Mesudiye'den 1905 Yılına Yolculuk

1905 yılında Hamidiye’de toplum hayatında Müslümanlar ile Gayr-i Müslimler beraber barış içerisinde yaşamış, birbirlerine vekil olmuşlar, birbirlerine borç vermişler ve birbirleriyle alış-veriş yapmışlardır. Genellikle Müslüman ve Gayr-i Müslim köyleri ayrı olmakla birlikte beraber yaşadıkları köyler de olmuştur.

Müslim – Gayr-i Müslim Münasebetleri

Toplumda suç çok fazla yaygın değildir. Sadece bir yerde hayvan katledilmesi görülmüştür.

İncelenen sicilde o dönemde yaşayan Gayr-i Müslimler Rum asıllıdır. Ermeni asıllı olan birkaç Gayr-i Müslim’in ismi geçmekle birlikte onlar başka yerleşim birimlerinde oturup da çeşitli sebeplerle mahkemeye gelen Ermenilerdir.

Gayr-i Müslimler kaza merkezinde Eski Rum Mahallesi ve Yeni Rum Mahallesinde yaşamaktadırlar. Köylerden ise Muzadere, Manahos, Mihailçorumu, Maden, Bıçakçı ve Bayraklı köylerinde yaşamaktadırlar. Bu köylerden Bayraklı Köyü’nde hem Rumlar hem de Müslümanlar birlikte yaşamaktadır.

Gayr-i Müslimlerin mağaza, kahvehane, fırın gibi ticarî müesseselere sahip olmaları ve esnaflık yapmaları onların çok rahat bir şekilde ticarî faaliyetlerde bulunduklarını göstermektedir.

Yine tarla, bostan ve bahçe gibi ekilebilir arazilere sahip olmuşlar tarımla uğraşmışlardır.

Ayrıca kendi aralarında olan alacak-verecek davalarında dahi Gayr-i Müslimler şer’iyye mahkemelerine başvurmuş ve haklarını talep etmişlerdir. Yine Gayr-i Müslimler terekelerin paylaştırılması için mahkemeye müracaat etmişler ve mahkeme bu terekeleri şer’î usullere göre paylaştırmıştır.

Sicildeki kayıtlarda bir Müslüman öldüğünde vefat etti ifadesi kullanılırken gayr-i Müslimler için genellikle fevt  (kayıp) oldu ifadesi kullanılmıştır. Ancak onlar için de vefat etti ve merhum ifadelerinin kullanıldığı olmuştur.

İncelenen sicile göre Müslümanlarla Gayr-i Müslimlerin barış içerisinde huzurlu bir hayat sürdürdüklerini söylemek mümkündür. Kaza merkezinde ve köylerde Gayr-i Müslimlerin çok rahat bir şekilde yaşamaları, Gayr-i Müslim mahallelerinin ve köylerinin olması ve bazı köylerde Müslümanlarla Gayr-i Müslimlerin beraber yaşamaları bunu açıkça göstermektedir.

Müslümanlarda olduğu gibi Gayr-i Müslimler de kendi ibadethanelerini ve mekteplerini yapmışlardır.

Müslümanlarla gayr-i Müslimler arasında borç alacak verecek ilişkileri de meydana gelmiştir. Örneğin kasaba sakinlerinden Yüzbaşı Kamil Efendi, Çilingiroğlu Yakof’a on beş Osmanlı Lirası borç vermiştir.  Bunun karşılığında beş oda ve bir kilerden müştemil bir evi rehin olarak almıştır. İkisi de vefat edince Yakof’un mirasçıları bu evde oturmak isteyince Yüzbaşı Kamil Efendi’nin hanımı evin rehin olarak tutulduğunu, borcun henüz ödenmediğini şahitlerle ispatlayarak evi rehin tutmaya devam etmiştir.

Özellikle vekil tayininde Gayr-i Müslimlerin, Müslüman vekil tayin ettikleri gibi Müslümanların da Gayr-i Müslim vekil tayin ettiklerine de rastlanmaktadır. Mesela Bıçakçı Karyesi’nden Pavlosoğlu Todor, Serdarzâde Mehmed Efendi’yi vekil tayin ederken, Karacaviran Karyesi’nden Hatiboğlu Ali’nin zevcesi Hanife, Maden Karyesi’nden Korkoroğlu Kireki’yi vekil tayin etmiştir.

1905 yılında Hamidiye’de (Mesudiye) Ticarî Müesseseler:

Ticarî hayatın önemli göstergelerinden biri de mağaza ve dükkânlardır. Mağaza ve dükkânlar kaza merkezindedir. İncelenen sicilde geçen üç adet dükkân ve iki adet mağazanın sahipleri Rumlardır.

Ayrıca kaza merkezinde bir kahvehane bulunmaktadır. Yine kaza merkezinde üç adet, köylerde ise bir adet fırın kaydına rastlanmaktadır. Kaza merkezindeki kahvehane ve fırınların sahipleri Rumlardır.

Bu durum Rumların ticarî hayatta Müslümanlardan çok daha etkin olduğunu göstermektedir.

Yine o dönemde halkın tahılını öğüterek un haline getirdiği değirmenler de mevcuttur. Bazı değirmenlerin sahipleri tarafından vakfedildiği de görülmektedir.

Halkın sebze ve meyve ihtiyacını karşılamak üzere ekilen bostan ve bahçeler de sicilimizde önemli bir yekûn tutmaktadır.

Bazı eşya ve hayvanların 1905 yılındaki fiyatları günümüzde ilginç gelebilir.

      Şer’iye Sicillerindeki 1905 yılına ait Eşya ve Mal fiyatları

Cinsi                           Miktarı                       Değeri
Döşek âdî                    7 aded                        200 guruş
Yün döşek                   3 aded                        140 guruş
Yorgan âdî                  7 aded                        100 guruş
Yastık                          5 aded                         80 guruş
Şal döşek                    2 aded                          50 guruş
Kilim                          4 adet                         350 guruş
Cecim                         2 aded                          40 guruş
Yatak                          1 kat                           120 guruş
Tüfenk                        2 aded                          50 guruş
Camuş ineği                1 re’s                          150 guruş
Camuş balağı              1 re’s                            80 guruş
Koyun                         9 re’s                          225 guruş
Keçi                           11 re’s                         308 guruş
Oğlak                          8 re’s                            82 guruş
Toklu                         70 re’s                           70 guruş
Öküz                           2 re’s                          200 guruş
Kısrak                         1 re’s                          300 guruş
Merkeb                       1 re’s                          100 guruş
Tay                              1 re’s                          200 guruş
İnek                             1 re’s                          100 guruş
Düğe                           1 re’s                            50 guruş
Tosun                          1 re’s                            30 guruş
Bal kovan                   1 adet                           20 guruş
Not: Tablodaki ifadeler 1905 yılı Şeriye sicilindeki ifadelerdir. 1 Re’s= 1 Baş/tane anlamındadır.

1905 Yılında Hamidiye’de (Mesudiye) Eğitim müesseseleri:

İncelenen dönemde Mesudiye’de faaliyette olduğunu tespit edebildiğimiz eğitim müesseseleri medrese, mektep ve rüştiyedir.

Medrese İslam eğitim sisteminin temel kurumudur. Osmanlılar döneminde fizikî şartları, mimarî özellikleri, programı ve temsil ettiği zihniyetle önemli gelişmeler göstermiştir. Medrese bu dönemde sübyan mektebinden sonra orta, lise, yüksekokul ve üniversite eğitimine tekabül eden, İslamî kimliği sebebiyle sadece Müslümanların devam ettiği bir eğitim kurumu özelliği taşır.

İncelenen sicilde Mesudiye’de bir medresenin faaliyette olduğu görülmektedir. Ayrıca Musalı Karyesi’nde de bir medrese bulunmaktadır. Müderrisleri ise Seyyid Sadullah, Seyyid Mustafa Rüşdü, Mustafa Efendi oğlu Mehmed Sadullah Efendi’dir. Müderris Seyyid Sadullah Efendi’nin vefatıyla yerine oğlu Seyyid Mustafa Rüşdü Efendi geçmiş, onun da vefatıyla yerine oğlu Sadullah Efendi geçmiştir.

1465 Numaralı sicilde İskefsir nahiyesine tâbi Kızılcaviran Karyesi’nde (Günümüzde Mesudiye’ye bağlı Afan Köyü) bir sübyan mektebi olduğunu görülmektedir. Ayrıca Rumların da mektepleri vardır. Nitekim Maden Karyesi’nde bir Rum mektebi olduğu tespit edilmiştir.

Rüştiye; Tanzimat döneminde Batı tarzında oluşturulan, zamanla ilköğretim kademesiyle birleşen orta öğretim kurumudur. Rüştiyeler Osmanlı Devleti’nde kız çocuklarının sübyan/mahalle mektebi üzerine öğrenim görme imkânına sahip olabildikleri ilk eğitim kurumları olmuştur. Sicilde Mesudiye’de Hamidiye Rüştiyesi adıyla bir rüştiye bulunmaktadır. Muallimi de Zile karyeli Eyyübkadızâde Hüseyin oğlu Ömer Efendi’dir.

4. 1905 Yılında Hamidiye’de Sigorta

1465 Numaralı sicilin en dikkat çekici hükmü sigorta ile ilgilidir.

Kelime olarak güven, emniyet ve garanti anlamını taşıyan sigorta kavramı, riskin çoğalıp yaygınlaşması karşısında insanın kendini biraz daha güvende hissetmesi arayışının ürünüdür. Sigorta, belli bir teknik ve sistem içerisinde kaza ve kayıpların zararını telafi etmeyi amaçlayan ve karşılıklı ödeme esasına dayanan akdi bir sistemdir.

Osmanlı döneminde sigorta sistemine ilk defa 1864 tarihli Deniz Ticaret Kanunu’nda temas edilmiş, 1870 yılında Beyoğlu’nda meydana gelen büyük yangında şeyhülislamlıktan sigortanın cevazı hakkında fetva alınmıştır. Yine şeyhülislamlıktan hayat sigortası hakkında fetva sorulmuş, verilen fetvada İslam ülkesinde hayat sigortası caiz görülmemiş, yabancı ülkede ve yabancı sigortacı ile yapılan sigorta akdi ve bundan doğan tazminat ve ödeme caiz görülmüştür.

Sigorta konusunun caiz olup olmadığı İslam Dünyasında tartışma konusu olmuş o yüzden çok fazla yayılmamışken Gayr-i Müslimler bu konuya oldukça önem vermişler ve kendi adlarına şeyhülislamlığın hayat sigortası hakkındaki kararından etkilenmemişlerdir. Bunu 1465 Numaralı sicil defterinde geçen hükümden de anlamak mümkündür.

Defterin en dikkat çekici hükmü Amerikan Newyork Hayat Sigortası ile ilgilidir. Hamidiye Kazası’nın Yeni Rum Mahallesi sakinlerinden müteveffa Keşişoğlu Yordam’ın zevcesi Sofya veledet-i Haçi Yani, vefat ettiğinde mirasçılarına Newyork hayat sigortasından dört bin frank ödenmiştir. Bu hüküm defterde: “Müteveffiye-i mezbûre Sofya veledet-i Haçi Yani’ye Amerika Niyork sigortasından mevrûs akçenin mikdârı dört bin frank ve beher frank dört kuruş on iki paradan lirası yüz kuruşdur” şeklinde ifade edilmiştir.

Günümüzde bile tam olarak yerleşmemiş olan hayat sigortasının o yıllarda yapılmış olması Gayr-i Müslimlerin ekonomik hayatta ne derece ileride olduklarını ve dış bağlantılarını göstermesi bakımından anlamlıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mithat Baş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.