Ordu
DOLAR18.8383
EURO20.3282
ALTIN1128.4

GAZETECİ VALA NURETTİN’İN KALEMİNDEN ORDU MEKTUPLARI… (15)

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
GAZETECİ VALA NURETTİN’İN KALEMİNDEN ORDU MEKTUPLARI… (15)
Abone ol

Dünden devam

1937’DE ÜNYE’DE VALA NURETTİN’DEN “KÜÇÜK SERMAYELİ MÜTEŞEBBİSLERE ANADOLU’DA İŞ”

Ünlü Gazeteci Vala Nurettin 1930’lu yıllarda yerleştiği Ünye’den İstanbul’daki Haber gazetesine yazılar yollamaya devam ediyordu. 11 Haziran 1937 tarihli “Haber Gazetesi”nde o zamanki Ünye kazasının mevcut şartlarını yansıtan Vala Nurettin “Küçük sermayeli Müteşebbislere Anadolu’da iş” başlıklı yazısında şunları yazmıştı:

“İstanbul’da beyaz peynir 40 kuruşa, Ünye’de 60 kuruşadır. İstanbul’da toptan olarak paketi kuruşa alman tıraş bıçakları, Ünye’de 25 kuruşa perakende satılır. Farka dikkat ediyor musunuz? Halbuki, meselâ deseniz ki:

— Adam sen de!.. Ünye’de oturanlar İstanbul’un beyaz peynirini yemeyiverir! Elbette oranın da kendine mahsus bir peyniri olacak.. Onu yerler.. Fakat hayır.. Yerlisi yoktur.. Yaylâ mahsulü, diye kaşara yakın bir şey satılır. O da ithalât malı ve 50 kuruşa...

İçinde yaşadığım aylar zarfında (Ünye’de) etrafıma baktım, baktım Bu cennet gibi güzel ve mümbit kasabanın kendine has hiçbir imalatı mevcut değildir. Eskiden kalanlarda unutulmuş, meselâ ne güzel bezler dokunuyormuş şimdi yapan kalmamış... İnsan bakıyor, bakıyor da “buradan ne sebeple servet çıkarılamıyor? diye acıyor. En zenginlerin senelik varidatı iki bin lira civarında… Onlar da parmakla gösteriliyor. Vaktiyle bir söz işitmiştim: Zenginlik membaı, ticaret imkânı olmayan yerde Yahudi bulunmazmış. Ünye’deki dostlarıma:

— Burada Yahudi yok mu? diye sordum.

 —Esasen burada Müslüman olmayan ancak iki kişi vardır. Vaktiyle Yahudi vardı, pek zengin olup gitti. İşte meteliksiz başlamışken ticarethanesinin İstanbul’da ve Avrupa’da şubeleri oldu. Türkiye’nin servetçe en ileri gelenleri arasına girdi. Düşünüyorum, hakikaten öyle… Yine Ünyeli biri anlattı:

— Bu Yahudi’yi, bilâhare gördüm. Bana dedi ki: “Oğlum, ben artık ihtiyarlayıp oradan (Ünye) çekildim. Sana nasihatim şudur: Ünye’ye dön ve Orada herhangi bir iş tutarak, fazla zekâ bile sarf etmeden sadece ciddiyetle çalış. Dükkânını günlerce kapalı tutma. Vaktinde aç ve kapa, elverir, Talihin ne kadar yar olmasa, yine hayatını kurtarırsın. Çünkü her saha boştur, hiçbir şey yapılmamış.

Düşünüyorum, hakikaten öyle… Beş on inek bile, bu Ünye’de bir insanın müstakbel zenginliği için başlangıç değil midir? Bir dana altı lira, bir sütlü inek 20-30 lirayadır. Ve civar hayvan yetiştirmeğe müsaittir. Yukarı ki bedbinane (kötümser) sözlerden sonra şu nikbinane (iyimser) neticeye varıyorum: En küçük sermayeli müteşebbis yurttaşlarımız için, Anadolu kasabaları bulunmaz altın membaıdır. Bu kadar hiçten ticaret, dünyanın bir yerinde olamaz. Yalnız bir az bilgi ve bilhassa, Yahudi’nin dediği gibi “ciddiyetle çalışmak” kâfidir.

Bu, yalnız Ünye’ye has bir vaziyet değildir. Çok oturup tetkik imkânını bulduğum için orasını misal gösteriyorum. Devlet nakliyat vasıtalarındaki tenzilatlı pasolardan istifade ederek küçük sermayeli teşebbüs erbabının memleketi dolaşmalarını, kendilerine münasip işler aramalarını tavsiye ederim. “Türkiye’de en ucuz yer Bursa’dan sonra İstanbul’dur. Anadolu, bütün medeni ihtiyaçların temini bakımından ateş bahasıdır!” diye yazmıştım. Benim şikâyet ettiğim pahalılık müteşebbislerin işine çok yarar. Diğer taraftan onların bu rağbeti, memleket içinde yavaş yavaş makul ve elzem bir ucuzlamayı intaç (sonuçlandıracak) edecektir. Küçük sermayeli müteşebbisler! Memleketi dolaşınız! Çok iş vardır, çok… (Vâ-Nü)”

“MINTIKA VATANPERVERLİĞİ”

14 Haziran 1937 Tarihli Haber Gazetesi 3. Sayfasında Vala Nurettin tarafından “Benim Görüşüm” adlı köşede “Mıntıka Vatanperverliği” başlıklı bir yazı neşredilmişti. Ordu ile Giresun arasında vilayet olma hakkında görüşlerini Vala Nurettin, mezkûr başlıklı yazıda şöyle kaleme almıştı:

“Kulüpçülük zıddiyetlerinin ne olduğu malumdur. Fırkacılığı da herkes bilir. Onun gibi, bir de "Mıntıka Vatanperverliği” var. Beynelmilel tabiriyle "Regionalism” dedikleri… Galatasaray ile Fenerbahçe oyun oynarken, bu iki güzide spor teşekkülünün müfrit taraftarları:

— Ye! Kır! Öldür… diye haykırırlar... Sanki seyrettikleri oyun değil de Asuriler zamanında yapılan bir harptir. Fırkacılığın da İspanyayı ne hale getirdiği göz önündedir. Milli mücadele esnasında şöyle bir şey anlatmışlardı:

— Düşman İzmir’e çıktı! Müdafaa edelim demişler.

—İzmir’den bana ne? Burası (***) Vilâyeti... Hele buraya gelsin de öyle düşünürüz... Cevabı verilmiş. Ve düşman oraya da gelmiş. Böylelikle, Türk vatanın nasıl mukadderatı birbirine bağlı bir kül teşkil ettiği anlaşılmış...

Bir zaman da:

— Anadolu, Anadolulular tarafından idare edilmelidir. Bu Rumelililere ne oluyor? gibi bir sakim ve tefrika sokucu zihniyet ortaya atılmıştı; tabii, söndü. Şüphesiz mıntıka vatanperverliği (Bölge Milliyetçiliği), yukarıda anlattığım pek kötü şeklini Türkiye’de çoktan kaybetmiştir… Şimdi her Türk, vatanının, oturduğu vilâyet değil, bütün Türkiye olduğunu biliyor. Lâkin kulüpçülük tarzında rekabetler bütün şiddetiyle devam etmektedir. Meselâ, komşu olan Giresun ve Ordu vilâyetleri arasında… Birinde fazla miktarda kabak çıkarmış. Öte ki, ora halkıma “kabakçı,, diye isim takmış.. Ordulular da “biz niçin kabakçı olalım! Biz Giresun’dan ileriyiz! Diyorlar… Ve her yabancıya şu suali sormak adetleridir:

— Ordu’yu mu beğendiniz, Giresun’u mu? Ayni sual Giresun’da da sorulur. Vaktiyle, bunlardan birinin vilâyet olup ötekini kendine tâbi etmesi icap etmiş. Çünkü birbirlerine pek yakınlar.. İşte o zaman “Sen olacaksın! Ben olacağım!,, diye kıyamet kopmuş. Merkeze yüzlerce imzalı telgraflar yağdırılmış.. Rakibe tâbi olmaktansa her şeye razıymışlar.. Bunun üzerine, merkez de, bakmış çare yok, her ikisini birden, ayni günde vilâyet yapmış.

Hangi tarafı beğendiğime dair sorulan suale, ben samimi olarak şöyle cevap verdim:

— Bugünkü haliyle, Giresun daha ilerdedir. Fakat Ordu’nun ilerleme temposu daha fazladır. Hatta her gördüğüm vilâyetten üstündür. Arazisinin, münevverinin, köylüsünün istidadı da fevkalâdedir. Gerçi Giresun cennet gibi bir memlekettir. Fakat Ordu ile Vona arası da cenneti âlâdır. Eğer rejyonalizm, böyle, birbirini geçmek rekabeti halini alırsa hiç de zarar değil, faydalıdır. Bugünkü Vaziyette, Ordu — Giresun rekabeti teşvik edilmesi icap eden bir ruhtadır.

Ayni çekişmeler, başka yerlerde de var. Meselâ, Tokat’ta sordular:

— Nereye gidiyorsunuz?

— Sivas’a... Şüphesiz lâtife olarak dediler ki: “Nerede görsen bir ehli Sivas, oku bir kuleuzü binnas, olursun şeytan şerrinden halâs... Gerçi şaka, fakat Sivaslılar tarafından hayli kabaca bir şaka sayılıyor. Filhakika onlar, melek gibi adamlar!... Merzifon’a gittiğimiz zaman, civar bir vilâyette “Orasının eşeği ile keşkeği meşhurdur!” dediler. Biz de safiyane:

— Keşkeğiniz meşhurmuş, nerede satılır? Bir yesek… diye sorduk. Bunu âdeta bir suiniyete hamlederek kızdılar.

Hâlbuki meselâ İstanbullulara “Muhallebici” derler. Bize: “Şehrinizde en meşhur muhallebici dükkânı neresidir?” diye sorsalar alınmayız... Keza bütün memleketin Kayserililere takılması mutattır. Onlarda müsamaha gösterirler. Askerlikte bir delikanlıya okuma yazma bilip bilmediğini sormuşlar:

—Bilmem ama, Kayseriliyim!...demiş…

Bu nu Kadıköy vapurunda anlatırken, meşhur müteşebbis ve iş adamı Bay Sabur Sami, sevimli çehresiyle karşıda oturuyormuş!                                     

— Kendisi hem Kayserilidir, hem de okuyup yazmak bilir! Gene kızmamış... İşte rejyonalizm, böyle lâtif şakalaşma halini alırsa yahut da, Ordu ve Giresun arasında olduğu gibi yükselme rekabeti şeklinde tecelli ederse ne ala… Yoksa karşı tarafı düşman bilen bir mıntıka vatanperliğinden korunmalı…(Va-Nu)”

KAYNAKLAR:

Vala Nurettin, “ Yakında İstanbul şehrinden ayrılıyorum” başlıklı yazı, Haber Gazetesi, 10 Kasım 1936 Vala Nurettin, “ Anadolu’ya göç etmemi beğenmeyen okuyucuma cevap” adlı yazı, Haber Gazetesi 11 Kasım 1936-İstanbul

Vala Nurettin, “Ünye’den ilk mektup” başlıklı yazı, Haber Gazetesi, 11 Aralık 1936-İstanbul

Vâla Nurettin, “ Ne umdum ne buldum?” adlı yazı, Yedigün Dergisinin 200. Sayısı, 1937/Ocak-İstanbul

Vâla Nurettin, “Sıtma tehlikesi” başlıklı makale, Haber Gazetesi, 25 Aralık 1936 –İstanbul

Vâla Nurettin, “ Bir seyahat arkadaşımın düşüncesi” adlı yazı, Haber Gazetesi, 28 Aralık 1936-İstanbul

Vâla Nurettin, 29 Aralık 1936  Haber Gazetesinin 3. Sayfasında “Hamam Meselesi” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 2 Ocak 1937 Haber Gazetesinin “Tabiat cemiyetten çabuk hareket ediyor” makalesi

Vâla Nurettin, 5 Ocak 1937 Tarihli Haber Gazetesi  “Anadolu’da hayat İstanbul’dan pahalı” adlı yazı…

Vâla Nurettin, 6 Ocak 1937 tarihli Haber “Misafirperverlik ve anafor seyahat” adlı yazı..

Vâla Nurettin, 7 Ocak 1937 Haber Gazetesinde “Kasabalarda dolaşan temsil heyetleri” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 9 Ocak 1937 tarihli Haber Gazetesinin “Tabiatla mücadele kabiliyetimiz” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 10 Ocak 1937 Haber Gazetesi  “Lakin bu derin sükût bitsin” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 17 Ocak 1937 tarihli Haber Gazetesinin “Ecel Nedir?” adlı yazısı

Vâla Nurettin, 10 Şubat 1937 Tarihli Haber Gazetesi  “Frengi Mücadelesi ve Mektep Manzarası” yazı.

Vâla Nurettin, 14 Şubat 1937 tarihli Haber Gazetesi “Sayvan” da bir aile” başlıklı bir fıkra.

Vâla Nurettin, 17 Şubat 1937 tarihli Haber Gazetesinde “Bir ip fabrikasında” başlıklı fıkra

Vâla Nurettin, 26 Mart 1937 tarihli Haber Gazetesi “Fatsa'nın Samimi Muhiti” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 2 Nisan 1937 tarihli Haber Gazetesinde “Köylünün üç tedavi usulü” yazısı

Vâla Nurettin, 3-4 Nisan 1937 Haber Gazetesi  ““Yollar” ve “Münaziünfih” başlıklı yazılar…

Vâla Nurettin, 5 Nisan 1937 Haber Gazetesi “Kel kız uğruna Cinayet Mütegallibe(Zorba)” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 15 Nisan 1937 Tarihli Haber Gazetesi “Paşa yolu” nasıl bir yoldur?” başlıklı yazısı.

Vâla Nurettin, 22 Nisan 1937 Haber Gazetesi, “Asarı atikadan iki acibe” adlı yazı

Vâla Nurettin, 24 Nisan 1937 Haber Gazetesi “ Saz Kaz, Kekik, Keklik” başlıklı yazısı

Vâla Nurettin, 25 Nisan 1937 Haber Gazetesi, “Emlak, arazi ve işçi fiyatları” başlıklı yazısı…

Vâla Nurettin, 28 Nisan 1937 Haber Gazetesi “Şarkılara, Türkülere dair...” fıkra türü yazı…

Vâla Nurettin, 1 Mayıs 1937 Haber Gazetesi “Ordulu kadınlar peştamalı bir günde attı” başlıklı yazı

Vâla Nurettin, 2 Mayıs 1937 Haber Gazetesi  “Güzel Vona ve pansiyonculuk” başlıklı yazısı.

Vâla Nurettin, 10 Mayıs 1937 “Haber Gazetesi, “  Bir çalışma şampiyonu Türk bayanı”

Vâla Nurettin, 14 Mayıs 1937 Ulus Gazetesi ”Basın İcmali “ köşesi “Halka İnmek Lazım” başlıklı yazı…

Ulus Gazetesi, 14 Mayıs 1937,  ”Basın İcmali “ köşesinde “Halka İnmek Lazım” başlıklı yazı…

Vâla Nurettin, 26 Mayıs 1937 tarihli Haber Gazetesi “Marifetli Türk Şoförleri” başlıklı yazısı…

Vâla Nurettin, 1 Haziran 1937 Haber Gazetesi, “Kız ve Sır Bulamayan Zavallı Müteşebbis Delikanlı” yazısı…

Vâla Nurettin, 11 Haziran 1937, Haber Gazetesi “Küçük Sermayeli Müteşebbislere Anadolu’da İş” yazı.

Vala Nurettin, 14 Haziran 1937 Haber Gazetesi “Mıntıka Vatanperverliği” başlıklı bir yazı…

SON...

 


  • 0
    SEVDİM
  • 1
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
ÇAĞLA’NIN HEDEFİ MADALYAÖnceki Haber

ÇAĞLA’NIN HEDEFİ MADALYA

YOLCU ÇOK UÇAK YOK!Sonraki Haber

YOLCU ÇOK UÇAK YOK!

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar