"ZOMBİCİLİK ÇAĞI"NDA MIYIZ?

"Be hey vicdansızlar! Terörist'in hakkı mı olurmuş!"
Bu sözü radyo haber bülteninde, Devlet Bahçeli'den dinlediğimde, önce kulaklarıma inanamadım. Ama, gerçekten de aynen bunu söylemişti. Hem de "Vicdansızlar" kelimesini de kullanarak!
Bu sözün nasıl bir insan hakları ihlali olduğunu irdelemeyeceğim, bu yazımda. Beni burada ilgilendiren şu: Demokrasiyle yönetilen ve idam cezasının kaldırıldığı bir ülkede, böyle bir sözü, Devlet Bahçeli konumundaki birine hangi danışman, hangi algı operasyonu yaratma amacıyla söyletebilmektedir! Böyle bir ifadeye, aslında, tutucu cepheden bir parti yetkilisinin bile, örneğin şöyle bir tepki göstermesi gerekirdi: "Yanlış anlaşılabilecek, şanssız bir ifade!" Bu olmayınca, Bahçeli de, içinden, kendine şöyle demiştir, tahminen: "Söyledim, oldu! Bu ülkede her şey mümkün! Kimse, sözlerimin ne anlama geldiğini, böyle bir seyi söylememem gerektiğini fark bile etmedi!.."
*
Böyle bir şeyin hiç bir tepki görmeden söylenebildiği siyasi ortama bir ad bulmamız gerekiyor! Çünkü, olayları/ olguları ancak onlara bir ad vererek anlamış (anlamaya çalışmış) oluyoruz. Benim bu siyasi ortama naçizane vermek istediğim ad, postmodernist ideolojinin temel ilkesini de teşkil eden, "Her şey mümkündür"ün ("Everything goes") bir yansıması olarak değerlendirebileceğimiz, "Zombicilik Çağı"dır.
Bu kavramın bazı tezahürlerini üç maddede özetlemeye çalışalım::
1. Zombi; yaşadığı da, öldüğü de belli olmayan; öldüğü halde yaşayan, kendisiyle ilgili her teşhisin aynı zamanda hem doğru, hem de yanlış olabileceği bir figürdür. Bu durumun siyasi arenadaki karşılığı; bugün söylediğini yarın inkar eden; kendisine hiddet ve kararlılık üslubuyla hamasî sözler sarfettirildikten bir zaman sonra, söylediklerinin tam tersi yaptırılan siyasetçilerdir. "Zombicilik" derken; tıpkı liberalcilik, Şeriatçılık, ırkçılık, Alevicilik, İslamcılık vb. gibi, kendine özgü sistematik bir dünya görüşü olan bir ideolojiyi kastediyorum. Bu anlamda Zombicilik, postmodernizmin bize dikte etmek istediği, sinikliği de içeren bir "Her şey mümkün" ("everything goes") keyfiyetidir.
2. Zombiciliğin, günümüzde, dünyayı arka planda yöneten güçler tarafından bilinçli bir ideoloji/ dünyayı "algılatma" tarzı olarak kullanıldığını kabul edersek ortaya şu soru çıkmaktadır: Bununla hedeflenen nedir? Benim bu soruya vereceğim naçizane cevap şöyledir: Asıl amaç, etiksel açıdan çivisi çıkmış; Aydınlanmak/ gerçeği aramak/ hümanist ve sosyalist bir dünya yaratmak gibi isteklerin İMHA edildiği bir dünyada, insanlığa "insanlık dışı" yeni bir şekil vermeyi kolaylaştırmak! İşte bu, "Verilmek istenen şekil"lerin başında; a) Dünya nüfusunun "lüzumsuz" sayılan bir bölümünü imha etmek; b) "(Dünya) Merkez Bankası Digital Parası"na (CBDC) geçmek ve c) İnsan zihni ile bilgisayarı birleştirmek (Transhumanizm) projeleri gelmektedir.
3. Çete, onlarca yıldan beri bu postmodernizmin/ yani "zombicilik çağı"nın temellerini büyük bir gayretle oluşturmak ve şekillendirmekle (de) mesguldür...
(Postmodernizm, "Zombicilik Çağı"nı kucağında büyütmüştür. Bu, etik tanımayan, pervasız ideoloji, içinde yaşadığımız "çivisi çıkmış", "ölümcül kimlikler"in (iki kavram da Amin Maalouf'a aittir) kol gezdiği dünyayı yaratmak ve sonuçta bu "dünya"yı kaos ve savaşla imha etmek için Üst DerinÇete'nin desteklediği; özellikle Aydınlanma karşıtı, "tiktok" vs. müptelası ve sarhoşu, faşizan bir burjuva ideolojisidir.
"Everything goes" diyen postmodernciler Jean François Lyotard'ı veya Jacques Derrida'yı yakalayıp, onlara bir süre (deneysel) işkence etmek ve inledikleri her anda, ironiyle; "Subjektiv bir acı algısı içindesin! Everything goes!" demek isterdim).
*
Yazımı daha fazla uzatmamak, yani (şimdilik) toparlamak için, Çete'nin, zombicilik/ postmoderncilik adına ifade ettirdiği bazı kavramlardan/ jargonlardan ve kullandığı figürlerden ilk aklıma gelenleri sayacağım. Siz değerli okuyucularımın, bu, önemli bir kısmı "Şaka gibi gelen"lerin oluşturduğu "puzzle"leri birleştirerek zihninizde bir "Zombicilik çağı resmi" yaratabileceğinizi düşünüyorum:
"Tarihin sonu" (Francis Fukuyama); "Büyük Anlatıların Sonu" (Jean-Francois Lyotard); "Kesinliğin Sonu" (Zygmund Bauman); Genderizm: Erkekle kadın dışında yeni cinsi kimliklerin dikte edilmesi; Bir alan hâkimiyeti sağlama metodu olarak "İkili bağlanma" ("double bind"); Muhalefetin de Çete tarafından dizayn edilmesi olarak yorumlanan ve uygulanan Hegel diyalektiği; "Güçler ayrılığı"nın ortadan kaldırılması; 22 senedir iktidarda tutulan, ölü ama canlı AKP yönetimi; Ölü ama canlı Joe Biden, vs..., vs...
Ve yine:
Kenan Evren, Turgut Özal, Melih Gökçek, Bülent Arınç, Fethullah Gülen, Adnan Oktar ("Kedicikler"), Püsküllü Fesli Kadir Mısırlı, Ajdar ("Çikita Muz"), "İki Ayyaş", "Ekmek için Ekmeleddin", Mehmet Barlas, Şahin Alpay, Mümtaz Er Türköne, Engin Ardıç, Mehmet Metiner, Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı, Nazlı Ilıcak, Altangiller, Cübbeli Ahmet, Nihat Hatipoğlu, "Babalar gibi satarız", "Almanya bizi kıskanıyor", "Oooooh, oooooh", "Ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz", Bekir Bozdağ, Nureddin Nebati, Hacı Mehmet Gani, Melih Bulu, Recep İvedik, Merve Kavakçı, Tuğçe Kazaz, Latife Tekin, Orhan Pamuk, Elif Schafak, vs..., vs...

KÖR NOKTA KÖŞESİ
Yazılarımda, daha öncekilerdeki fikirlerimi de yer yer tekrarladığımı tesbit eden okuyucularıma, bu nazik iltifatları için teşekkür ederim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şekeroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.