Ordu
DOLAR9.6115
EURO11.1844
ALTIN555.22
Naim GÜNEY

Naim GÜNEY

Mail: [email protected]

1913-1915 YILLARINDA ÇAMBAŞI YAYLASINDAN GÖRÜNTÜLER…

Ordu Kaymakamı Ali Faik Kunt 1913-1915 yılları arasında Ordu Kazasında Kaymakamlık yapmış önemli bir isim… Bugün çoğumuzun bilmediği Çambaşı yaylası yangınından sonra Çambaşı yaylasını hızla imar eden mülki idareci… Kaymakam Ali Faik Beyin Ordu’da kaldığı sürede yaptığı değerli hizmetleri Yerel Tarih Araştırmacısı Merhum Sıtkı Çebi’nin kaleminden sizlere özetle paylaşıyoruz…

“… 1913 yılı Kasım ayında Ali Faik (Kunt) Bey Ordu kaymakamlığına tayin edilmişti. Ali Faik (Kunt) Bey, 1901 yılında Mülkiyeden mezun olmuş ve 1904 yılından itibaren de Vezirköprü, Çermik, Bafra, Çarşamba, Tirebolu ve Pazar ilçelerinde kaymakamlık yapmıştı. Ali Faik (Kunt) Bey Pazar'dan sonra Ordu İlçesine gelmişti. 1915 yılı Ağustos ayına kadar, iki seneye yakın bir süre Ordu'da kaymakamlık yaptıktan sonra, Giresun Kazası'na tayin olunmuş, daha sonra da memuriyetten ayrılarak ticarete başlamıştı.

Ali Faik Bey, İzmir'de ticaretle meşgul iken, Yunanlılar'ın İzmir'i işgali üzerine, Milli Mücadeleye katılmak üzere Akşehir'e gitmişse de, Ankara hükümetince Koçhisar Kaymakamlığına tayin edilerek, buradaki isyanı bastırmakla vazifelendirilmiştir.

Ali Faik Bey, T.B.M.M. tarafından 1921'de Isparta Sancağı Mutasarrıfı yapıldı. Çeşitli devlet hizmetlerinde bulunan Ali Faik Bey, Milli Mücadeleden sonra da başbakanlık Arşiv Umum Müdürlüğünde Eski Eserler Uzmanı olarak çalıştı. Çok yönlü bir idareci olan bu zat, Ankara'da Gençler Birliği Kulübü'nü de kurmuştur. “Tahkikat Rehberi” adlı bir eseri vardır.

Ali Faik Bey'in Ordu kaymakamlığının ilk yılı, çok sakin ve evvelce başlanılan hizmet­lerin tamamlanması şeklinde geçmiştir. Ancak 1915 yılında, I. Cihan Harbinin sıkıntılı devresine girilmesiyle, şehirde de birçok “yok”larla karşılaşılmaya başlanmıştır. Bu arada, harbin doğurduğu engeller yüzünden, imar faaliyetleri de birden duraklamıştır. Bunlar arasında, eski Millet Düzü'nde, PTT binasının bulunduğu yerde inşasına başlanan kâgir belediye binası gelmektedir. Bu binanın alt kısım yan duvarları kemer­lerle birbirine bağlanmış vaziyette, 1938-1940 yıllarına kadar ayakta kalmışsa da, yıkılma tehlikesi gösterdiğinden ve Millet Düzü'ne de girişi kolaylaştırmak bakımın­dan tamamen yıktırılarak ortadan kaldırılmıştır.

Ali Faik Bey'in kaymakamlığı zamanında, Ordu topraklarında asayişin nispeten iyi bir durumda olduğu, cephe gerisinde huzur bozucu olaylara meydan verilmemek için, çok ciddi ve sıkı tedbirlerin alındığı anlaşılmaktadır. Kaymakam olarak Ordu'da vazifeye başlamasından iki ay kadar önce, 1913 yılı 15 Ağustos gününde Çambaşı çarşısında büyük bir yangın çıkmıştı. Bu yangında, bütün çarşı yandığı gibi, çarşıya yakın mahallelerdeki bazı evler de kül olmuştu. Çambaşı, bu yangın felaketiyle büyük bir sarsıntı geçirmişse de, ertesi yaz, çarşısı yeniden kurulmuştu. Çarşının yeniden inşa edilmesinde, Kaymakam Ali Faik Bey, Çambaşı'nın ileri gelenleriyle işbirliği yapmış; onlara ormanlardan kereste temininde kolaylıklar göstermişti.

Yangında beşyüz kadar dükkan, han, fırın, kahvehane, nalbant, demirci, bakırcı, yemenici, manifaturacı, tuhafiyeci gibi işyerlerinden başka, yüzden fazla da ev yanmıştı. Yangın, çarşının bir kenarında bulunan Kazancılar Sokağı adı verilen, dar bir aralıktaki demirci dükkanından sıçrayan kıvılcımların hartama kaplı çatıyı tutuşturmasıyla başlamış ve birden genişlemişti.

Aylardan yaz olmasına rağmen, yayla halkından bir kısmı, fındık hasadı dolayısıyla Ordu’da bulunduklarından, yangını söndürmek mümkün olamamıştı. Yangın günü yaylada oturanların anlattıklarına göre, yangın sadece çarşıda değil, karşı mahallede de zarar yapmıştı. Yanan binalardan birisinin çatısından ok gibi fır­layan kıpkızıl bir hartama çivisi, birkaç yüz metre uzaktaki, Kavaklar denilen yerin yakınında, yol kenarında sıralanmış bulunan nalbant dükkanlarından birinin çatısına düşmüş; yangının burada da başlamasına sebep olmuştu. Kısa zamanda, bu semtteki bütün dükkanlarla birlikte, civardaki evler de yanmıştı. Şurasını hemen hatırlatalım ki, Çambaşı'ndaki bütün binalar ahşaptı ve üzerlerinde de hartama denilen bir çeşit ince tahtadan bir örtü bulunuyordu.

Çambaşı yangını gündüzün meydana geldiği için, can kaybı olmamıştı. Ancak, yayla sakinlerinin birçoğu Cenik'te fındık bahçeleriyle uğraştıklarından, kapalı i dükkanlardaki ticari eşyanın hemen tamamı yanmıştı. Yangından kurtarılabilen bir kısım ticari emtia, sahipleri Cenik'ten gelinceye kadar korunmaya alınmışsa da, bu malların satılabilmelerine de imkan yoktu, zira yaylanın yağmuru ve çisesi altında, çamurlar içinde günlerce kalmışlardı ve tabiatiyla da bozmuşlardı. Bu sebeplerle, Çambaşı yangını, mal kaybı bakımından büyük bir âfet olarak kabul edilmiştir.

1913 Yılı Ağustos ayının ortasında meydana gelen bu felaket haberi, Ordu'daki, kaymakamlığa telefonla bildirilmişti. (Bu tarihte Çambaşı'nda jandarmaya bağlı telefon vardı; bu telefon şehirdeki bazı büyük tüccarların işyerlerine de şehirdeki santral vasıtasıyla bağlanmıştı.)

Kaymakamlık, derhal çarşıda tellal bağırtarak, yaylada mağaza, dükkan, ardiye ve evi olan tüccar, esnaflarla birlikte, Ordu halkını da durumdan haberdar eylemişti.

Bu acı haber üzerine, atlarla yaylaya çıkan tüccarlar, yangının çarşıyı tamamen or­tadan kaldırdığını görmüşlerdi. Büyük bir iş merkezi olan Çambaşı'nda mutlaka yeni , bir çarşıya lüzum vardı. Bu itibarla, çarşının şimdiden kurulması için hazırlıklara girişilmeliydi.

Tüccarlar ve yaylanın ileri gelenleri bu karara varınca, derhal işe koyulmak üzere hazırlıklara başladılar. Onların düşüncelerine göre, çarşı gelecek yaz mevsimine kadar yeniden kurulmuş olacaktı. Çambaşı'nı adeta yeniden ihya etme kararını veren bu şahısların önde gelenleri: Gözükanlızade Salih ve oğlu Salim Efendi, Bodurzade Şevket Bey, Furtunzade Halim Bey, Kotana imamı Salih Efendi idi. Şüphesiz bu şahıslara yardımcı olarak, yaylanın diğer birçok ileri gelenleri de bu çalışmalara katılmışlardı. Fakat, asıl müteşebbisler adları geçen kişilerdi ve bütün inşaat masraflarını da bunlar karşılamayı taahhüt etmişlerdi.

Yeni yapılacak dükkan ve mağazaların keresteleri, Kotana Köyü yakınındaki Karaarslan Mevkii ormanlarından biçiliyordu. Bu işleri Kotana imamı düzenliyor ve taşıtma işini de kendisi yaptırıyordu. Bu kerestelerden dükkanı yanan herkes istifade etmekteydi. Parası olan bedelini vererek, olmayan ilerde ödemek kaydıyla, Çambaşı'na istif edilen kerestelerden ve Ordu'dan getirtilen inşaat çivilerinden ihtiyacı kadar alarak, derhal yeni dükkanını inşa etmeye başlıyordu. Bu suretle, sadece 1914 yılı yaz ortalarında, çarşıda yüzelliyi aşkın dükkan, han, fırın, kahvahane inşa edildiği tesbit olunmuştu.

Çarşının bu kadar hızla inşa edilmesinden beklenen gaye, öteden beri büyük bir iş merkezi,hayvan pazarı ve panayırların yapıldığı tek yayla olarak tanınan Çambaşı'nda, eski ticari canlılığı tekrar yaşatmaktı. Ordu'daki tacirlerin birçoğunun Çambaşı'nda da ticarethaneleri vardı. Buradan mübayaa ettikleri yağ, bal, deri, peynir, yumurta gibi mallan Ordu'da depolayarak, iç piyasalara sevk ediliyordu. Yayla, bir sayfiye yeri olduğu kadar, ucuz ve çeşitli ürünlere sahip bir kır pazarıydı; bu pazar halini de mutlaka devam ettirmeliydi.

Fakat, bütün bu çalışmalar semeresini veremedi. 1914 yılının Ağustos ayında se­ferberliğin ilanı ve arkasından da I. Cihan Harbine girilmesi üzerine, Çambaşı birden boşalıvermişti. Dükkanlar için yapılan masrafların karşılığı alınamadığı gibi, seferber­liğin ikinci senesinde, kasten çıkarılan bir yangında, bu yeni yapılar da yakıldı. Kundakçıların gayesi, çarşıyı ve pazar yerini buradan kaldırtıp, 40-50 adım güneydeki çamurlu bayırda kurmaktı. Bu suretle, pazar yeri için hiç de elverişli olmayan, bu dar ve bayır sahada yeni dükkanlar inşa edilmiş olacak ve dolayısıyla buraların kıymeti artacaktı. Ali Faik (Kunt) Bey’in 1915 yılı Ağustos'unda Ordu'dan ayrılması üzerine, yerine aynı ay içinde Mehmet İzzet Bey tayin edilerek vazifeye başlamıştı…”

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar