Hayalimizdeki Ordu

Şehirler hepimizin! Yaşadığımız şehirlerde ortak alanlarımız bizi birbirimize bağlar. Hemşerilik hukukumuz var! Tüm kent sakinlerinin kamunun karar ve hizmetlerine katılma hakları var. Pekala yaşadığınız Ordu’yu hangi cümle ile tanımlarsınız? Size göre Ordu ilinin en temel sorunları nelerdir? Kısa, orta ve uzun vadede nasıl görmek istersiniz? Olmaz ya... Ordu, tüm yaşayanların birbirine barışık; saygılı insanlarla dolu olsa. Mağaza, lokanta önlerine sandalye, masaların taşmadığı, kaldırımların işgal edilmediği bir şehirde yaşamayı kim istemez? Ne güzel olurdu içinde bulunduğu bu şehre saygılı, kendisiyle dost bir topluluk olsak... Herkes memleketini sever. Ben de öyle. Memleketimi görmek istediğim iyi bir yer var. Şehrimin geleceğiyle ilgili hayallerim, fikirlerim... Öyleyse hayalimizdeki Ordu’yu tek tek sıralayalım. Bakalım bu saydıklarımızdan kaç adedi uyuyor?

İnsanların kaldırımda yürüme hürriyetinin, araçların park etme hürriyetinin önüne geçmesini. Motorlu taşıt sürücülerinin, trafikte kornalar çalmamasını. Yerel idarecilerin gürültü kirliliğinin, işitme yeteneğine, sinir sistemine neden olduğu zararlara sert tedbirler almasını. Fakirleri öksüz bir martı gibi hıçkıran kentin gri rengi içinde gökkuşağını aramamasını. Trafikte zıplayan, ilkel toplu ulaşım araçlarının kaldırılmasını. Yüzüne 'sonbahar' düşmüş işsiz gençlerin hayallerinin, gözleri bağlı şekilde idam mangasının karşısında vurulmayı bekler gibi durmamasını.

Bir otopsi yapılsa aslında yaşamadığı ortaya çıkacak pek çok emeklinin yağmur damlalarını yakalayabilmek için başı yukarı doğru kaldırır gibi durmamasını. Solucan kıvrımlı sokakların neyin nereye konulduğu belirsiz bir tavan arası gibi karışmamasını. Yolu şehre düşenlerin adımlarının kentin hafızası bir müze salonuna gitmesini. Güneşin sahipsiz portakal gibi Melet Irmağı'na düştüğü saatlerde gözlerimizin önünden zümrüt bir şerit gibi geçişini.  Birbirine yaslanan metruk binalar arasından geçerken bir Afrika kasabasında yürüyor hissine kapılmamayı.                                                                            

‘İnsan konservesi' apartmanlarda yeşile hasret mekanlar olmamasını. Cüzdanı sokakta düşürdüğümüzde ertesi gün aynı yerde bulmayı. Gece ıssız bir sokakta korkusuzca yalnız başına eve doğru yürümeyi.  Depresyon listesinde en üst sıralardan aşağıya inmesini. Denizin bir kedinin yere yuvarlanışı gibi hırıltıyla beklememesini. Özgürlüğü kanatlarıyla gökyüzüne çizen martıların sesini bırakıp şehri terk etmemesini. ‘Merhamet avcısı’ dilencilerin ve dar kaldırımları işgal eden işportacıların kentin her noktasından süpürülmesini.

Ordu geri kalmış bir beldedir ve gelişmiyor, büyümüyor. Özellikle gençler ‘ekmeğini’ il dışında veya başka ülkelerde arıyor. Kırsal kesimde pek bir cazibe kalmadı. Tarımdaki çalışan sayısı giderek azaldığından iş talepleri merkezde göç travması oluşturuyor. Nasıl bir şehirde yaşamak istediğimize bizden çok, bizim dışımızdaki unsurlar karar veriyor. Daha sürdürülebilir şehir için, gür seda sesle taleplerimizi dile getirmeliyiz.

Hayal kurup, gerçekleştirebildiğimiz güzel günler adına!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Keskin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mķirca - Rant,mal,şöhret, daha çoklara sahip olma doyumsuzluk hırsı ne olacak dimi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Mart 15:04