Ordu
DOLAR16.9549
EURO17.401
ALTIN964.51
reader

İSTANBUL SEVDALILARI 

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
İSTANBUL SEVDALILARI 
Abone ol

Çakal Mustafa 

Bokluderenin gariban çocuklarından biri de rahmetli Çakal Mustafa’ydı… 

Daha önceki yazılarımın birinde de sözünü ettiğim Sürmeneli Çökelekçi Seyit’in ortanca oğlu  olan Çakal Mustafa, küçük yaşta annesini kaybettiği için hem garip, hem öksüzdü de… Pek mütenasip olmasa da ailesinden çakallar diye söz edildiğinden o da ismiyle değil lakabı çakal ile anılır, çakal diye çağrılırdı. Zaten bu anlayış, bokludere çocuklarının  çoğu için de geçerliydi. Örneğin: 

 Hayrettin ya da Metin desen kimse, kimden söz edildiğini anlamazdı ama lakabı olan Lıgıcı denildiğinde, herkes onun Hayrettin Metin olduğunu anlardı.  

Sivri denildiğinde bunun Yusuf Postacı; Bobilak denildiğinde ise Yusuf  Savaşkan olduğu anlaşılırdı. Çivi denildiğinde ise  Orhan Gümüş  gelirdi akıllara. Ayama denilen lakaplar büyük, küçük herkesin asıl isimlerinden  önde olurdu, Abdullah denildiğinde hangi Abdullah’tan  söz edildiği anlamazdınız ama Puro denildiğinde, bunun Abdullah Aydın olduğunu bilirdiniz. 

Kimseye zararı olmayan, herkesin sempati duyduğu Çakal Mustafa’nın İlkokul öğrenimini tamamlayıp tamamlamadığını bilemiyorum. Bildiğim, onun orta öğretime hiç devam etmediği idi.  

Dızlık İsmail’le komşu ve yaşıt olduklarından mahalle arkadaşlıkları vardı haliyle… Ancak İsmail kurnaz, Çakal ise lakabının aksine  biraz safça idi. Her ikisinin ortak kaderi, çocuk yaşta harçlıklarını babalarında almak yerine çalışarak elde etmeleriydi.  

İsmail topa da meraklıydı. Bokluderenin karşı kıyısında olan mahallelerinde  kendinden bir iki yaş küçük çocuklarla bir mahalle takımı kurmuş, adını da Karşıyaka koymuştu… Herhalde İzmir’in ünlü takımı Karşıyaka’ya esinlenmişlerdi. Rahmetli Zafer Gönül, rahmetli Cemal Taştemel, Puro  Abdullah (Aydın), Necati Öztürk ile yaşıtlarından Oduncu lakaplı rahmetli Yurdal Şensoy gibi çocuklar takımının oyuncuları arasındaydı. 

Karşıda bizim taraftaki  mahalle takımlarıyla sık sık  mahalle maçları yapan İsmail’in Karşıyaka adlı takım, Ömer Dağaşan’ın Kardeşspor takımına karşı hiç galip gelemezdi… İsmail, para kazanan bir çocuk olduğundan diğer çocuklara göre paralı biriydi de… Parası olduğundan Kardeşspor’un golcüsü Murat Atacan’ı 5 liraya kendi takımına  transfer etmek istemişti bir ara… Biz çocuklar için 5 lira yüklü  miktarda bir paraydı da… Yıllar sonra  Orduspor’un profesyonel yıldız futbolcusu olan Murat Atacan, ilk transfer teklifini, ta çocukluk yıllarında Dızlık İsmail’den almıştı ama bu transfere olumlu bakmamıştı… 

Çakal Mustafa, o da  topa meraklıydı ama pek yetenekli biri  değildi… Onun merakı daha çok, filmlerde gördüğü İstanbul’du… Onun için İstanbul’a gitmek, hac için Mekke’ye gitmek  gibi kendisine farz kılınmış  ulvi  bir görevdi sanki… 

İstanbul’a gitmenin tek yolu ise, yolcu gemilerinin birinde kaçak yolcu olmaktı… Ne iş olsa yapmayı göze alan Çakal Mustafa, yaz aylarında gemiyle kaçak geldiği İstanbul’da plajlarında birinde karın tokluğuna da olsa getir götür hizmetleri yaparak bir müddet yaşamını sürdürür, sonra tekrar Ordu’ya dönerdi…

Ordu’ya geldiğinde İstanbul’daki yaşamın güzelliklerini, arkadaşlarına  öve öve anlatmakla bitiremezdi… Onun İstanbul macerasını dinleyenlerden biri de, kentin ensesi kalın eli sıkı tefecilerinden birinin yeni yetme oğludur.  

Çakal, çalıştığı plaja gelen güzel kadınların, oradaki erkeklerden hiç çekinmeksizin bikini mayolarıyla denizde yüzdüklerini anlatınca oğlan, İstanbul’u, içinde hurilerin dolaştığı bir cennetmiş gibi hayal eder… Çünkü o zamanlar Ordu’da kadınlar denize gece entari ile girerlerdi. Az da olsa gündüz mayo ile girenler de vardı ama onlar da  başka erkeklerin olduğu ortamda girmezlerdi denize… 

Hele bir de Çakal,  plaja gelen kadınlardan  bazılarının isteklerine üzerine  sırtına güneş kreminin bizzat kendisinin sürdüğünü de anlatınca, uşağın aklını  hepten başından alır… Nasıl, ne yapsam da ben de İstanbul’a bir gidebilsem diye hayaller kurup  aklınca  planlar yapmaya başlar.  

Bir zaman sonra artık dayanamaz, tefeci babasının yastık altına sakladığı paralardan yüklü bir miktarını gizlice kaptığı gibi bir çantaya koyar ve soluk soluğa  kendisine rehberlik edeceğini planladığı  Çakal’a gelir. Reis  bizi Afrin’e götür  diyenler gibi o da, “ Çakal beni İstanbul’a götür”  der heyecanla… 

Çakal da zaten o aralar İstanbul’a gitmeyi planlamaktadır. Beklediği  imkan ayağına gelmiştir. Artık paraları da vardır,  gemiyle kaçak gitmeye de gerek yoktur.  Hemen, o zaman şimdiki vali konağının yanındaki otogara gelirleler ama Ordu’dan direkt Orduluların yoğun olduğu İstanbul Feriköy’e giden Kalafat Turizm  bir saat önce kalkmıştır. Ama olsun, simsar Oflu İsmail Trabzon’dan gelen  İstanbul otobüslerinden birine bunları bindiriverir. 

Ver elini İstanbul… Paraysa para, bundan yana dert yok nasılsa… İstanbul’da o kadar parayı  nasıl harcadıkları pek bilen olmasa da yine de Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesinde başlarında birer afili fötr şapka ve takım elbiseleriyle tur attıklarını görenler vardı  o zamanlar… 

Belli zaman sonra geçen günlerle birlikte para da suyunu çekince Ordu’ya avdet zorunda kalmışlardır. Ancak bu defa karadan değil, deniz yoluyla kaçak olarak gemiyle… 

1960’lı yıllarda Yüksek Öğrenimdeki biz Ordulu öğrencilerin pek çoğu Başkent  Ankara’da Anafartalar Işık Caddesindeki bir İş hanının 4. Katında, dernekçe  kiralanan  Ordu Talebe Yurdunda kalırken, Ankara’da ikamet eden hemşerilerimizden bazıları bizleri ziyarete, caddedeki Dayı denilen Acem Demir’in kahvehanesine  gelirdi.  

Bir  gün  baktık ki bizim Çakal Mustafa’da oraya gelmemiş mi ? Ankara’da semt pazarların kurulduğu günlerde pazarda su satmaktaymış. O zamanlar pet şişeler henüz olmadığından  tenekeden yapılmış özel su kabında bardağa doldurup satarmış suyu… Altındağ’da  kiraladığı köhne gecekonduda kalmaktaymış. 

O sıralar öğrenci olayları had safhaya çıkmış yurtlar, karşılıklı tarafların karargahı haline gelmişti. Bu nedenle aileleri öğrencilerin yurtlarda  barınmalarını sakıncalı buluyorlardı.  Bu nedenle, her  ne kadar bizim yurtta böyle bir durum söz konusu  olmasa da bu yüzden  epey boş yatak vardı. Yurt kirasını ödemekte zorluk çekiliyordu. Onun  için Ankara’daki öğrenci olmayan bazı  bekar siviller de yurtta kalmaktaydılar. O zaman  gariban  Çakal Mustafa da ne  diye kimi kimseye tanımadığı bir yerdeki gecekonduda kalsındı ki ?  

Yanlış hatırlamıyorsan o zamanki Yurt Müdürümüz de Osman Turgay arkadaşımızdı… O da uygun gürünce Çakal’a da sivillerin kaldığı iç odalardan birinde bir  yatak tahsis edildi.  

Gündüzleri pazarlarda su satan Çakal, pazarcılara kendisini hayli sevdirmiş olmalı ki, akşam yurda, onların ikramı olan meyve ve çiğ yenilebilecek salatalık, marul gibi  sebzelerle döner, onları öğrencilerle paylaşırdı da… 

Çakal, su satışında biraz epeyce bir para biriktirmiş olmalı ki, bir gün baktık ki parmağında bir altın yüzük ama eni nerdeyse, üç parmağını birden kaplıyor. Çok meraklıyım ben yüzüğe diyordu. Sonradan anladık ki altın yüzük, Çakalın bir nevi sigortasıymış… Para tükendiğinde yüzüğü  paraya çevirir memlekete dönmek için yol parası da yaparmış… 

Sonraki yıllarda özel el arabası ile Ordu’da simit satan Çakal Mustafa’nın ne zaman vefat ettiğini duymadım.  

Garip gelmişti dünyaya garip gitmişti Çakal Mustafa ! 

 Mekanı cennet olsun !... 

Resim 4: Ordu Talebe Yurdu Öğrencileri bir Pazar günü kendilerine ziyarete gelen

Ankara'daki Ordulu hemşehrileriyle, Işıklar Caddesindeki  Dayının kahvesinin bahçesine bir aradalar.


  • 0
    SEVDİM
  • 2
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
AMATÖRÜN ‘EN’LERİÖnceki Haber

AMATÖRÜN ‘EN’LERİ

PİYASAYA FINDIK ARZI KESİNTİYE UĞRAMAMALIDIRSonraki Haber

PİYASAYA FINDIK ARZI KESİNTİYE UĞRAMAMAL...

Yorum Yazın

DÜNYA DURUGÖL’Ü GÖRSÜN
CUMHURİYET MAHALLESİ’NE DENİZE SIFIR MESİRE ALANI
VÜCUDUN YAĞ İHTİYACININ KARŞILANMASI İÇİN FINDIK ÖNERİSİ
KIRLIDAKİ FINDIK FESTİVALİNE DAVETLİSİNİZ
HAVADAN VE DENİZDEN YAPILAN ARAMALARLA BULUNDU 
İNTİHARA TEŞEBBÜS ETMİŞTİ KURTARILAMADI
ÇÖZÜM İÇİN TEK BİR KARAR YETER
GERÇEK ENFLASYON BAŞKA MAAŞLARDAKİ ARTIŞ YETERLİ DEĞİL
GÜRGENTEPE’YE 11,5 MİLYON TL’LİK OSKİ YATIRIMI
ÇETİNKAYA KARDEŞLERİN ÇİFTLİĞİNE DAVETLİSİNİZ
60 KİŞİ TOPLATMAK 1200 KİŞİ TOPLAMAK İÇİN OBB’YE BAŞVURDU
HOBİSİNİ KAZANCA DÖNÜŞTÜRDÜ
TÜRKİYE FINDIK İHRACATINDAN 10 AYDA 1,8 MİLYAR DOLAR KAZANDI
AYVALIK'TAKİ YAZLIĞI SATIP METAVERSE'TE ARSA MI ALSAK?
RECEP KARA OLMADI!
DURUGÖL’ÜN TAMAMININ KURTARILMASINI İSTİYORUZ
VALİ SONEL ŞEHİT AİLELERİ İLE GAZİLERİ UNUTMADI
Ihlamur ağacından düşen kişi öldü
YİNE AKPINAR’DA KAZA!
DOMUZ ETİNDE VERGİYİ İNDİRECEĞİNE AKARYAKITTA İNDİR

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar