Ordu
DOLAR13.4726
EURO15.2894
ALTIN793.64
reader

Ordu’nun Kuru Kahvecisi Melik Kaya Arzan 

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Ordu’nun Kuru Kahvecisi Melik Kaya Arzan 
Abone ol

Melik Kaya Arzan ismi Ordu’da Kahveci Melik, Ermeni sucuk ustası, Sirkeci Melik Usta gibi birçok tanımlamalarla anılır. Yaşadığı dönemden bugüne Ordu’da herkesin sevgiyle ve saygıyla hatırladığı bir isim. Melik Bey'in “Ermeni kimliği” dışında şehrin gastronomi tarihine giren ürünleri, geçmişi ve aile hayatı hakkında ne bir araştırma yazısı okudum ne de sözlü olarak

 aklı başında iki kelime dinledim. 

Onu daha yakından tanımak için Melik Beyle çocukluğundan üniversiteyi kazanıp İstanbul’a gidinceye kadar aynı evde yaşamış dükkanda yıllarca onunla çalışmış manevi oğulları Ararat Arzan ve Ardaşen Dertliyanoğlu’yla iletişime geçtim. Kendileriyle "Melik Keri"lerini yani Melik Dayılarını ve o günleri konuştuk.

Melik Kaya Arzan (1907-1994) Ordu'nun Ulubey ilçesine bağlı Sayacabaşı köyünün tanınmış ailelerinden birinin çocuğu. Babası Kirkor ile annesi Markirit'in bu köyde çok geniş arazileri varmış.  1915 yazında tehcir esnasında tüm ailesi öldürülüyor. Eğer resmi kayıtlardaki doğum tarihi doğruysa, sekiz yaşında bir çocuk olarak her nasılsa bir süre civarda saklanmayı başarmış. Belki kendisini himaye eden birilerinin yardımıyla belki babasının işleri ve ziyaretleri dolayısıyla sahip olduğu bir pasaport sayesinde o dönemde Rusların elinde olan Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki liman kenti Batum’a ulaşmayı başarıyor. 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik Devrimi sonrasında yaşanan kaos ortamında Batum'da da tüm zenginlerin mallarına el koyulduğunda yaşadığı panik ve dehşet içinde kaldığı otelde bir sabah elini başına attığında tüm saçlarının döküldüğü görüyor. Bir süre sonra pasaportu olanların Batum’u terketmesine müsade ediliyor ve 1918 yılında kolundaki saati satarak bir vapur bileti alıp Ordu’ya geri geliyor. Bütün bunların çocuk yaşında olması şaşırtıcı; gerçek yaşının çok daha büyük olması ihtimalini  tamamen göz ardı etmemeliyiz. Döndüğünde nereye gitti, ne yaptı tam olarak bilmiyoruz. Ama bir süre sonra tehcirden sağ kalan bir avuç Ermeni ailesinin geri dönüp hayatlarını yeniden kurmaya çalıştıkları "Ermeni Mahallesi"nde görüyoruz Melik'i. 

Ararat Arzan Dertliyanoğlu anlattıklarına göre sonrasında olaylar özetle şöyle gelişmiş: 

Artık delikanlı çağına geldiğinde olmalı, evlenmek istemiş. Aynı mahalledeki Cumhuriyet İlkokulu’nun karşısında bir evde oturan Müjgan'ı istemiş. Ararat ve kardeşlerinin "Müjgan Abla"sı da bir Ermeni’ymiş aslında. Murat isminde bir ağabeyi varmış, toptancıymış, kumaş satarmış. Müjgan’ı Melik Keri’ye vermemişler. “Daha Ordu’ya yeni geldin, kimse tanımıyor seni” diyerek Melik'in bu isteğini geri çevirmişler; Müjgan da istememiş onunla evlenmeyi. Melik'in kalbi kırılmış bir kere, bir daha da evlenmemiş. "Biz onun çocukları gibi olduk, ablam, kardeşim ve ben!" diyor Ararat Dertliyanoğlu. 

Daha sonra askere Kayseri’ye gitmiş Melik. Akıllı biriymiş, askerliğini yaparken orada pastırmanın sucuğun nasıl yapıldığını öğrenmiş. Bir ara Kayseri'de hastanede de çalışmış; kimya laboratuvarını, oradaki malzemeyi tanımış, öğrenmiş. Tekrar Ordu’ya döndüğünde bir eczanede kalfa olarak çalışmış bir süre. Daha sonra, her nasılsa kuru kahveciliğe başlamış. Ararat Dertliyanoğlu devam ediyor: "Çocukken pazar günleri sabah saatin altısında Sırrıpaşa Caddesi’nde Doktor Dikran Toraman’ın eczane dükkanının karşısındaki dükkana gider üst katta kahve kavururduk. Öğleyin saat 1'e kadar 60-70 kilo kahve kavurur yukarı sererdik. Yeni kavrulan kahvenin kokusunu Sırrıpaşa Caddesi’ne çıkan herkes bir kilometre öteden alırdı. Kahveyi gümrükten 60-70 çuval alır, yukarı depoya koyardı. O çiğ kahve Brezilya’dan gelirdi o zaman, çuvalda ismi yazardı “Cafe Do Brazil”. O zaman kahve fiyatları yükselir azalırdı, bazen olur bazen olmazdı. Bir ara Ordu’da kahve yoktu, gelmiyordu gümrüğe, o zaman nohutlardan çevirilerek kahve yapardı."


 

Melik Keri'nin girişimci ruhu orada da durmamış, başka alanlara da el atmış:

"Yine o günlerde (1960'ların sonu 70'lerin başları) olmayacak şeydi, hiç unutmam, dükkanın önüne kamyonla Elazığ’dan üzüm gelirdi. Üzümler böyle sonbaharda yapraklar sararır ya o renkte, baldı bal. Üzüm kasalarını indirir, onunla sirke yapardık. Üzüm sirkesi çok meşhurdu. Kendisine de o üzümlerden şarap yapardı, ben ondan öğrendim. Melik Keri dükkanında bir şişe şarabını içer akşam yemeğe eve geldiğimiz zaman derdi ki su içmek yok, şimdi su içersen balıklar canlanır derdi, şarap içilirdi. Biz de ondan öğrendik gençliğimizde şarap içmeyi. Babam rahmetli Karabet Dertliyanoğlu rakı içerdi."

Ve devam ediyor Ararat Dertliyanoğlu: 

"Melik Keri’nin yaptığı Ordu sucuğu çok meşhurdu. Kafamı taşa vuruyorum, keşke bir tarafa yaptığı özel baharat karışımını yazsaydım, çok özlüyorum o sucuğu. Her hafta kasaba gider bir büyük taze dana alır 250-300 kg kemiklerini dükkana getirtirdi, daha sonra onları ben eve götürürdüm. Annem o kemikleri, kaburgalarını tencerelerle Hanife Teyze’ye, Günay Teyze’ye, İnce Teyze’ye yollar, gerisi bize kalırdı. Onu kaynattın mı, içinde ilikler şahane olurdu. Taze temiz eti yukarı çıkarır içine koyacağı baharat karışımını kendisi yapardı. İstanbul’a Mısır Çarşısı’na gider baharatlarını bizzat alır, kalmaz, geri gelirdi, o esnada dükkana ben bakardım. Melik Keri baharatları makinede karıştırır, özel bir karışım yapardı, kasaplar bile gelir ondan alırdı. Her hafta pazar günleri 150-200 kg sucuk yapar yukarıda asardık. Pazartesi birkaç tanesini tezgaha indirirdi, herkes almak isterdi. Ben derdim ki daha taze kuruması lazım, biz onu mangal ızgarasında yaparız deyip alırlardı gene de. Kasaptan aldığı her danadan çıkan bonfileyi ayırır pastırma yapardı. Onu satmazdı, evde kahvaltıda yerdik. Ordu’da Gürcü Ceceloğlu Zeki Yamener 1958’de Türkiye’de dördüncü il olarak Ordu’ya satılan tost makinesini Kasımpaşa’dan alıp geldiğinde ünlü Ordu Tostu’nun sucuğunu Melik Keri’den alırdı. Bir gün Samsun Çarşamba’ya gitti, oradan 100 tane ligorin beyaz tavuk getirdi. Evimiz bahçeliydi. O tavukların yumurtalarını dükkana getirir, çift sarılı yumurtalar, her gün bu taze yumurtalardan satardı."

Melik Keri'nin yılları böylece akıp geçmiş Ordu'da, Sırrıpaşa Caddesi'ndeki dükkanında... 

Tehcir sonrasında Ordu'ya döndüğünde Sayacabaşı'nda babadan kalan arazilerinin başkaları tarafından işlendiğine, üzerine evler inşa edildiğine şahit olmuş. Onları geri almak için epeyce mücadele etmek gerektiğini görünce, böyle bir işe girişmemiş. Bunun yerine kalkmış yasal mirasçısı olduğu arazinin o zamanın parasıyla 3070 Lira'ya karşılık gelen bir kısmını (belki de kendisine kalan yegane kısmını) 3 Eylül 1938'de Türk Hava Kurumu'na bağışlamış. 

Melik Kaya Arzan 18 Şubat 1977’de dükkanını "Kuru Kahveci" Ekrem Tan’a devretmiş. O günleri Ekrem Tan’ın oğlu Beyazıt Tan anlatıyor: “Melik Kaya Arzan Ordu’nun ilk kuru kahvecisiydi. O zamanlar Sırrıpaşa Caddesi’nde dükkan çalıştırmak çok önemliydi. Melik Dayı yaşlanıp dükkanı devretmek istediğinde çok isteyen oldu ama Melik Dayı sağ olsun bize verdi dükkanı. Bizim kurukahve işine başlamamız 1978 yılında Melik Dayı’nın dükkanında başladı. 1982 yılında mülk sahibi Perşembeli Halis Öney dükkanı 'Japon Oyuncak' mağazasını açacak olan Hüseyin Sağlam’a satınca biz dükkandan çıktık; ama kurukahve işine o günden bugüne devam ediyoruz. Camiye her gittiğimde Melik Dayı’ya dua okurum, kendisini ailecek rahmetle anarız.”

Melik Kaya Arzan Ordu’da Dertliyanoğlu ailesiyle beraber yaşadığı Zaferimilli Mahallesi Uğurveren Sokak’taki evinde 1994 yılında 94 yaşında vefat etti. Ordu Çakalçıkmaz Mezarlığı’nda, Karabet Dertliyanoğlu ve Handan Çiknavoryanla, nam-ı diğer Handan Hanımla yanyana yatıyorlar.

Kaynak: 12 Kasım Agos Gazetesi


  • 1
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
12 AĞUSTOS’TAN BUGÜNE 1 KİLO FINDIKTA 0,68 DOLAR ZARAR VARÖnceki Haber

12 AĞUSTOS’TAN BUGÜNE 1 KİLO FINDIKTA 0,...

DEPLASMANDA 1 PUANI KURTARDISonraki Haber

DEPLASMANDA 1 PUANI KURTARDI

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar