BATI CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK                     

Son sille-i millet de getiremedi akıllarını başlarına. Sözde ilerici, devrimci, solcu aydınlar ve siyasî hamileri Batı cephesinden çatışmacı fikirlerini sürdüreduruyor. Gezi yargılanamazmış, sokağa dökülüp protesto gösterileri yapmak demokratik hakmış. Sahi niye dökülmüşlerdi sokağa? Ağaç kesimi ve kendilerince okudukları yaşama biçimine müdahale niyetine karşı gösteri miydi amaçları gerçekten? Bu yüzden mi kırıp dökmüşlerdi? Şimdi göz önünde olanlar ceza aldı diye masumiyet ileri sürüyorlar ya düpedüz kalkışma değil miydi eylemleri?

Ne mutlu ki uyandı millet! Çok yönlü yönetimsel, kültürel bukalemun emperyalist saldırıların da etkileriyle büyük yanılgılar sonucu yaşadığı ekonomik yıkıma rağmen bağımsızlık mücadelesini sezdiği Reis’ini terk etmedi. Hatalarını görse de yoktu yerini dolduracak çünkü. Cumhuriyetin kuruluşunda ışık olmuş yazarların hep hatırlattığı gibi halkına yabancılaşan kendini yukarıda gören aydınlara ne mutlu ki yaban dedi. Şaşı koydu dünyayı! İnancım o ki bu duruşu sürer. Yaşayarak öğrendi ki hırsız ışığı söndürür de çalar. Işık da aydınlar. Ruhu çalındı dünya kardeşliği, halklara özgürlük, barış diye diye ilerici sözde aydınların millî ruhu! Çalınan bu ruhlar da çekişme ve çatışmalara çanak tutuyorlar. Millî birlik duygusunu inkişaf ettirme, millî benliğini bilmeyen başkalarına yem olur sözlerini yok sayıp Atatürk maskesiyle de yapıyorlar bazen bunu. Ne yazık ki millet çoğunluğunun yadırgadığı tarikat ve şeyhler de bukalemunca vicdanlara şunlar sordurularak çekişme bahanesi hedeflerinden biri yapıldı: Dertleri niye makam, mevki, ticaret, siyaset; yani dünya nimeti? Mevlana-Yunus-Hacı Bayram… tarikatları gibi olabilenleri var mı?

60.Yılında Altın Portakal tartışması da çıktı. Oradaki yetkili çoğunluk sansür yaygarası kopardı. Tartışmayı konu etmek de devleti özgürlük düşmanı gösterme propagandası oldu adeta. Niye? Düşünülesi değil mi? Bir kere belgeselin adı Kanun Hükmü bile yasamaya ve millî irade temsilcilerine tepki. İçerik amacı, kanun ya da karar vericinin mağduriyet yaratmasıysa sorumlu kim? Jüri bu adı bile kargımalıydı ama tersine sahiplenip çekilmeye kalktı. Çok partili hayata geçtik geçeli eğitim-kültür-sanat dünyamıza yabancı kültür saldırıları bitmedi gitti:

Sinemaların, tiyatroların, yazılı ve görüntülü eserlerin millî kimliği evrensel değere ulaştırma çabasında olanları değil, çağdaşlık adına karalayıcıları daha yaygın kamuoyu oluşturuyor. Şiddet, kan, gözyaşı dolu çatışmalar üstüne kurulu film-dizi-oyunlar okullardaki akran zorbalığını bile yaygınlaştırdı.

Cihana sımazam ne demek? Millî değer yargısı mı ki en güçlü olmaya özendirmek? Dizi Hudutsuz Sevda, her haltı işlemeye yönelik çatışmalar temel almış: Karadeniz’de salta durulan zenginler, şiddetle halkı sindiren zalimler ve de onların yerleşik erkek egemenleri ile o egemenliği de meşru gören anaç kadınları var sanki! Dizi Yalı Çapkını Boğaz’a dikta ve zenginlik aşireti kurmuş. Saçma sapan diyaloglarla yapay çatışmalar sunarken neyi murat ediyor ki? 12 Eylül Darbe sürecini de ele alan Dilek Taşı, tarihî ve toplumsal sancılarımız hakkında hangi bilgi ve fikirleri veriyor? Zengin insafsızlığı; çalışan yoksulluğu, ezilmişliği sürerken bir de darbe zulmüne düştük, öyle mi? Gerçek bu mu? Senaristi 1974 doğumlu. Onun doğduğu yılla 1980 arasının canlı tarihi VEBAL romanım nasıl iç savaş noktasına getirildik, emperyalist senaryo neydi, sonra neler, niye, nasıl olduyu en ince detayına kadar anlatır. Ancak Dilek Taşı gibi sınıfsal düşmanlık, nefret ve tahrikler sunmaz. Millî birlik -huzur-barış içinde yaşama duygusu özlemi hissettirir. Sanat dünyasının ödüllüleri bu duyguyu da hissetirici yapımlarla millî kültürümüzü yüceltmeyi niye düşünmez?    

Her alanda dönüşüm gerçekleştirdik ama eğitim ve kültürde ilerleyemedik demişti ya hani Reis, şimdi anlaşılıyor ki bu alanlarda fikrî çekişme şerrinden kurtulamama derdine işaret etmiş. CHP’li Mersin Belediye Başkanının çok haklıymış gibi şöyle bir serzenişi vardı: Şu övünme nedenine bakın; tank,top, tüfek, iha, siha…Ne oldu yurtta sulh cihanda sulha?  Aynı başkan ve sözde barışçı aydınlardan terör örgütü için tek kem söz duyan oldu mu? Olmadı diyorsak Reis, savunmaya niye öncelik verdi, daha iyi anlaşılır. Kolay mı bu kafalarla eğitim-kültür atılımı? Atatürk akıl bilim yolunu taşlı dikenli Batı şekilciliğine açarak millî kimliğimizi yozlaştırıcı bukalemun faaliyetleri başlayalı ne kadar oldu? Yıkanmış kafalarla nereye kadar gidilebilir ki? Kaç bakan, kaç bürokrat değişti ama ne fayda? Liyakatli diyorlar, getiriliyor göreve. Bakıyorsun yabancı yazarları ön çıkarmakla başlıyor işe. Onlarda coşkuyla rol bile alıyor.

Kimi ünlülerin söz ve ödül ithafları da içler acısı! Neydi o ödülünü askerimizi asılsız iddialarla karalamış sanık tabibe ithaf eden ünlü yönetmenin tavrı? Yıllarca evlerimizde güldürü konuğu olmuş Yasemin Yalçın’ın kızının o ödül şovu neydi? Tamer Karadağlı söndürmüştü havasını da sanat dünyasında böyleleri de var dedirtmişti. Belki de bu yüzden DT Genel Müdürlüğüne getirildi ama işi çok zor! Yanlış bilgi akışından koruyucu ekip kurar da başarılı olur inşallah! Kolaylıklar diliyorum. Antalya Belediye Başkanını da kültür etkinliğini ülke aleyhine kullanma sızıntısını önleyememe dirayetsizliği için kınıyorum. En acısı da ne biliyor musunuz? CHP Genel Başkanı halka gitmedik, kapı kapı dolaşıp da çaylarını içmedik diye nedamet getirdi, seçim kaybını da buna bağladı. İyi de Gezi yargılanmasından hüküm giymiş vekilden sorumlu iktidar ahlakî ve siyasî meşruiyetini kaybetti diyen twit ne? Ne yapalım yani? Yine darbe vesayeti mi kuralım, sokaklara dökülüp kırıp dökelim de istifaya mı zorlayalım iktidarı? Bu twiti atmadan önce kaç kişinin çayını içip fikrini sordu acaba? Kısacası Batı cephesinde değişen bir şey yok, millî sistem (MİS) nasıl kurulur böyle?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zati Ürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.