Ordu
DOLAR13.5704
EURO15.4456
ALTIN792.67
reader

“BABAANNEMİN SANATI KAZANDIRDI”

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
“BABAANNEMİN SANATI KAZANDIRDI”
Abone ol
Perşembeli, Zeynep Çağan (51) “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanını alarak Türkiye genelinde 4982 kişi arasına girmeyi başardı. Çağan, “Eğer ben bu kurulun, bu heyetin önünden başarıyla başım dik ayrıldıysam babaannemin bana öğrettiği sanattan dolayıdır. Bu sınavı bana babaannemin sanatı kazandırdı” dedi.

Kültür  ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce 13 Ekim 2021 tarihinde Ankara’da  düzenlenen “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanı  Ordu adına alabilmek için yirmiden fazla  değerlendirme kurulu üyesi önünde Ordulu Geleneksel  El Sanatları Sanatçısı olarak yüzünün akıyla  çıkarak “Somut Olamayan Kültürel Miras Taşıyıcısı “ unvanını bir Perşembeli olarak Ordu adına kazandı.

Zeynep Çağan, bir kültür mirası taşıyıcısı olarak duygularını şöyle anlatı: “Ben aslında liseden giyim bölümü olarak mezun olmuştum ama daha sonra giyim modelisti olarak usta öğreticiliğimi almıştım. Geleneksel el sanatları “Keçecilik, çorap örücülüğü, tığ örücülüğü, kolan örme, cicim örmede, bir de ev tekstili alanında usta öğreticiliğim var. Aslında üç ayrı alanda usta öğreticiliğe sahibim. Bunun bir tanesi ev tekstili alanında kırk yama. Kırk yamada benim yıllardır içinde olduğum  küçücük  kumaşları biriktirdiğim babaannemden gördüğüm “Yamayı bile yamadığımız zamanları” hatırladığım bir uğraş. Biz babaannemle büyüdük, babaannem seferberlik g örmüş bir hanımdı. Hep Perşembe’de, ilçe merkezinde, yaşamıştı. Annem-babam öğretmen olunca bizi de babaannem büyütmek zorunda kalmıştı. Dokuz yaşına kadar onunla beraberdim. O iğneden ipliğe her şeyin tasarruflu kullanılmasını bize öğretti. Aslında o yıllarda o ekolojik bilgiyi  bize vermiş biz daha sonra onu çok daha  kıymetli olduğunu  anladık. Hiçbir şeyin çabuk tüketilmemesi gerektiğini  ve parçalarla güzel bütünlere ulaşıla bilineceğini bize anlatmıştı. Yıllar sonra  bir yerden çıktı.

KIRK YAMADA MUTLU OLDUM

Ben markalarla da çalıştım ama hep mutsuzdum. Her şey çok tüketiliyordu ve çok çabuk harcanıyordu. Ve bu da beni üzüyordu. Her şeyin, her kesin içinde olabileceği bir işle uğraşmak istiyordum. Bu da kırk yamaydı. Halk eğitim merkezinde, Kırk yama yaparken ve öğretirken aldığım zevki  mutluluğu hiçbir dönem almadım.

 

İŞİMİ VE SANATIMI HEP SEVEREK YAPTIM

Çok çalıştım, çok mücadele ettim, çok festivallere katıldım. Örneğin; Gölcük’te, Değirmen Dere’de çeşitli şehir ve ilçelerde öğrenme şenliklerine  ve Ordu’da yapılan uluslararası kültür sempozyumlarında yer aldım. Bir kadın olarak hiç çekinmedim. Mesleğim adına  bana değer katacak her etkinliğin içinde olmaya çalıştım. Ve ben bu süreçte hiç bilmediğim bir şey öğrendim. Kültür Bakanlığı ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılığı’ kimliğini tanıdım. Bazı hocalarla tanıştım. Bu konuda Perşembe’de taş oymacılığı yapan arkadaşı teşvik ettik ama bu sanat Ordu’da çok tanınan bir sanat değil. Daha fazla Ege tarafında yapılıyor. Her bölgenin kendine has geleneksel el sanatları var. Biz bu konuda Karadeniz’de, Ordu’da biraz kısıtlıyız aslında. Çünkü bizim koyunlarımızdan üretilen yünden keçe olmuyor, sadece ip oluyor. Cicim örülüyor, kolan örülüyor. Sadece merinos türü koyundan keçe oluyor ama bazı ülkelerde farklı yöntemlerde kullanılıyor. Örneğin kirli yünden keçe yapan ülkelerde var. Esas konumuza dönersek kısaca benim bölgemde hanımlar daha çok çorap örme, kolan ve kilim dokuma ,cicim örme yani parça parça renkli kilimler dokuma gibi birde Kırk Yama.

TÜRKİYE GENELİ 4982 KİŞİ ARASINA GİRDİM

Kırk yama daha çok bizim bölgemizde yokluktan yapılmış. Mesela Tokat’ta sıkça yapılan bir sanat. Bizim bölgede  yüz öncesinde Kırk Mehmet evinden toplanan kumaş parçalarıyla bebek elbiseleri yapılmış.  Bütün bunlar bu gün unutuldu. Unutulduğu içinde bunlar kıymete bindi ve ‘Somut Olmayan Kültürel Miras’ listelerine girdiler ve onu yapan kişilerde ilişkilendirilmeye başlandılar. Ülkemizde ve başka ülkelerde de tanıtımlara katılsınlar. Ülkemizi ve illerini temsil etmeye hak kazansınlar ve onlar sayısı az ya da küçücük kursiyerlerle bu kültürü, bu süreci devam ettirsinler diye... Benim girmekteki  en büyük amacım da küçük ülkelerde olsa onlara ulaşabilmekti. Ben, Kültür ve Turizm Bakanlığı  Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü kuruluna 2020 yılının Haziran ayında başvuru yaptım. Ancak Pandemiden dolayı bu süreç uzadı.  Aslında buraya yılda iki kere başvuruda bulunabiliyorsunuz. Ben oraya Ordu için  ‘Geleneksel El Sanatları  Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ devlet sanatçısı olmak için başvurdum.  Başardım ve bu unvanı almaya hak kazandım.  Yani ben UNESCO temsilcilerinin , konuya ve branşlara hakim Profesörlerin ve Kültür Bakanlığının üst düzey temsilcilerinin heyeti önünde vermiş olduğum sunumla ve sergilediğim el emeği göz nuru örneklerimle başarılı bulunarak Kültür Mirası Taşıyıcısı olarak Türkiye genelinde 4982 kişi arasına girdim. İlim ve ilçem adına çok heyecanlıyım, çok mutluyum, çok gururluyum.  Bu unvanın bana ne getireceği hakkında hiçbir fikrim yok ancak Kırık Yama adına beni heyecanla bekleyen öğrencilerim var. Yurt içinde, yurt dışında el sanatlarının tanıtımı için görevlendirilecek kültürel miras taşıyıcısı olarak UNESCO  ve Kültür Bakanlığı destekleriyle  görevlendirileceğimi biliyorum. Hepsi bu kadar başka getirilerinden haberim yok.

ÜLKEMİ TEMSİL EDECEĞİM İÇİN ÇOK MUTLUYUM

Ben gönül verdiğim sanatta ülkemi temsil edeceğim için çok mutluyum. En önemlisi sanattan anlayan, sanata saygı duyan bu yapılan işlerin kıymetini değerini, dönüşümün ve ekolojinin bize daha çok kazanımlar sağlayacağını bilen bütün organizasyonlarda görev alabilir. Onlara hizmet edebilirim onun bir sınırı yok. Ben buradan hanımlara bir şeyler söylemek istiyorum. Hiç kimse geçmişini hor görmesin, geçmişine sahip çıksın. Eğer geçmişine sahip çıkarlarsa gelecekleri olur. Çünkü  bu değerlerimizi korumak zorundayız. Çocuklarımıza da bunu öğretmek zorundayız, çok kaliteli, çok değerli büyüklerimiz var. Onlara hürmet edip onlardan bilgiler edinmemiz çok gerekli. Geç olmadan onlara sarılalım ve kültürel değerlerimizi yaşatalım. Herkesin her yaşında uğraşabileceği mutlaka bir iş vardır. Kimse boş durmasın. Mutlaka bir işle uğraşsınlar ve mutlaka eskileri değerlendirsinler. Onlardan yeniler yapsınlar, çünkü yeniler insanların tükenme arzusunu aşılıyor ve tetikliyor. Eğer ben bu kurulun, bu heyetin önünden başarıyla başım dik ayrıldıysam babaannemin bana öğrettiği sanattan dolayıdır. Bu sınavı bana babaannemin sanatı kazandırdı. Buradan bana yardımcı olan Ordu İl Kültür Müdürlüğü’ne teşekkür ediyorum. Ayrıca  öğrencilerim benim için çok değerlidir. Ben onlarla gurur duyuyorum onlarla en kısa zamanda birlikte güzellikler yaratmaya devam edeceğim.

ARİF KALAFAT-ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
‘KEDİ’ SİNEMASEVERLERLE BULUŞUYORÖnceki Haber

‘KEDİ’ SİNEMASEVERLERLE BULUŞUYOR

YILBAŞI EĞLENCENİZ CANINIZI ALMASIN!Sonraki Haber

YILBAŞI EĞLENCENİZ CANINIZI ALMASIN!

Haber Yorumları

  • Uğur Ertürk29-12-2021 17:00

    Sondan 2. başlık 4982 olacaktı. Düzeltiniz lütfen. Çocuğu yaşamayanlar 40 çocuğun giysi parçalarından elbise yapıp bebeğine giydirirmiş eskiden. Başarılar dileriz Zeynep Çağan Hanıma.

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar