Ordu Yemek Kültürü Günleri

16-19  Kasım Günlerinde İstanbul’da Ordu Tanıtı Günlerinin 12 incisi yapıldı…

Birinci gün  Ordulu dostlarımız Avni Köroğlu, Gökhan Bacınoğlu ve onların  yakın dostlarından  Urfalı Hasan Bucak ile birlikte Avni Köroğlu’nun  özel aracıyla etkinlik alanını ziyaret ettik.

Alana kurulmuş  devasa çadırın, büyükşehir  ve ilçelerin  yanında çok az sayıda da olsa Ordu’daki özel firmaların stantları için  oldukça düzgün bir şekilde dizayn edildiğini  gördük.

Stantlarda, çeşitli  fındık ve süt  ürünleri ile diğer turşu, kuru fasulye,  bal  gibi yöresel ürünlerimizin çeşitleri hijyenik olarak satışa sunulmuştu.

Bu ürünler arasındaki Ordu Büyükşehir Belediyesinin ve İl Tarım Müdürlüğünün desteği ile özellikle de kadınlarımızın  ürettiği, özlemini duyduğumuz gıda ürünleri takdire şayandı.

Özellikle Perşembe standındaki    el emeği yapılmış şimşirden  mutfak aletlerinin her biri birer sanat  eseriydi.

Eşinin memleketi Ordu’ya  yerleşmiş olan  İstanbullu hanımefendinin ürettiği susuz elma  sirkesinin ise kaliteli  ve sağlığa faydalı  bir  sirke türü olduğu söyleniyordu.

Hülasa içerisi oldukça ferah olan devasa çadır ile stantlar tek kelimeyle mükemmeldi. Ancak gördüğüm kadarıyla Ordu Tanıtım Günleri, bu yıl da tamamen gastronomiye, yani yöresel yemek kültürüne odaklanmış bir etkinlikten öte  gitmemişti.

Onda bile bir çok eksiklik kendini göstermekteydi.

Nitekim kentimiz Ordu ile özdeşleşmiş olan  Ordu tostu ile Ordu pidesini burada görüp tadamamanın burukluğunu yaşadık.

Oysa  Ankara’da kaldığım  yıllarda orada yapılan Ordu Tanıtım Günlerinde, o zamanki Lokantacılar Derneği Başkanı Mehmet Kaya’nın kurduğu mobil  pide fırınında hijyenik olarak yapılan pideleri afiyetle yemiş, tostçuların hazırladığı Ordu tostlarını keyifle tatmıştık.

Tüm Karadeniz illerinde olduğu gibi Ordu’nun da olmazsa olmazı balık ,özellikle de  hamsi ağırlıklı yemeklerdir.

Bölgemizin bir diğer temel yiyeceği pancar dediğimiz karalahanadır. İlikli kemik suyunda pişirilmiş  karalahana dolması  olsa, kim yemek istemez ki!..

Bunları da göremedik ne yazık ki…

Bütün bunlar İstanbul’da da yapılamaz mıydı? 

Bunun için Ordu Büyükşehir Belediyesi, Valilik ile  OTSO  ve Esnaf Dernekleri gibi  sivil toplum örgütleri bir araya gelerek bir program yapıp  etkinlik alanında stant açacak esnafa tanıtım amaçlı destek verebilirlerdi. Böylece ilimizdeki  en usta aşçılarımız, nakliyat ve ibate giderleri karşılanarak fazla bir maddi külfete katlanmaksızın yöresel yemeklerimizi en leziz  bir tatla tanıtma imkanını bulurlardı.

İlk gün yapılan açılış töreni öncesi her yıl olduğu gibi  artık köylerdeki etkinliklerde bile görmediğimiz  ’fındık kırma yarışmasına’  bir kez daha tanık olduk.  Geçen yıl yapılan ‘tost yeme yarışmasının’  yerini ise bu yıl  ‘su böreği yarışması’ almıştı. Seneye de onun yerine ‘burma tatlısı yeme yarışması’ yapılır herhalde(!)

Bu gibi   yarışmaları kendi aramızda yapsak, her neyse de, işin üzücü tarafı, ulusal televizyonlar tarafından çekimi yapılarak tüm dünyaya yayınlanmakta da bu absürtlüğümüz…

Yöresel yemekler dışında kültürel ve sanatsal değerlerimizi ise, Perşembeli  Ahmet Ustanın ağaç kaşıkları dışında her yıl olduğu gibi  bu yılki etkinlikte de  hiç göremedik.

Yakın tarihimizde millet  olarak yaşadığımız  Kurtuluş Mücadelesinde Ordulu  hemşerilerimizin kahramanlıkları anıtlaşmış ve belgesel romanlara konu olmuştur.

Sakarya Savaşının kırılma noktası olan Polatlı  Duatepe’deki  çatışmalarda  şehit plan 81 kahraman askerimiz için tepeye devasa bir anıt dikilmiştir. Her yıl  13 Eylül Günü  burada devlet erkanının da katıldığı bir anma töreni  yapılmaktadır.

Anıtın  kitabesinde oradaki tüm şehitlerimiz adları ile memleketleri  yazılıdır. 81 şehidimizin 23 ü  Ordulu hemşerilerimizdir.

Yine Kurtuluş Savaşımızda Batum’dan cephedeki  askerlerimize mühimmat taşıyan Rüsumat No 4 gemisi, Karadeniz’de dolaşan düşman gemilerini aldatmak için Ordu’da batırılarak tekrar yüzdürülmüştür.

Denizcilik tarihinde pek eşi  benzeri olmayan bu destansı olayın kahramanları Ordulu hemşerilerimizdir. Ordu Büyükşehir Belediyesi bu olayı önemsemiş, geminin  bir benzerini yaptırarak sahile yerleştirmiştir.

Gönül isterdi ki, tarihimizi onurlandıran kahramanlarımızı da  Ordu Günlerinde tanıtıp hatırlatsaydık.

Adlarını zikredersem unutmuş olduklarım gönül koyabilirler.  Amatör  ve profesyonel fotoğrafçılarımız var,  ilimizin doğal güzellikleri en güzel şekilde objektiflerinde  yansıtmışlardır.

Onların birbirinden  bu güzel fotoğrafları  da Ordu Tanıtım Günlerinde sergilenmeliydi.

Ordu’yu tanıtan şiir, roman, anekdot, monolog gibi edebi eserlerin olmaması ise bu etkinliğin bir  diğer ve önemli eksikliğiydi.

Bu yıl 29 Ekimde,  20 gün önce Cumhuriyetimizin 100.yılını kutladık. Ne var ki  etkinlik alanında, Gülyalı  standı dışında bu özel ve önemli günü vurgulayan herhangi  bir objeye  pek rastlayamadık.  Ya da,  vardı da biz göremedik.

Etkinlik alanında satılan kitaplar da vardı. Ancak aralarında Ordu’yu tanıtımını konu edinmiş bir kitap yoktu.

Yazar Mehmet Uluğtürkan’ın aylar önce tanıtımı yapılan  ‘Rüsumat’ adlı  romanının  kitabını da gözlerimiz boşuna arayıp durdu.

Yenikapı Etkinlik Alanına, İstanbul gibi devasa bir metropolün çeşitli yerlerinden ulaşmak kolay  değildi. Marmara Rayla Yenikapı durağında indiğinizde etkinlik alanına ulaşmak için Ordu’daki Kemer Köprü ile Öceli Mahallesi arası kadar bir mesafeyi yaya katetmeniz gerekmekte.

Bu mesafe için, İBB den   ring usulü çalışan bir İEET otobüsü tahsis edilebilirdi.

Ordu Tanıtım Günleri amacına ulaşabildi mi derseniz?

Keşkek, yahni, cevizli helva ve Yalıköy köftesi özlemi çekenler ile yerel  seçimlere hazırlanan politikacılar için  kesin amacına ulaşmıştır.

Ancak diğerleri için de  aynı  şeyleri söylemem pek mümkün değil gibi …

Çalışma bakanımız Vedat Işıkhan, ülkemizde yoksul kimse yok demiş…

Yadırgamayınız…Bakan Bey haklı bence…

Neden derseniz?

Kara para aklayan genç ve güzel fenomen  kadınlar var. Onlar hava atmada israf olmaz deyip  dolarlarla saçlarına bigudi  yaptırıp demet demet dolarları   tavuklara yem atar gibi ortalığa saçıyorlar. Özel uçaklarını  ile  son model otomobillerini ve çılgınca yaşamlarını video çekip sosyal medyada paylaşarak adeta birbirleriyle yarışıyorlar.

Diğer taraftan  bazı varlıklı  görgüsüz kişiler de,  ‘kahvaltı keyfi’,  ‘mangal partisi’ deyip  ne yiyip ne içtiklerini sosyal medyada paylaşmaktan geri kalmıyorlar.

Bütün bunları gören Bakan Bey, ülkemizde yoksulluk olmadığını düşünüyor haliyle…

Sayın Bakanın,  vakti olursa akşam saatlerinde  semt pazarlarına da bir uğramasını dilerim.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.