Ordu
DOLAR9.8478
EURO11.3584
ALTIN553.82
Naim GÜNEY

Naim GÜNEY

Mail: [email protected]

1928'DE GÜZELORDU TAYYARESİ VARDI...

Güzelordu Tayyaresi” Ordu tarihinin en unutulmaz ve coşkulu günlerinden birsidir. Arşivlerin tozlu raflarında unutulan bu önemli belgeyi çıkartıp günümüze kazandıran Sayın Adnan Yıldız’a şükranlarımı sunuyorum. Evlere kapalı kaldığımız şu günlerde Adnan Yıldız’ın (Serander Net ve Ordu kent) sitelerinde yayınlanmış olan “Güzelordu Tayyaresi” adlı araştırmasından özet alıntılar yaptığım yazımızı sizlere aktarmak istiyorum…

 

“… Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde elimizde sadece 7 pilot ve 6 uçak vardı. Almanya’dan sağlanan uçaklarla filo genişlemiş olsa da, savaş bittiğinde elimizde çok az uçak kalmıştı. Milli Mücadele’de sıkıntısı çekilenler hususlardan biri de hava taarruzu ve keşif için gerekli olan tayyare sayısının az oluşuydu. Yunanlıların elinde bulunan çok sayıda İngiliz tayyaresine rağmen, Kuva-yı Milliye’nin elinde ise sadece 9 tayyare bulunmaktaydı. Bunlar da mütareke sonrasında düşmanın tahrip ettiği Yeşilköy ve Maltepe meydanlarından kaçırılabilen tayyarelerdi. Böylece Eskişehir ve Uşak cephelerinde dörder ve beşer tayyarelik birer bölük oluşturulabilmişti.

 

Çok sık arızalanan bu tayyarelerin onarımları ise sadece Eskişehir’de bulunan fabrikada, eldeki kıt malzemelerle yapılabilmekteydi. Öyle ki, tayyarelerin kanat bezlerinin üzerine normalde emaye sürülmesi gerekirken, malzeme yokluğundan dolayı yumurta akı, paça suyu gibi maddelerden oluşturulan karışımlar sürülüyordu. Böylece bir yandan eski tayyareler onarılıyor, diğer yandan da toplanan bağışlarla yurt dışından ilave tayyareler temin edilmeye çalışılıyordu. Çünkü Büyük Taarruz’un başarılması için tayyarelere büyük iş düşecekti. Nitekim “Büyük Taarruz” öncesinde ordunun elinde bulunan tayyare sayısı 16’ya çıkartılmıştı. Milli Mücadele bu tayyarelerin de katkısıyla kazanılmış ve Cumhuriyet kurulmuştu. Savaş esnasında ihtiyacına en çok gerek duyulan bu hava vasıtalarının temin edilebilmesi, savaş sonrası zordu…

 

Türk Milletinin ve Vatanın kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün yol göstericiliğinde, 16 Şubat 1925 tarihinde "Türk Tayyare Cemiyeti" adı altında kurulan Türk Hava Kurumu, Büyük Türk Milletinin maddi ve manevi desteği ile yaşayan, havacılığı benimsetmek ve sevdirmek için görev yapan bir kurum kimliğiyle hayata geçirildi.

Yurt genelinde başlatılan seferberlikle, İl, ilçe demeden bütün halk kampanyalar düzenleyerek, para toplamaya ve uçak alınması için önayak olmaya başlamışlardır. Bu yardımlaşmanın meyveleri de kısa sürede alınmaya başlamıştı. Halkın bağışlarıyla alınan bu uçakların her birinin üzerinde hangi şehir veya ilçenin bağışlarıyla alındığını belirtmek amacıyla o yerleşim biriminin adı başlangıçta eski yazıyla, Harf Devrimi’nden sonra da yeni harflerle yazılmış bulunmaktaydı.

 

Bu arada THK’nun kuruluşuna öncülük etmiş olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, bu kuruluşu ve bu kuruluşa yaptıkları bağışlarla silahlı kuvvetlerimize 300 civarında uçak kazandıran halkımıza bir şükran ifadesi olarak yurtiçi turların yapılmasını emretti. 1933 yılında 3 Breguet-19’dan oluşan filo bütün yurdumuzu gezdi. Cumhuriyet’imizin 10 ncu. yıl kutlamalarına uçaklarıyla katılan Sovyet Heyeti’nin ziyaretlerini iade etmek maksadıyla Moskova’ya 5 uçaktan meydana gelmiş bir grubun ziyareti düzenlendi. Sivastopol ve Harkov’da kaldıktan sonra Moskova’ya intikal eden uçaklarımız büyük bir coşkuyla karşılandı. “1 Mayıs 1934” gösterilerine katılan uçaklarımız daha sonra Harkov-Zaporojne üzerinden Bükreş’e gitti ve 15 Mayıs’taki “Kahramanlar Günü” gösterilerine katıldı. Bilahare İstanbul üzerinden Eskişehir’e dönüldü…

 

Cumhuriyetin kurulmasından itibaren hava kuvvetlerinin güçlendirilmesi yönünde önemli çalışmalar başlatılmıştır. Bu hususta başlatılan çalışmalardan biri de 16 Şubat 1925 tarihinde “Türk Tayyare Cemiyeti”nin kurulmasıdır. Bu çerçevede İlimizde de önemli çalışmalar başlatılmıştır 1927 yılı ortalarında halktan toplanan bağışlarla Tayyare Cemiyeti tarafından Ordulular adına bir tayyare alınmıştı.

 

Ordu’da bağış kampanyaları 1926 yılında başlatılmıştı. Kampanya boyunca başta basın olmak üzere yoğun gayret gösterilmişti. Mesela Güzel Ordu Gazetesi kampanya boyunca nerdeyse her gün manşetinden““Hanımlar, beyler, efendiler, fedakar köylüler! Tayyareye yardım iman ve namus borcudur” şeklinde çağrılarda bulunuyordu. Ayrıca camilerde de konunun önemi anlatan hutbeler okutuluyordu. Bunların sonucunda da Ordulular memleketlerinin adını taşıyacak tayyareyi alabilmek için ellerindeki hayvanlarına kadar bağışlıyordu.

 

Kampanyalar bu şekilde yaklaşık iki yıl boyunca aralıksız sürdürülmüştü. 1927 yılı ortalarında ise toplanan bağışlarla Tayyare Cemiyeti tarafından Ordulular adına bir tayyare alınmıştı. Artık tayyarenin Ordu’ya gelmesi bekleniyordu. Ama ineceği yerin neresi olacağı konusuna ise henüz karar verilememişti. Eskipazar veya Akyazı çiftlikleri düşünülmekteydi. Daha sonra bu yerlerden vazgeçilmiş ve tayyarenin ineceği alan olarak limanda karar kılınmıştı. Ancak bu sefer de geliş tarihi belli değildi. Bugün yarın derken nihayet 8 Temmuz 1928 tarihinde Tayyare Cemiyeti’nden gelen bir telgraf bu belirsizliği de ortadan kaldırmıştı.

Telgrafta, Güzel Ordu Tayyaresinin, 10 Temmuzda İstanbul’dan yola çıkacağı ve önce Sinop’a uğrayacağı ve 16 Temmuzda da Ordu’ya geleceği bildirilmekteydi. Tayyarenin geleceği güne dair haberin duyulması ise Ordululara büyük bir sevinç yaşatmıştı. Vali Ali Kemal Bey ve Köylerden tayyareyi görmeye gelenler ise gece yarısında yollara dökülmüş ve gün ışımadan da köylü-şehirli çok sayıda Ordulu tören yapılacak Ömer Ağa Bahçesi civarında yerlerini almışlardı.

 

Tayyarenin saat sekiz gibi gelmesi bekleniyordu. Bütün gözler gökyüzüne çevrilmişti. Ama saat sekiz buçuk olmasına rağmen hala görünmemişti. Bu arada tören alanında bekleyen Vali Ali Kemal Bey’e (Aksüt) bir telgraf uzatılmıştı. Telgrafa göre beş-on dakika sonra tayyarenin Ordu semalarında görünmesi gerekiyordu.

 

Heyecan daha da artmıştı. Nitekim saat dokuza on üç kala havada iki karaltı görülmüştü “Güzel Ordu Tayyaresi” geliyordu. Ancak yalnız değildi. Beraberinde “Polathane Tayyaresi” de vardı. “Güzel Ordu Tayyaresiise şehrin üzerinde tur atmaya başlamış. Bir iki tur attıktan sonra da Yalı Cami üzerinden limana inmişti. Ancak yalnız değildi. Beraberinde “Polathane Tayyaresi de vardı. Sinop’tan beraber hareket etmişlerdi. Polathane Tayyaresi yoluna devam etmişti.

 

Köylü bir kadın amin vaziyetinde ellerini açmış: “Yarabbi! Benim ömrümden kes Kemal Paşa’ya ver… Sen onu bize bağışla Yarabbi! “ diye dua ederken gözlerinden yağmur gibi yaşlar döküyordu…Vali Ali Kemal (Aksüt) Bey, Tayyare Cemiyeti İkinci Başkanı Abdülkadir Bey,Ordulular adına ise Sofuoğlu Ali Rıza Şükuh Bey, Askerlik Dairesi adına Yüzbaşı Fevzi Bey konuşmuşlar ve tören böylece tamamlanmıştı. Bu arada Pilot Adnan Bey ve Makinist Muzaffer Bey, tayyareyi su üzerine indirmişler, halkın alkışları arasında karaya çıkmışlardı. Biraz dinlenmeleri ve çay içmeleri için de bahçede hazırlanan yere alınmışlardı. Tekâmül Gazetesinde de karaya çıkış anı şöyle anlatılmaktadır.

 

Tayyarecilerimiz karaya ayak bastığı anda binlerce kadın erkek ve mektep çocukları tarafından alkışlanmıştır. Misafirlerimiz Tayyare Cemiyeti tarafından bahçede hazırlanan mahalle alınarak şereflerine bir çay ziyafeti verilmiştir. Ziyafet esnasında halk tayyarecileri görmek için adeta birbirleriyle müsabaka ediyorlardı.”

 

Çaylar içildikten sonra tayyare, sahile getirilmiş ve fotoğrafları çektirilmişti. Sıra konuşmalara gelmişti. Önce Vali Ali Kemal (Aksüt) Bey kısa bir konuşma yapmıştı. Sıra Ordu Tayyare Cemiyeti İkinci Başkanı Abdülkadir Bey’e, gelmişti. Abdülkadir Bey, önce tayyarenin üzerine çıkarak asılı bayrağı kaldırmış ve altındaki “Ordu” yazısını halka göstermiş ve sonra da konuşmasını yapmıştı. Ordulular adına ise Sofuoğlu Ali Rıza Şükuh Bey uzun bir konuşma yapmıştı. Son olarak da Askerlik Dairesi adına Yüzbaşı Fevzi Bey konuşmuş ve tören böylece tamamlanmıştı. Törenin sona ermesinden sonra Pilot Adnan Bey ve yanındakiler şehirde arabayla biraz dolaşmışlar ve belediyeyi ziyaret etmişlerdi. Akşam da Türk Ocağı’nda yüz kişilik bir çay partisine katılmışlardı.

 

Ertesi gün ise Ordulular tayyareyi uğurlamak için yine sabahın erken saatinde sahili doldurmuşlardı. saat 13.00 gibi Polathane Tayyaresi de gittiği yerden dönüş yaparken yine Ordu üzerinden geçmiş ve şehir üzerinde birkaç tur atmıştı. Böylece saat 15.10 olmuştu. Ve “Güzel Ordu”nun da ayrılış vakti gelmişti. Ordulularda ise hem ayrılış hüznü hem de gurur vardı. Az önce havalanan ve şehirleri üzerinde tur atan tayyarelerini bu yüzden ellerini yırtarcasına alkışlıyorlardı. Bu arada tayyareden atılan gazeteler ve broşürler ise havada süzülmeye devam ediyordu. Güzel Ordu ve Tekamül Gazeteleri de daha sonra Fatsa, Ünye, Samsun, Sinop, İstanbul, Çanakkale ve İzmir şehirlerine havadan atılmak üzere gözden kaybolan “Güzel Ordu Tayyaresi”nde yerlerini almıştı. Tekamül Gazetesi havadan atılacak nüshasını özel olarak hazırlamıştı. Bir süre sonra havalanan “Güzel Ordu Tayyaresi” gözden kayboldu. Ve böylece “Güzel Ordu Tayyaresi” de Ordu tarihine kazınmıştı.

 

1926’dan başlayan uçak hamlesi 1942 yılına kadar tam hızla devam etmişti. Mesela 1926-1942 arasında Kayseri Uçak Fabrikasında 7 ayrı modelde toplam 212 uçak üretilmişti. 1941'de Ankara'ya THK Etimesgut Uçak Fabrikası dahi kuruluyordu. Tamamen yerli tasarım olan Türk uçakları ilk kez Danimarka'ya satılmıştı. Türkiye’ye Avrupa'dan uçak siparişi yağarken ve 1948lerede ABD Marshall yardımıyla ülkemizdeki yerli uçak üretim işinin önünü kesmiştir. İşte nereden nereye gelmişiz… Oturup düşünmeliyiz…

(Kaynak ve Belgeler: Adnan Yıldız arşivi)

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar