‘Günlüklerim Kaybolmamalı Bir Araştırmacı Gelse…’

Altınordu’nun Delikkaya Mahallesi’nden Cevat Odabaşıoğlu (86) 9 Nisan’da bu dünyaya veda etti. Saatçi olan Cevat Odabaşıoğlu 1 Ocak 1959’dan itibaren her günü günlük olarak kayıt altına alıyordu. Ordu Olay da onunla yaptığı bir söyleşiyi 1 Ağustos 2018’de yayınlamıştı. “Günlüklerim kaybolmamalı bir araştırmacı onda çok farklı şeyler bulacaktır.” diyen Odabaşıoğlu’nun hatırasına binaen hem Ordu Üniversitesine bu çağrıyı yineliyor hem de 1 Ağustos 2018’deki söyleşiyi yeniden yayınlıyoruz.         

Emrullah Çelik
Emrullah Çelik Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

21 BİN 748 GÜNÜ YAZDI

(1 Ağustos 2018 Ordu Olay)

Altınordu ilçesinde yaşayan Cevat Odabaşıoğlu (80) 1 Ocak 1959 yılında başladığı günlük tutma alışkanlığını halen sürdürüyor. Odabaşıoğlu bugüne kadar aralıksız 21 bin 748 günü kaleme aldı.

Altınordu ilçesinde yaşayan Cevat Odabaşıoğlu bu günlerde 80’li yaşını sürüyor. İlkokul mezunu olan Odabaşıoğlu tam bir yazma ve okuma tutkunu. Her gün mutlaka bir kitap okuyan Odabaşıoğlu’nun 1000 kitaplık bir kütüphanesi bulunuyor. 1938 doğumlu olan Odabaşıoğlu ilk kez 21 yaşında başladığı günlük tutma alışkanlığını bugüne kadar aralıksız sürdürmüş. Bu zamana kadar 21748 günü hiç ara vermeden kaleme alarak başarılması güç bir işi hayata geçiren Odabaşıoğlu, uzun yıllar saatçilik yaparak geçimini sağlamış. Odabaşı’nın günlüklerinde onun hayatının önemli noktalarının yanı sıra Ordu ve Türkiye’nin de tarihinin izini sürmek mümkün. Mesela 11 Mayıs 1961’de şair Behçet Kemal Çağların Ordu’ya geldiğini onun günlüklerinden öğrenebilirsiniz.

BENCE HERKES YAZMALI

Günlüklerini küçük boy ajandaların içine yazan Cevat Odabaşıoğlu, “İlk zamanlar ajandaların içine o dönemki resmimi de koyuyordum. Sonrasında bundan vazgeçtim. Ben o gün neler yapmışsam bunu yazıyorum. Sonra çevreden doğanlar ya da ölenler oluyor. Bunları haber alıyorsam mutlaka yazıyorum. Sonra Ordu’da ve Türkiye’de olan önemli bulduğum gelişmeleri de mutlaka kaydediyorum. O günkü havayı da yazıyorum. İlk başlarda daha kısa yazıyordum. Sonrasında bu gelişti. Hislerimi de yazmaya başladım. Bence herkes böyle bir yazı çalışması içine girmeli. Bunları en azından ailesine bırakmalı. Onlar büyüklerinin neler yaşadığını; ne gibi zorluklar çektiğini; nasıl çileler çektiğini görmeli. Böylece insanlar daha şuurlu olur diye düşünüyorum.” dedi.

GÜNLÜKLERİM KAYBOLMAMALI

Kendisinden sonra bu günlüklerin değerlendirilmesini arzu ettiğini ifade eden Odabaşıoğlu, “Bunlar asla kaybolmasın isterim. Aslında içerisinde gerçekten çok enteresan şeyler var. Bir araştırmacı gelse bunları araştırsa çok ilginç şeyler bulabilir. Sadece benim hayatım için de değil, Ordu için Türkiye için. Bu iş kolay değil. Ben 59 yıldır her günü günü gününe yazıyorum. Hiç ara vermeden yazıyorum. Yazmasam içimde bir boşluk oluşuyor. Bazen eski günlüklerimi açarak okuyorum. O zaman o günü o günkü hislerle bir daha yaşıyorum. Belki Ordu Üniversitesi’nden bir araştırmacı bu günlükleri ele alsa çok daha farklı şeyler bulacak.” diye konuştu.

ACILARIN ÇOCUĞU BENİM

Hayatının çok çileli geçtiğini dile getiren Odabaşıoğlu, “O zamanlar yokluk yıllarıydı. Yemeye ekmek yoktu giymeye ayakkabı yoktu. Gazyağı da yoktu. Doğru düzgün elbise de yoktu. Ben bizim köyümüz olan Delikkaya İlkokulu’nda okudum. O zaman o okul bu çevrenin en iyi okuluydu. O zaman da tarihe ve kitaplara çok ilgiliydim. Belki okuma imkanım olsa bugün Türkiye’nin büyük tarihçilerinden biri olabilirdim. Aslında öğretmenlerim matematik dışındaki derslerimin çok iyi olmasından ötürü benim öğretmen okuluna gitmemi istiyordu ama bazı olaylar buna engel oldu. Biz o yokluk yıllarında gelecekte şartlar daha iyi olur diye de düşünemiyorduk. Karnımız doydu mu çelik-çomak oynardık ya da yatar uyurduk. Geleceği pek düşünemezdik.” şeklinde konuştu.       

GENÇLER TARİHİNİ BİLSİN

Yeni yetişen neslin hem kendi ailesinin tarihini hem de milletinin tarihini bilmesini arzu ettiğini kaydeden Odabaşıoğlu sözlerini şöyle bitirdi: “Biz çok fakir bir devlette yetiştik. İmkanlar çok kısıtlıydı. Buna rağmen ben kendi ailemin şeceresini 15 kuşak öncesini kadar kendi imkanlarımla çıkardım. Tarihi de okurum.  Bence gençler de bunları bilmeli. Hem ailesinin tarihini hem de milletinin tarihini bilmeli. Hem de iyi bilmeli. Çünkü geçmişi olmayanın geleceği olmaz. Yahya Kemal biz maziden gelen atiyiz derdi. Ati gelecek demek. Mazisini bilmeyenin geleceği olmaz ya da çok sıkıntı olur. Şimdi çok üniversite mezunu genç var ama hiç bunları merak eden yok. Bundan çok şikayetçiyim.”  

DÜĞÜN GÜNÜ 27 OCAK 1962

Cevat Odabaşıoğlu’nun günlüklerine evlendiği gün bile ara vermemiş. Onun günlüklerinde düğün günü şu ifadeler ile yer alıyor:  

Düğün Akşamı 27 Ocak 1962 Bugün köyden geldim. Geç köye gitmiştim. Babamla filan evde bazı şeyleri düzelttim. Çarşıya geldim. Gene biraz işlerim vardı. Öğlen Halis Emine’yi bize getirdi. (Sıdıka’yı) Diba Berberi’ne götürdük. Saçını düzetmişler. Perçem perçem kesmişler. Çok kızdım. Saat 8’de CHP partisine gittik. Düğünümüz vardı (Sıdıka ile kol kolayız). Foto resimler çekiyordu. Saat 10’da merasimden sonra Bekir’in taksisine bindik. Yusuf abi de pikap tutmuştu. Perşembe’ye kadar gittik. Gece eve geldik. Ayrıyız.

 Haber Merkezi

19 Nis 2024 - 19:00 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.