Almanlar'ı "Faşizme Karşı" (!) Kim, Neden Yürütüyor?

(Giriş notu: Bu yazımda kullandığım dilin, bazı okuyucularıma zor gelebileceğini tahmin ediyorum. Yine de benden ve kendilerinden umudu kesmesinler!).

Toplumsal olaylarda asıl gerçekle; görünen/ hakim güçler tarafından gösterilen gerçeğin farkını anlayabilmek için, derin bir teorik bilgi ve çaba gerekiyor. Çünkü, insan aklı, çeşitli nedenlerle, herşeyden önce hakim sınıfların müthiş manipulasyonlarına; yani yalanlarına/ yanıltıcılarına/ akıl çelicilerine maruz kaldığından, gerçeği tam olarak anlayamamaktadır. Bu "yanlış bilinç"i belirleyen bir başka neden de şudur: Güdüler/ ihtiyaçlar sahibi ve toplumsal bir varlık olarak insan, çeşitli menfaatlerle ve kaybetme korkularıyla, öğrenilmiş çaresizliklerle ve ideolojik körleşmelerle, içinde bulunduğu gerçeği tam olarak algılayamama "zaafı" içindedir. Yani insan, sonuçta, farkında bile olmadan ideoloji, önyargı ve (körü körüne) "inanma" çukuruna düşebilmektedir. Bu durum, bir yandan Uğur Mumcu'nun, "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak!" dediği zavallıca durumdur; diğer yandan da Karl Marx'ın ideolojiyi tanımlarken sözünü ettiği; "Toplumsal olarak zorunlu, yanlış bilinç" türüdür.
(Başlıktaki konuyu irdelemeyi sürdürmeden önce, yukarıda yazdıklarımı ciddiye alma inceliğini gösteren okuyucularıma, bu bağlamda üç kaynak tavsiye edeceğim:
a) Platon'un "Mağara Benzetmesi"; b) Francis Bacon'un "İdoller Teorisi"; c) Karl Marx'ın "İdeoloji Eleştirisi").
Asıl konumuza dönelim:
Almanya'da, 2024 yılının ilk haftalarında iki farklı kitlenin farklı taleplerle düzenlediği gösteri yürüyüşleri yapıldı. Her ikisine de, ayrı cephelerden, onbinlerce insan katıldı.
1. Bunlardan, "Bauernproteste" (çiftçi protestoları) adı altında, aşağıda sunacağım ikinci grup gösterilerden daha önce başlayan ve hâlâ devam edenine, özellikle çiftçiler her çeşit traktörleriyle katıldılar. Bunların gösterileri, ana-akım Alman medyası (Türkiye'deki "yandaş" medya benzeri) tarafından akıl almaz bir inkarcılıkla görmezden gelindi/ gizlendi. Çünkü bunların talepleri, sadece, çiftçilerin varlıklarını tehdit eden ek vergilerin geri alınması değildi. Talepleri arasında, AB'ye ve ABD'nin emperyalist Almanya politikasına karşı (doğrudan ifade edilmeseler de) siyasi söylemler de vardı. Hakim güçlerin elindeki medya, tabii ki bu direnişe karşı tavır alacak; vermek durumunda kaldığı haberlerde bu göstericileri "yabancı düşmanı, ırkçı aşırı sağ" ile ilişkilendirerek karalayacaktı. Öyle de yaptı. (Burada, Küreselci Üst DerinÇete'nin bir oyununa daha dikkat çekmemiz gerekiyor: George Soros'un örgütlerinin kotardığı göçmen kakalama siyasi cenderesi, Almanya'ya karşı da pervasızca uygulanmaktadır. Çete ve elemanları; bu, gerilimlere ve iç karışıklıklara kışkırtma planına karşı gelen herkesi "Yabancı düşmanı/ ırkçı/ faşist..." ilan etmektedir. Böylece, ulus devletlerini savunabilecek tek güç olan "halk" da kendi varlığını savunduğunda "faşist" damgasını yemektedir).
2. Birinci kategoride değindiğim, toplumsal ve ekonomik temeli olan gerçek direnişin etkisini kırmak için, hakim sınıf, "ırkçılığı ve faşizmi reddetme sopası"nı kullandı: Tıpkı, Türkiye'deki AKP mitinglerinde olduğu gibi; Almanya da, medyasından, iktidar/ (devlet!) güdümlü "sivil" toplum örgütlerine kadar bütün açık ve gizli imkanlarını seferber ederek, "ırkçılığa ve faşizme karşı", birçok yerde, büyük katılımların olduğu, bilinçli olarak abartılmış tehditlerle korkutulan "bindirilmiş kıtalar"la gösteri yürüyüşleri düzenledi, "tiyatro"lar sahneledi. Kanzler Olaf Scholz da dahil, İktidar temsilcilerinin açık çağrılarla topyekün destekledikleri bu
gösteriler, "Çiftçi protestoları"nın üstünü örtme, gündemi değiştirme, Alman halkının önemli bir bölümünün Küreselci Üst DerinÇete'ye olan tepkilerinin asıl hedefini gizleme amacını taşıyordu; bunda, büyük ölçüde başarılı oldu. Gerçek direnişçilere ise, aba altından şu SOPA sinyali verildi: "Müesses nizamımızın sizi iyice köleleştirmesine karşı koyarsanız, ırkçı ve faşist ilan edilirsiniz!"
*
Tabii şimdi bazı okuyucularım bana (yukarıda söylediklerime) şöyle bir eleştiri getirilebilir: "Almanya'da ırkçılık ciddi bir toplumsal tehdittir. Yoksa sen ırkçılığa karşı değil misin?"
Bu tepki, AKP, "bindirilmiş kıtalar"la İsrail'e karşı/ Filistin yanlısı gösteri yaparken, "yandaş"lara ait onlarca ticaret gemisinin bu ülkeye mal götürmesi çelişkisi gibidir. Onlar karşısında, İsrail'le Türkiye'nin ekonomik ilişkilerini dile getirirseniz, size, "Yoksa sen İsrail'in Gazze'deki katliamlarını haklı çıkarmak mı istiyorsun!?" SOPAsını gösterirler; sizin, ekonomik toplumsal temelli eleştirinizi, ideolojik bir köylü kurnazlığında boğmaya çalışırlar.
*
Makalenin başlığındaki soruya dönerek sözümü bağlayayım artık: Almanlar'ı "faşizme" karşı yürüten, ABD ve dolayısıyla kapitalizm yanlısı Alman hükümeti ve onunla birlikte, Almanya'yı da elinde tutan Küreselci Üst DerinÇete'dir.
Komik olan "yanlış bilinç" şudur: Siz bir yandan kapitalizmi/ küreselci müesses nizamı savunurken, diğer yandan ırkçılığa/ faşizme karşı OLAMAZSINIZ!
Tıpkı Max Horkheimer'in yazdığı gibi: "Kapitalizm konusunu dile getirmek istemeyen, faşizm konusunda da susmalıdır!"
"Faşizme/ ırkçılığa karşı gösteriler"e, ortaklarıyla birlikte her çeşit desteği veren Kanzler Olaf Scholz'un, "Çiftçi protestoları"na sıcak bakması; ABD'yi/ kapitalizmi/ emperyalizmi eleştirmesi tabii ki asla beklenemez. Bu konularda Scholz da, kendisindeki "Toplumsal olarak zorunlu, yanlış bilinç türü"yle hareket etmekte ve "madde"nin tabiatı gereği, hem yalan söyleme, hem de susma "mecburiyeti"ni (!) kullanmaktadır.

KÖR NOKTA KÖŞESİ
Almanya'da, sosyalist geçinen ve kendi camiasında ("mağarasında!") öyle tanınan Prof/ akademisyen bir "Türkiyeli" entel (adını anıp reklamını yapmayayım), Almanya'da "Faşizme ve ırkçılığa karşı" yapılan yürüyüşleri müthiş buluyor ve yere göğe sığdıramıyor.
Bu hem çelişkili, hem de komik ve dramatik durum, bana Jean Paul Sartre'ın şu sözünü hatırlattı:
"Fransa'da komünizmin önündeki en büyük engel, Fransa Komünist Partisi'dir".
Platon'un "Mağara Benzetmesi"ni, Bacon'un "İdoller"ini ve Marx'ın "İdeoloji Eleştirisi"ni anlayamadan ve sosyal olguları analiz etmede kullan(a)madan, tabii ki sosyalizmin derin deryasında yüzemezsiniz; sadece, "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma"nın ve kendi menfaatçi ve dışarıya kapalı narsizminizin sığ göllerinde çimebilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şekeroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Yurtdisi - Sayin Sekeroglu,

Siz bir yandan kapitalizmi/ küreselci müesses nizamı savunurken, diğer yandan ırkçılığa/ faşizme karşı OLAMAZSINIZ!

Neden?

Bence celiski degil, tam tersine uygun.

Sagcilar kesin irkci ve anti globallesme yanlisi.

Hollanda, Almanya ve Avusturya icin kesin gecerlidir.

Fransada ve Italyada bunlara benzer.

Saygilar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Şubat 10:54