VAKIF KATILIM
Ordu
DOLAR17.9437
EURO18.4342
ALTIN1039.2
reader

MESUDİYE’DEN ORDU’YA BİR HAYAT HİKÂYESİ

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
MESUDİYE’DEN ORDU’YA BİR HAYAT HİKÂYESİ
Abone ol

Mithat Baş, kentimiz için değerli bir araştırmacı, tarihçi ve yazar.  Uzun yıllar eğitim dünyası içinde öğretmen ve idareci olarak da görev yapan Mithat Baş, birçok kitabın yanı sıra şimdi de anılarını kaleme aldı.

Mesudiye’den başlayan hayat yolculuğunda yaşadıklarını, tanıdıklarını objektif değerlendirmelerle anlattı. Ordu’nun ve Mesudiye’nin yakın tarihine ışık tutan “Mesudiye’den Ordu’ya Bir Hayat Hikâyesi” adlı kitap için 20 Kasım Cumartesi günü saat 14.00-16.00 arasında Ordu Öğretmenevinde bir söyleşi ve imza günü düzenlenecek.  Mithat Baş’la, anı kitabı üzerine bir söyleşi yaptık.

Ordu Olay: Anılarınızı yazma fikri nasıl doğdu?

Daha çok çocuklarımın ısrarı üzerine anılarımı yazdım. O kadar yalın anlatmaya çalıştım ki bazı bölümlerini çocuklarım sildirdi. “Bu sadece senin hayatın değil bizim de hayatımız” dediler. Çocukluğumda hiç oyuncağım olmadı. Benimle birlikte hayata atılan kuşağın yarısı ve hatta yarıdan fazlası 1950’li yıllarda salgın hastalıklarda hayatlarını kaybettiler. Bu olayları çocuklarım hem benden hem de annelerinden fazlaca dinlemiş olmalılar ki benim hayatımı, daha çok da çocukluk yıllarımı bilmek istemeleri onların meraklarından olmalı.

Ayrıca birçok özel sohbetlerimizde konu edindiğimiz bu anıları, İbrahim Dizman ve Hikmet Pala Kalibya Yayınevinden yayınlamak istediklerini, böylece gelecek kuşaklara bir kuşağın hangi şartlar altında yaşadığını belirten bir belge bırakılabileceğini belirttiler. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Gerçekten de anılar, gelecek kuşaklara geçmişin aynası gibidirler. 

Ordu Olay: Anılarınız özellikle Mesudiye yöresine ait etnolojik bilgiler de içeriyor:  Düğünler, yaylacılık, imece vb. Bu değerli saptamalar çocukluğunuzun gözlemleri mi?

Elbette, hem çocukluğumun hem de gençliğimin bir kısmı bu etnolojik olayların içinde geçti. Özellikle ekin imecesi günlerimi unutamam. Köyde ikamet ediyorsanız bunları doğal olarak zaten yaşarsınız. Ancak bu tür imece çalışmaları yaklaşık elli yıldan beri artık yapılmamaktadır.

Ayrıca çocukluğumdaki düğün törenleri günümüzde Toroslarda yaşayan Yörük düğünlerini çok andırırdı.

Bende en çok iz eden olaylar ise mevsimlik işçi olarak gurbete giden babalarımızın döndüklerinde bulamadıkları çocukları, kimi zaman yaşlı anneleri veya eşleri, kimi zaman da kaybettikleri büyükbaş hayvanları için üzülmeleri idi.  

Ordu Olay:  Kitabınızda Mesudiye'ye, köyünüze ilişkin başka neler var?

Anılarımda daha çok Mesudiye ve köylerindeki okuyarak meslek sahibi olma yarışına yer verdim. Öyle ki bir Mesudiye köylüsü yeni doğan çocuğunun beşiğini sallarken bile buradan ayrılarak kendine yeni bir meslek veya geçinebileceği yeni bir ortam bulması için ninni söylemesi bir kültür haline gelmiştir.

İşin ilginç yanı bu kadar zor bir coğrafyada doğan ve buradan ayrılarak daha iyi yaşam şartlarına kavuşmuş Mesudiyeliler bile bu toprakları kutsarlar. Ben bile çocukluğumdaki o büyük acıları yaşamama rağmen yaz mevsimini iple çekerim o topraklara kavuşmak için.

Ordu Olay:  Bana “Hoca mektebi” günlerin ilginç geldi. Köyünüz tutucu muydu? Çocukluğunda yeniliklere karşı çıkılır mıydı?

Kuşkusuz bütün Anadolu köyleri gibi köyümüz de geleneklerine bağlıydı. Özellikle giyim kuşama dikkat edilirdi. Yaşlıların olduğu yerlerde kısa kollu gömlekle bile gezmemiz yadırganırdı. Hoca mektebine hemen hepimiz ilkokula başlamadan önce gitmiştik. Buna rağmen köyde kız ve erkek çocukların okumasında ayırım yapılmadı. Her aile kızlarını da okutmaya çalıştı.

İddia edildiği gibi bizim köyümüzde din eğitimi ile ilgili devletin olumsuz bir baskısı olmadığı gibi, hoca mekteplerinin açılmasında bir sakınca da görülmedi. Din öğretiminin zorlaştırılması veya Kuran okunmasının yasaklanması gibi olaylar hiç olmadı. Bu iddialar külliyen yalandır. Nitekim benim kuşağım daha ilkokula başlamadan bile dini konularda epeyce bilgilenmiştik.  

Ordu Olay:  Anı kitabınızda Mesudiye'den portreler de var. Mesudiyelilik olgusu nasıl tanımlanmalı sizce?

Yukarıda belirttiğim gibi Mesudiye’yi gerek okuyup meslek sahibi olmak suretiyle terk edenler, gerekse işçi veya iş insanı olarak yeni bir yaşam alanı seçmiş olanlar yine de ata yurtlarını unutmazlar. Gurbet elde birbirlerine mümkün olduğunca sahip çıkarlar. Nitekim Niksar, Adapazarı, İstanbul ve Ankara gibi yerlerde çok sayıda Mesudiyeli vardır. Mesudiye’nin nüfusa kayıtlı nüfusunun ancak yirmide birisi Mesudiye’de yaşamaktadır.

Ordu Olay:  Anılarınızda yoksul bir köy çocukluğundan öğretmenliğe uzanan bir süreci de anlatıyorsunuz? Mesudiyeliler çocuklarını okutmaya istekli insanlar olarak bilinirler. Bunun sebebi sizce nedir?

Benim ailem de okuyarak meslek sahibi olmam için elinden geleni yaptı. Hatta 1953 yılında önceden Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne girmiş olan ağabeyimin ölümü ailemi daha da çok etkilemiş olmalı. Hem beni hem de kardeşimi yatılı okullara göndermek için ellerinden geleni yaptılar.

Bu durum hemen bütün Mesudiye köyleri için geçerlidir. Herkes çocuğunun okuyarak veya gurbete giderek daha iyi yaşam şartlarına kavuşması için çalıştılar.

Ordu Olay:  Bir yazar olarak, tarih araştırmacısı olarak anılarınızı yazarken belgelerden yararlandınız mı yoksa sadece hatırladıklarınız mı?

Çok geniş bir arşivim var. Bu arşivde Mesudiye ve Ordu’yla ilgili belgeleri muhafaza ederim. Gerektiğinde onlardan yararlanırım. Bana yazılmış mektupları hala saklarım. Okulla ilgili albümlerim durur. Kuşkusuz bunlar birer belgedir. Hem idarecilik hem de öğretmenlik yaptığım yıllara ait tutanaklar çalıştığım yerlerde mevcut olmalı.

Ordu Olay:  Yazarken neler hissettiniz?

Anılarımı yazarken kimi zaman hüzünlendim, kimi zaman da kendimi tutamayarak ağladım. Bu çok insani bir duygudur. Bazen de yeniden hatırladığım bir olayı anılarıma kattım. Hala da yazılmamış birçok anım kaldı.

Ordu Olay:   Yeni çalışmalarınız var mı? Varsa neler?

Ben boş duramam. Sürekli yazmaya çalışıyorum. Yeni belgeler ve yeni bilgiler ışığında Ordu ve Mesudiye ile ilgili makalelerimi kendi internet sitemde yayınlıyorum. Bu makalelerin oluşturacağı ve adını “Tarih Araştırmaları” koyacağım bir kitabın hazırlığı içindeyim. Sanırım bir yıl sonra yayınlanma aşamasına gelir. Kitaplar gelecek kuşaklara bırakılacak en iyi miraslardır.


  • 0
    SEVDİM
  • 4
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
HAYATI 2 YAŞINDA TRAKTÖRÜN ALTINDA SON BULDU! Önceki Haber

HAYATI 2 YAŞINDA TRAKTÖRÜN ALTINDA SON B...

AMAOUR İZLEYİCİLERLE BULUŞTUSonraki Haber

AMAOUR İZLEYİCİLERLE BULUŞTU

Haber Yorumları

  • Ebru ÖZCAN19-11-2021 01:06

    Mithat BAŞ Hocamız, 1960’ların Orta Karadeniz yaşantısına dair, meraklıları bilgilendiren akıcı dilli bir yapıt neşretmiş. Eser zekî bir köy çocuğunun; çalışkan ve yaşamı başarılarla dolu bir Cumhuriyet öğretmenine dönüşümünü, son derece latif dille anlatan bir otobiyografi olması nedeniyle de çok değerli. Sayfaların hızlıca birbirini kovaladığı kâh komik, kâh hüzünlü, nihâî tahlilde de çok saygın bir yaşamın öyküsü... ?

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar