Oy Kaymakam Kaymakam

Oy kaymakam kaymakam Makamım diyor makam Döneri beğenmezsem Cebimden çıkmaz param Kaymakamlar bir ilçedeki en büyük mülki amirlerdir. Devlet adına en üst yetki, bulundukları makamdadır. Ülkemizde görev yapan kaymakamlarımızın pek çoğu bulundukları ilçenin kalkınmasında önemli katkılarda bulunmuşlar, ilçe halkının sorunlarını gidermek için yetkilerini en verimli bir şekilde kullanmışlardır. Devlette makam sahibi olan her yönetici gibi, kaymakamlar da doğrudan devleti temsil etmektedirler. Bu nedenle yönettikleri ilçe halkına ne kadar yakınlık gösterseler de makamlarının ağırlığına yakışmayacak tavır ve davranışlardan uzak durmalı, zillete girecek hallerden sakınmalıdırlar. Kaymakamlarımız pek çoğu bu konuya dikkat ettikleri halde onların da aralarında az da olsa ayrık otları bulunmakta maalesef… Bunlardan Artvin’in Yusufeli ilçesi kaymakamı, yanında iki misafiri ile birlikte ilçedeki esnaf lokantalarından birinde yemek yemiş. Bunu, bir ilçede devletin halkla bütünleşmesi bakımından olumlu bir yaklaşım olarak görüp takdir etmek gerekir. Ancak ne var ki bu kaymakam bey, iki misafiri birlikte yedikleri dönerlerle sütlaçların 500.- TL tutarındaki hesabını, döneri beğenmedim deyip ödemek istememiş. Bu yüzden lokanta sahibiyle tartışmış. Bu da devlet adına utanılacak bir durum. Madem döneri beğenmedin, o zaman ne diye yiyip bitirdin be kardeşim!... Beğenmediğini söyler, başka bir yemek istersin, yahut da hesabını ödemeye yeltenip kalkıp gidersin. Hiçbir Anadolu esnafı , ilçesinin kaymakamından beğenmeyip yemediği yemeğin parasını, ödemeyi teklif etse bile almaz. Çünkü Anadolu’da hala devam eden Ahilik geleneği vardır. Malumunuz hünkarbeğendi, imambayıldı diye patlıcan çeşidi yemeklerimiz var. Bundan böyle ‘kaymakam beğendi’ ya da ‘kaymakam bayıldı’ diye bir döner çeşidimiz de neden olmasın ki(!) Maalesef ülkemizi yönetenler ve yönetmeye talip olanlardan pek çoğu, bulundukları makamlarının ağırlığını kavrayamamaktalar. Hafta sonu yapılan CHP Kurultayında ilk oylamadan sonra rakibi Özgür Özel’den daha düşük oy alan Kılıçdaroğlu’nun ikinci tura katılmayıp Özel’in elini kaldırıp görevi ona devrettiğini bildirmesi, kendilerine yakışan şık bir davranış olacaktı. Ne var ki partiyle, taraftar olmaktan öte hiçbir bağı bulunmayan, adı da soyadı da pek alışık olmadığımız bir kişi, televizyon kameraları önünde, feryat figan edip Kılıçdaroğlu’nu 2.tura katılmasını istedi. Ne Kılıçdaroğlu, ne de oradakilerden biri bu kişiye, “sen de kimsin arkadaş, senin ne haddine genel başkanımıza ayar vermek” demek cüretini gösteremedi. Kılıçdaroğlu ise daha sonra yaptığı açıklamasında İmamoğlu yanlılarından birinin tweeti nedeniyle 2.tura katılmak zorunda kaldığını söyleyip İmamoğlu’nu zan altında bıraktı. Sosyal medyada, sevenleri tarafından İmamoğlu’nun dahli olmadığı bir çok paylaşımlar yapılmakta ve tweetler atılmaktadır. Bunlardan İmamoğlu’nun da sorumlu olduğunu düşünmek ne derece doğrudur ki? Bunu dile getirmek, önümüzdeki yerel seçimlerde İmamoğlu hakkında parti tabanından bazılarında olumsuz bir etki yaratmaz mı? Bay Kemal, 12 seçim kaybetmiş bir lider olarak: Cumhurbaşkanı adayı olman yanlıştı, oldun… Kurultayda yeniden aday olmamalıydın, orada da oldun… İkinci tura katılmadan görevi devretmeliydin, onu da yapmadın… Bari çekil köşene de, otur torun sev Artık senin ofisin, oturduğun ev… Gölge etme, başka ihsan istemeyiz. Kurultayda tepki çeken bir diğer olay ise, CHP Milletvekili Ali Mahir Başaran’ın ,Özgür Özel’in kazanmasına gösterdiği sevinçti… Kişinin beklediği sonuca sevinmesi elbette ki en doğal hakkıdır. Ancak burada kaybeden, yıllarca aynı çatı altında birlikte çalıştığınız ve genel başkanınız da olan kişidir. Şampiyonluğu kazanan takımın uzatma dakikalarında attığı gole sevinen amigosu gibi havalara zıplamak da neyi nesi öyle? Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ise Özgür Özel’e bir kutlama nezaketinde bulunmayıp doğrudan eleştiri oklarını yöneltmesi de hiç şık olmadı. O da, en azından Devlet Bahçeli gibi önce bir tebrik etme nezaketinde bulunup sonra eleştirilerini dile getirebilirdi. Üstelik kendileri Bahçeli gibi sadece bir partinin tüm ülkenin başkanı ve temsilcidirler de… Özgür Özel’e, yeni görevinde başarılar dilerken, artık ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanı olduğunu, bundan sonra söyleyeceği her sözün, kamuoyunun daha çok dikkatini çekeceğini ve doğrudan partisini bağlanacağını aklından çıkarmamasını da hatırlatmak isterim. Nitekim daha ilk konuşmasında isimlerini zikrederek bazılarına selam göndermesi, göndermedikleri kimi kişilerin tepkisini çekmiştir. Yerel seçimlerde diğer partilerle ittifak yapmayı düşünen bir partinin lideri, o partilerin tabanlarının tepki göstereceği sözlerden kaçınmaya özen göstermelidir. Özel’in ,belli kişileri selamlamak yerine, hukukun üstünlüğünü sağlayacaklarını, yargı mağdurlarının haklarını koruyacaklarını söylemesi daha yerinde olurdu. Neyse, şimdilik bunu onun toyluğuna verelim, koltuğunun hakkını verebilecek mi, bekleyip de görelim. Ordulu Şehitler Anıtı Geçtiğimiz hafta Ordulu Şehitler Anıtının görkemli bir törenle açılışı yapılmış. Böyle anlamlı bir anıtın yapılmasını yıllar öncesinden gündeme getirip girişimde bulunan sevgili dostum Em. Gazi. Binbaşı Yusuf Çol başta olmak üzere emeği geçen ve katkıda bulunan tüm hemşerilerimizi yürekten kutlarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.