bulunmaktaydı. Buraya gelenler, önceden dizilen bu sandalyelere oturarak, rahatça konseri dinlerlerdi. Parkta Ordulu amatör saz ve ses sanatkârları tarafından verilen konserler, çok büyük bir ilgi toplardı. Bu sanatkârlar, Halkevinin Ar kolu'na mensup kişilerdi. Konserleri de Halkevi düzenlerdi. Halkevi Ar Kolunun hepsi amatör olan sanatkârlarının başlıcaları şunlardı: Hikmet Ertekin (ud veya cünbüş), Öğretmen Zeki Çağlar (keman), Ziya Özova (keman), Temel Uzlu (cünbüş), Emin Bayrak (ud), Eşref Gönül (kanun), Hüseyin Işkın (piyano), Ömer Tuna (darbuka), Kâmil Gülen ( def), Ahmet Kırkaya (zil veya kaşık, ayni zamanda solo), Mustafa Gürdal (bağlama), Hüseyin Birben (bağlama), Fethiye Hanım (ud), Adem Kırkaya (solo), Nihat Akden (solo), İbrahim Ömür (solo), Öğretmen Şakir Alpay (solo), Öğretmen Saniye Hanım (solo).

Bu amatör saz ve ses heyetine rahmetli Dr. Yekta Karamustafaoğlu da kendine has stiliyle çaldığı ıslıkla iştirak ederek, geceye bir başka renk katmış olurdu. Yediden yetmişe bütün Ordu halkının tanıdığı ve çok sevdiği Kâmil Gülen'in, konser sonunda, çeşitli meyve yeme taklitleri seyircileri gülmeden kırdırırdı. Hele de, kendine has tavırla defi kullanması ise, konserlere bir başka güzellik verirdi.

Ordu şehri, öteden beri sanata karşı büyük ilgi duyan bir topluma sahipti. Ordu Halkevi de, Karadeniz sahillerinde en faal şubeleriyle tanınan bir kuruluştu. Halkevindeki Müzik Kolu sık sık parkta konser verdiği gibi, komşu ilçelere de turneye giderdi.

Düz Mahalledeki Belediye Parkının karşısındaki arsada biri üç katlı, diğeri iki katlı iki ahşap ev ardı. Bunlardan büyük olanında Beden terbiyesi bölge müdürlüğü bulunmaktaydı. Bu binanın ikinci katındaki bir odada Ordu Musiki Cemiyeti' de, Pazar geceleri bağlama ile türküler çalıp söylerlerdi. .

İbrahim Ömür, Vahap Bilgin, Mustafa Tercan, Harut Erman, bu cemiyetin en faal gençleri olup, bunlar ayni zamanda kendi bestelerini çalıp söyletmekteydiler. Bugün dahi radyolarda bu gençlerimizin besteleri Ordu Türküleri olarak sık sık okunmaktadır. Ordu Musiki Cemiyeti'nin, çoğunluğunu Ordu Türkülerinin teşkil ettiği bu gece konserleri büyük ilgi görürdü. Cemiyetin ufak odası sık sık ziyaretçiler ile dolar, ana caddenin kaldırımları üzerinde yüzlerce Ordu’lu toplanır, hatta parkta oturanlar bu türküleri dinlerlerdi.

Park, uzun yıllar konser, konferans ve temiz bir dinlenme yeri olarak Ordu halkına hizmet vermiştir. Birçok deniz sporları da parkın önünde yapılmış; kayık yarışlarına yine buradan başlanmış, halkın plaj ihtiyacını da yine parkın önündeki geniş kumluk saha karşılamıştır. Hatta burada, kıyıdan biraz açıkta bir atlama kulesi -tramplen- kurulmuştu.

Düz mahalledeki Belediye parkında, 1945-1946 yıllarında, Ordu Mebuslarından merhum Selim Sırrı Tarcan, Ordu'yu ziyaretleri sırasında gerek Halkevi salonunda, gerek parkta konferanslar verirdi.  Ordu mebuslarından Selim Sırrı Tarcan tarafından, gündüzleri sağlık eski ve yeni terbiye, gençlerin eğitimleri, spor konularında verdiği konferanslarında bazı hatıralarını da anlatırdı. Selim Sırrı Tarcan’ın bu konuşmaları Ordulular tarafından daima büyük bir ilgi ile dinlenmekteydi ve parkta oturacak yer kalmazdı. Merhum Selim Sırrı Tarcan'ın akıcı üslubu ile aralarında kadınların da bulunduğu konferanslarına yüzlerce Ordulu katılırdı. Selim Sırrı Tarcan İsveç dönüşünde bu ülkedeki insanların nasıl yaşadıklarını, İsveç gençliğinin spora olan düşkünlüğünü tanıtmak gayesiyle İstanbul’da vermiş olduğu konferanslarına dinleyicilerini ancak flüt çalarak ve açık hava bahçesinin kapısında spor kıyafetiyle bulunarak toplayabildiğini tatlı bir ifadeyle anlatırdı.

Bu ilgide, o yıllarda mebuslara olan büyük saygının da rolü olduğuna şüphe yoktur. Bir mebusun halka konferans vermesi şehirde bir olay kabul edilir; hele de Selim Sırrı Tarcan gibi, adı yurt çapında tanınmış bir hatip ve sporu kitlelere tanıtan bir yaşlı sporcunun yapacağı konuşma, biraz da Halkevi salonuna saatlerce evvel toplanmasını sağlardı.

Devam Edecek

Hazırlayan: H. Naim Güney

Ekli Dosyalar

27 Mar 2024 - 20:30 - Tarih & Araştırma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.