Ordu
DOLAR18.8383
EURO20.3282
ALTIN1128.4

28 EKİM 1927 TARİHİNDE ORDU’DA İLK KEZ RESMİ BİR NÜFUS SAYIMI OLMUŞTU…

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
28 EKİM 1927 TARİHİNDE ORDU’DA İLK KEZ RESMİ BİR NÜFUS SAYIMI OLMUŞTU…
Abone ol
1871'de 60.006 olan Ordu kasabasının nüfusu 1914'te 142.275'e  ve 1925 yılında 201.266'ya ulaşmıştır. Kilometre kareye 29 nüfus düşen Ordu, 1925 yılı itibariyle nüfus yoğunluğu itibariyle İstanbul'dan sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin en yoğun ikinci vilayeti durumundadır.

1926 yılında Ordu vilayetinin kadın ve erkek olmak üzere genel nüfusu 206.733'tür. 1926 yılı içinde Ordu merkez kazasında 2.605 doğum, 2.543 ölüm; 1.345 nikâh, 44 boşanma; Ünye kazasında 1.922 doğum, 692 ölüm, 298 nikâh, 11 boşanma; Fatsa kazasında 2.101 doğum, 2.604 ölüm, 915 nikâh ve 89 boşanma vakası gerçekleşmiştir.

Cumhuriyet'in ilanından sonra ise ilk kez 28 Ekim 1927 tarihinde nüfus sayımı olmuştur ve bu yıldan itibaren genellikle 5 yıllık aralarla yapılmıştır… 28 Ekim 1927 günü tüm Türkiye gibi Ordu’da yapılan nüfus sayımı öncesinde Güzelordu Gazetesinde halkı ikaz eden bir ilan yayınlanmıştır. Gazetede yayınlanan resmi ilanda şu açıklamalar yapılmıştır. 

“Tahrir-i  Nüfus Hakkında Makâm-ı Vilâyetden:
1- 28 Teşrin-i Evvel 927 Cuma günü yapılacak tahrîr-i nüfûs ameliyesinin Tahrir me'mûrları tarafından muvaffakiyetle icrâsını ve hiçbir ferdin tahrîrden kalmamasını te'min içün tahrîr günü şehirlerde ve köylerde hiçbir kimsenin tahrîrin hitâmına kadar ikâmetgâhlarından dışarı çıkmasına müsâ'ade edilmemesini ve bu memnu'iyyetin şiddet ve ehemmiyetle tatbîki pek zarûrîdir.
2- Şehir ve köyler arasında vesâit nakliyesinin de seyir ve seferine müsâ'ade olunmamak ve şehir dâhilinde tramvay, otomobil, araba ve vapurların seyir ve seferini memnu’ edilmek lâzımdır.
3- Trenlerin seyir ve seferine müsâ'ade edilebilirse de halk tahrîr ameliyesi bitmeden çıkarak bu trenlere binemeyeceklerdir.
4- Bu memnu’iyetler husûsunda yapılacak istisnâiyet pek mahdûd olacak ve ancak pek zarûrî görülenlerle hizmet-i umûmîye mensûbine ağır hastalıklara hasr edilecekdir.
5- Bu tedâbirin tamâmiyyen icrâsı ve bu husûsta kânun ve ta'limâtnâmelerde muharrer müeyyidât-i cezâiyyenin te'min ve tatbîki içün vâli ve kâ-i makâmlar ittihâz-ı karâr eyleyeceklerdir.
6- Bu memnuiyetler halka vesâit-i münâsebe ile tebliğ ile olunacaktır…” 1927 yılında yapılan ilk resmi nüfus sayımı neticesinde ise Ordu vilayetinin genel nüfusunun toplamı 202.354'tür.

İmparatorluğun dağılması, pek çok Türk'ün Milli Misak sınırları dışında kalması ve savaşlarda uğranılan kayıplar yüzünden, bu sayımda nüfusumuzun 13.648.270'e düştüğü görülmüştür.

Bu nüfusun % 51'ini kadınlar, % 49'unu erkekler oluşturmaktadır. Bu ilk sayımda erkek azlığı, savaşlarda nüfusun kırılmış olmasından ileri geliyordu. Sayım sonuçlarına göre şehirlerde yaşayanlar nüfusun % 22,3’ünü, kırsal kesimde yaşayanlar ise % 77,7’sini oluşturmaktadır.

Ankara Üniversitesi, İletişim Fakültesinden Doç. Dr.  Aytül Tamer ve Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsünden Doç. Dr. Alanur  Çavlin Bozbeyoğlu’nun 2004 yılında Nüfusbilim Dergisinde  “1927 yılı nüfus sayımının Türkiye’de ulus devlet inşasındaki yeri ve basında yansımaları “ adlı ortak bir araştırma makalesi yayınlanmıştır. Türkiye’de ulus devlet inşa sürecinin bir aracı ve parçası olan 1927 Nüfus Sayımı’nın önemini anlatan bu yazıda özetle şunlar ifade edilmektedir:

“… Bu sayımla yalnızca Türkiye nüfusu tespit edilmemiş, sayım öncesinde oluşturulan bina cetvelleriyle ülkedeki konut ve iş yeri sayıları ile bunların dağılımı da kayıtlı hale getirilmiştir. Bu sayede savaş ve savaş sonrası nüfus hareketlerinin yerleşim üzerindeki etkileri de bir nebze ortaya çıkmıştır. Sayım öncesinde tamamlanan binaların numaralandırılması işine ilişkin yazılara da basında yer verilmişti.

Sayım öncesi tüm kurumlarda bir hazırlık söz konusudur. Okullarda sayıma ilişkin verilecek dersler planlanmış, eğitim kurumları sayımın öneminin anlaşılması için bu müfredatı takip etmiştir. Terbiye’nin Haziran 1927 tarihli 4. sayısında ilkokullarda farklı dersler kapsamında sayıma ilişkin verilecek derslerin planı yer almaktadır. Eğitim kurumlarının başka bir rolü de öğretmen ve öğrencilerinin sayım memurlarının önemli bir bölümünü oluşturmasıdır. Sayıma ilişkin kanunda sayım memurlarının nasıl tayin edileceği açıkça anlatılmıştır. Okur yazar her kişi için bu reddedilemeyecek bir görevdir. Bu nedenle de tüm öğretmen ve öğrenciler sayımda çalışmıştır.

Sayım 28 Ekim 1927 günü sabah 08:00’de başlamış ve akşam top atışı ile sona ermiştir. Halk bu süre zarfındaki sokağa çıkma yasağına karşı uyarılmıştır. Sayımdan bir gün önce Cumhuriyet’in (1927) ilk sayfasında “Sakın Unutmayınız” başlığı ile sayım süresince sokağa çıkma yasağı olduğu ve bu sürede her yerin kapalı olacağı bu nedenle de gereksinimlerin önceden karşılanması gerektiği okuyuculara hatırlatılmıştır. Gazetelerde sayım hazırlıklarına ve sayım memurlarının görevlerine yer verilmiştir (İkdam, 1927c). Sayımda görev alan 52276 memura yalnızca yol parası verilmiştir. Türkçe bilmeyenlerin nasıl sayılacağı konusunda özel bir talimat yayınlanmamış ancak sayım memurlarının çoğunlukla sayım bölgelerinde yaşayan kişiler olmalarının memurla vatandaş arasında bir iletişim sorunu çıkmamasını sağlayacağına gazete yazılarında değinilmiştir. (Cumhuriyet, 1927) Sayım öncesinde, görevli memurlar için bir toplantı yapılmıştır.

Sayım için Türkiye’de neredeyse bir seferberlik hali hakimdir. Sayım sonucu ülkenin gücünün ve geleceğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir. Gazete yazılarında sayımın doğru olarak gerçekleştirilmesinin ve sayım sonucunun, yalnızca ulusal değil uluslararası düzlemde de, önemli olduğu vurgulanmıştır.

Cumhuriyet ve Milliyet’in 27 Ekim 1927 tarihli sayılarında duyurduğu üzere sayım günü gazeteler yayınlanmamıştır. 29 Ekim 1927 tarihli gazetelerde ise ilk sayfa Cumhuriyet Bayramı ve nüfus sayımına ayrılmış, çoğunluğu İstanbul’dan olmak üzere ülkenin çeşitli yerlerinden sayım gününe ait fotoğraflar yayınlanmıştır. Cumhuriyet’in sayım ile bayramı birleştirildiği manşeti şöyledir: “Dün bütün bir memleket baştan aşağı sükun içinde idi. Sabahtan gece yarılarına kadar her vilayette, her kazada, her köyde umumi tahrir-i nüfus yapıldı. Bugün bütün Türkiye baştan aşağı sevinç ve neşe içinde bayram yapacaktır. Çünkü bugün kutsi Cumhuriyetin 4. yıl dönümüdür”

Yirminci yüzyılın ilk yarısı hem Türkiye hem de dünya için nüfusun sayısal büyüklüğünün bir güç olarak kabul edildiği yıllardı. Bu dönemde hem üretim için gerekli güç hem de askeri güç insana dayalıydı. Bu nedenle de ekonomik gelişme ve politik dengeler açısından nüfusun büyüklüğü önem taşımaktaydı. Özellikle de savaş nedeniyle genç nüfusun payının azaldığı, Osmanlı döneminde nüfusun önemli bir kısmını oluşturan Türk olmayan ulusların Anadolu’dan neredeyse tamamen, Rumeli’nden de kısmen ayrıldığı bu dönemde Türkiye nüfusunu öğrenmek Türklerin nüfusunu öğrenmekle eş tutulmuştur. Nüfus sayımıyla yalnızca Türkiye’de kaç kişinin yaşadığı öğrenilmeyecekti. En az bunun kadar önem verilen, kaç kişinin “bizden” kaç kişinin “ötekilerden” olduğunun ortaya çıkacak olmasıydı. Söz konusu dönemde “bizi” “ötekinden” ayıran etnik kökenden ziyade “müslim” “gayri-müslim” ayrımıydı. Sayımın vatani bir görev olarak görülmesinin bir nedeni de buydu.

Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusu artırmaya yönelik bir devlet politikası benimsenmiştir. 1927 Nüfus Sayımı bu politika açısından da bir zemin niteliğindedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal varlığını pekiştirmek, uluslararası siyasal ve ekonomik arenada gücünü sayılarla ispat etmek için bu ilk sayım çok önemlidir.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
SARAYCIK İKİNCİ YARI COŞTUÖnceki Haber

SARAYCIK İKİNCİ YARI COŞTU

VONA’DA ÖZLENEN TAT DEĞİŞİK KOKOREÇSonraki Haber

VONA’DA ÖZLENEN TAT DEĞİŞİK KOKOREÇ

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar