Telefon kuyruğu!

Dün akşam haberleri izlerken aklıma geldi o olay. Tebessüm ettim elimde olmadan:

Bundan 15 yıl kadar önceydi sanırım. Hediyelik eşya satan bir mağazam vardı, Çorlu’daki alışveriş merkezinde… En sevdiğim elemanlardan biriydi Aliş. Bir gün usulca yanıma sokulup, “Yalçın abi, cep telefonumu değiştirmek istiyorum, ama kredi kartımın yetersiz. Senin kartınla taksitle alabilir miyiz?” dediğinde, “Tabii ki, neden olmasın Aliş,” dedim.

Ancak şaşırıp kaldım, alacağı telefonun fiyatını öğrenince. Tanınmış bir markanın son modeliydi sanırım… Cebimden ikiye katlanmış telefonumu çıkarıp,  “Ulan Aliş! Ben bu mağazanın sahibiyim, aha işte kullandığım telefon! Sen benim yanımda çalışan bir elamanasın, ama alacağın telefonun fiyatı benimkinin üç katı!” dediğimde, hâlâ kulağımda çınlar verdiği yanıt:

“Aşk olsun Yalçın abi, bana çok mu görüyorsun bu telefonu? Genç değil miyiz biz! Şöyle arkadaşlarla otururken, telefonu masaya koyduğumda bir havam olmasın mı yani?”

Telefonu benim kartımla aldık. Her ay Aliş’in ücretinden kesinti yaptım, taksiti bitene kadar…

Haberleri izleyince anladım, bugün de durumun değişmediğini. Yurdun dört bir yanından İstanbul’a gelip, telefon için sıraya girmiş insanlar. Kimi sabahın köründen, kimi ise gece yarısından bu yana beklediğini söylüyor.

Neymiş efendim; Apple’ın iPhone 15 serisi çıkmışmış!.. Fiyatını da yazayım merak edenler için; 66 bin liradan başlayıp, 98 bin liraya kadar çıkıyor.

Neden bu kadar pahalıymış; akıllı telefon olduğu için! Daha ucuz olanlar salak mı yani!..

Telefonlar çelik kasalar içerisinde helikopterle getirilmiş mağazaya. Adnan Koşar, Batman’dan gelmiş, soyadına uyup koşa koşa. Yanındaki arkadaşı da Malatya’dan. Sabaha kadar bekleyeceklermiş telefonu almak için.

Kuyrukta bekleyenlerden biri de Kenan Sarıkaya. O da, “Yeni çıkıyor. Biz de bir heves ettik alacağız. Sabah 08.00’e kadar mecbur buradayız,” diyor. Ama bayağı tedbirli gelmiş o.  “Sabaha kadar oturacağız, perişan oluruz, diye sandalye de getirdik. Üstünde uyuruz, uykumuz gelirse. İçecek kahve, çekirdek, cips’simiz de yanımızda,” diye devam konuşmaya.

Karaborsacılar da tabii ki orada almış soluğu. Şöyle diyor, M.Fatih Altunç:

“Ben ticari amaç için bekliyorum. Üç arkadaşımla birlikte geldik. Adam başı 2’şer tane alsak, 8 telefon eder. Üzerine 10 bin lira koysak 80 bin lira eder. Az para mı abi? 90 bin liraya bile müşterim var benim.”

Ben sadece geçmişten bugüne telefon olayını anlatmaya çalıştım. Yorumu siz yapın…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yalçın Şimşek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.