Bana Yapılan Ayıp

24 Kasım Öğretmenler günü programı için Perşembe Halk Eğitimi Merkezi salonuna Kaymakamlığın davetiyle  katıldım ancak kalabalık olan salona girince oradaki tertiplenen bütün programlarda oturduğum koltukların yanına ilave sandalyeler yoktu yani kaldırılmıştı.  Sorduğum eski müdür yardımcısı artık bana sormayacaksın müdür bey orada ona sor deyince ben de sordum, “Müdürüm buradaki sandalyeler neden yok?” dediğimde, “Koridoru daraltıyordu kaldırdık” dediğinde ben de “hayırdır müdürüm  yıllardır koridoru daraltmıyordu da şimdi mi daralttı” deyince  bana yüksek sesle “ Sana Hesap mı vereceğim” cevabıyla karşılaştım ve sinirlendim. Ben gazeteciyim tabi ki soru soracağım, neden bana sesinizi yükselterek konuşuyorsunuz diye sorduğumda ise  “Önce Sesini yükselten sensin” deyince  ben de  hayır sensin dedim.  Tabi ben haksızım çünkü o soruları insanların uğultulu kalabalığında yüksek sesle sordum ve arkadaşın zoruna gitti. Hatalı davranışı ulu orta söylediğim için adam haklı.

Çünkü geçen aynı salonda Sosyal Sosyal Bilimler Lisesinin organize ettiği ve Ordulu liselerin katıldığı  Ordu Liselerarası  “Cumhuriyetin Yüzü Gençlerin Sözü” Liselerarası Öğrenci Sempozyumu için salona gelen seksene yakın öğrenci ve öğretmenlerin bulunduğu salonun girişindeki Tuvalet kilitliydi.  Ben  o anahtarı buldum ve tuvaleti açtım konuyu da salondaki İlçe Milli Eğitim Müdürüne  ilettim şimdi düşünüyorum da müdürün bana böyle yükselişi suçluluk duygusundan dolayı belki ondandır diyorum. Neyse sağdan soldan kaşla gözle fısıltıyla bana “O da bir Öğretmen bu gün bari tartışmayalım Arif ağabey ” sufleleriyle sustum. Ancak  ilçenin sahalarda görev yapmaya çalışan yetmiş yaşındaki bir amatör yerel gazeteci olarak çok alındım ve peşinden şöyle bağırdım. Bu Ülkenin en büyük sorunu” LİYAKAT LİYAKAT “ dediğimi hatırlıyorum.

O hiç tasvip etmediğim tartışmadan sonra o müdür bey program boyunca  o mekanın yetkilisi olarak  protokol ve misafirler salonda program izlerken o salona hiç gelmedi. Saygı duruşu ve İstiklal marşı okunurken fotoğraf çekmek için sahneye perde arkasına geçtiğimde o meşhur sandalyeler perdenin arkasına sıralanmış olarak gördüm. Önce bir anlam veremedim ama daha sonra Gazi Ortaokulunun müzik öğretmeni Erdoğan Bektaşoğlu, saz ekibi ve korist öğrenceleri sahneye çıkınca o sandalyeler onlara tahsis edilince kazın ayağı belli oldu.  Ama nedense müdür bey bana bunu izah etmeye üşendi herhalde  hani “Bana hesap vermek zorunda değil ya “ o yüzden yani. Sözün özü; salon dolu sandalyeler yok öndeki  iki sıra koltukların üzeri yazılı yani. Rezerve tamam güzel  de hani basına yer  ben nereye oturup  bir saatten fazla  süren programı  izleyeceğim.  Davetiyede varım ama salonda yerim yok ayaktayım. Protokol yerleşene kadar Kaymakam hanım gelene kadar önce ses sisteminin üzerine oturdum.  Daha sonra  önce sahne merdivenine  daha sonra da gelemeyen siyasi partilerin rezerve koltuklarına oturdum ve böyle programı tamamladım.

Şimdi soruyorum: Sayın müdürüm biraz profesyonelce davranıp bana durumu açıklasaydın. Bu müstesna günde ne sizin ne de benim moralim bozulurdu. Tabi sıkıntın olunca böyle oluyor.  Müdürlüğünde kadro  ve malzeme eksiğin olabilir istemiş te olabilirsin ama hiçbir haklı sebebin  bana böyle çemkirmeni gerektirmez.  Evet ben o kalabalıkta  sesli sordum  sizde çok kaba cevap verdiniz ve beni tetiklediniz  bu haliniz  bu telaşınız  işi bilmemenizden kaynaklanıyor.  Evet öğretmensiniz evet müdür olmuşsunuz  ama bu iş o kadar kolay değil. Yan gelip yatmayacaksın, kalkıp gezeceksin.  Bu salon senin sorumlu sensin  güler yüzlü samimi ve çalışkan olacaksın iş sınav kazanmakla bitmiyor.  O makamın mevkiinin hakkını vereceksin ben sizin geçtiğiniz yoldan kırk beş sene önce geçtim. Sevgili öğretmenim,  ben şu an ilçede halen faal olarak görev yapan tek gazeteciyim ve siz beni salonunuzda oturtmaya yer bulamıyorsunuz.  Çok ayıp çok. Öncelikle bir kurum müdürü olarak  yüzüme çemkirmeyeceksin. Tereciye de  tere satmayacaksın. İçtenlikle  durumu izah edeceksin. Basın soru sorar  sinirlenmeyeceksin ve basına saygılı davranacaksın. Anladın sen onu sayın müdürüm.

Yazım sözüm arif olana. Arif olan anlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Kalafat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.