ÜST DERİNÇETE, TÜRKİYE'Yİ NEDEN ŞERİATA ZORLUYOR?

Bu konudaki görüşlerimi altı maddede toparlamaya çalışayım:


1. Emperyalizmin, Şeriatçı İslam'la derin ilişkilerinin olmasının nedeni; ikisinin de insan haklarına, Aydınlanma'ya, Hümanizma'ya ve son çözümlemede Sosyalizm'e (Halkçılığı ve ırkçı olmayan/ antiemperyalist Milliyetçiliği de kapsayıcı anlamda) karşı ortaya serdikleri ortak (olumsuz) tavırdandır. Emperyalizm, ırkçı bir refleksle kendini dünyanın efendisi; dünya ülkeleriyle oralarda yasayan insanları ise bütünüyle ticaret nesneleri/ yönetilecek/ sömürülecek coğrafyalar ve köleler topluluğu olarak görür. Şeriatçı İslam'ın Halifeleri/efendileri de, benzer şekilde, kendilerini Allah'ın yer yüzündeki temsilcileri; insanları ise Allah'ın (dolayısıyla kendilerinin) kulu/ kölesi, yani REAYA olarak algılarlar. İşte bu derin benzerliktir ki, ilk bakışta birbirine karşıtmış gibi görünen Emperyalizm'le Şeriatı, Aydınlanma'ya, insan hakları'na, Hümanizma'ya ve Sosyalizm'e karşı aynı cephede birleştirir.


2. Bu cephenin ortak düşmanlarının başında, içinde, yukarıda saydığım erdemleri en azından potansiyel olarak barındıran Ulus Devlet gelir. Küreselci emperyalizm, Masonik bir sermaye yapılanması olarak, dünya hakimiyetine göz diktiğinden beri, ulus devletleri tasfiye etme peşindedir.


3. Üst DerinÇete'nin son derece önemli bir "uygulama alanı" işlevini gören İsrail'in ve onun derin ortakları ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin, Türkiye gibi ülkelerde ulus devlet'e karşı Şeriatçılığı desteklemede baş rolü oynadıkları; Almanya'ya ve diğer bazı Avrupa ülkelerine bu konuda figüranlık rolü verdikleri, tarihsel bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Bunun böyle olduğunu anlamak için, Türkiye gibi ülkelerde faaliyet gösteren Şeriatçı örgütlenmelerin finans kaynaklarını araştırmak; bu ülkelerde örneğin tarikatlara/ dînî orgütlere ve türbancılığa verilen desteği incelemek yeterlidir. Bu örgütler, sadece maddi destek alma açısından değil; aynı zamanda derin siyasi koruma açısından da (zengin) emperyalist ülkelerin (derin) "merci"leriyle organik ilişkiler içindedirler. Bu "merci"nin benim teorimdeki adı Üst DerinÇete'dir ki bu Çete; Küreselci Yeni Dünya Düzeni savunucusu Rothschild sermayesinden, G. Soros örgütlerine; ülkelerin büyük siyasi partilerinden, bürokrasilerine; "bilim" ve sanat camialarından, eğlence ve dizi sektörlerine... kadar, organize bir ortaklık ve eşgüdüm içinde çalışmaktadırlar. Türkiye'de Şeriat propagandası yapan tarikatlar/ örgütler; FETÖ'den Nakşibendiler'e; Nurcular'dan, Süleymancılar'a; Hüdapar'dan Menzil'e kadar, Üst DerinÇete'nin icazetindeki Alt DerinÇete'nin kontrolündedirler. Ortak paydaları, hakim kapitalist düzeni, emperyalizmin iradesi doğrultusunda sonsuza kadar muaffak kılmaktır. Bu bağlamda, "Abdestli kapitalistler" adı, onlara tam olarak uymaktadır.

4.- "Emir komuta merkezim, <Papaz elbisesi giy!> derse giyer vazifemi yaparım...";
- "Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş Başkanlığı'nı yapıyoruz...";
- "İki Ayyaş...";
- "Babalar gibi satarız...";
- "Milliyetçiliği ayaklarımızın altına alıyoruz...";
- "Dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz..." Vs...Vs...
Bu sözlerin kimin işine yaradığı açıkça ortadadır. Siz bunları, Ulus Devlet yanlısı birine söyletebilir misiniz?

5. İsrail'de (de), İslam ülkelerine ve çeşitli tarikatlara Şeriatçı yetiştiren bir İslam Üniversitesi olduğu haberi, "Komplo teorisi" olarak nitelenmiş ve yalanlanmış olsa da, İslamcı tarikatlarda ve Türkiye'nin İslamcı kimliğe/ türbancılığa yönlendirilmesinde emperyalizm güdümündeki derin İsrail'in/ USRAİL'in parmağının olmadığını iddia etmek, saçma ve gülünç bir "Komplo inkarcılığı"dır. Pentagon'un resmi sosyoloğu Samuel Huntington'dan, her dönemin ajanı postmodernist Zygmund Bauman'a; Halifelik savunucuları Graham Fuller, Paul Henze'den, (AKP kurucularından olan) Morton Abromowitz'e kadar birçok Üst DerinÇete ajanının/ ideoloğunun, Mustafa Kemal ve Türk Ulus Devleti hakkında çemkirdikleri ağır suçlamalar, hakaretler ortadadır.

6. Peki, Üst DerinÇete, bütün bu emperyalist oyunların Türkiye'yi Aydınlanmacı ana ekseninden koparamayacağını bilmiyor mu? Bence, biliyor. Her kuşun etinin (Yugoslavya, Irak, Suriye, Libya örneklerinde yer yer - Türkiye'yi de kullanarak - başardığı gibi...) yenemeyeceğinin farkında, mutlaka. Buna karşın, neden hâlâ Alt DerinÇete'yle birlikte, Türkiye'yi; tarikatların/ Şeriatın istediği gibi at oynattığı, (güya) Halifeliğin ihya edilmek istendigi bir deneme alanı olarak kullanmayı sürdürüyor? İşte tam burada, Alt DerinÇete'yle birlikte çalışan Üst DerinÇete "aklı" (kumpasçı kurnazlığı!) sırıtıyor, pervasızca. Bu emperyalist akla Romalılar "Divide et impera!" derlerdi; Azeriler "Ayır buyur!" ve Türkler de "Böl ve yönet!" diyorlar. Bu Çete aklı, Ağababalarının varlığını; bölerek, gererek, kaos/ savaş çıkararak devam ettiriyor:
- Ülkeleri bölüyor, kışkırtıyor ve birbirleriyle savaştırıyor;
- Etnik, dinsel ve cinssel kimlikleri bölüyor ve birbirleriyle çatıştırıyor. (Bir yandan, etnik ve dinsel/ kültürel/ cinssel kimlikleri ayrı ayrı destekliyor; diğer yandan, onları birbirlerine karşı kışkırtıyor/ çatıştırıyor).
*
Toparlayayım:
Üst DerinÇete için, bir ülkenin diktatörlükle, faşizmle veya Şeriatçılıkla/ "Halife"yle yönetilmesi, demokrasiyle yönetilmesinden daha avantajlıdır. Bir diktatöre/ dînî, siyasi ve bürokratik kasta hakim olduğunuzda, tüm ülkenin iplerini elinize geçirmiş olursunuz. Bir yandan o diktatörlerin iktidarda kalmaları için elinizden geleni yaparsınız; diğer yandan da onların DEFOlarını Demokles Kılıcı misali "akıllı ol!" tehditiyle yapay gerilimler yaratmada kullanırsınız. Çete için aslolan, sermayenin hakimiyetidir.
Her şeyden önce özel mülkiyetin/ paranın/ üretim araçlarına sahip olmanın eşit olmayan dağılımıyla yürütülen bu sistem; Çete'nin ve işbirlikçilerinin rahat nefes almasını sağlarken; sömürülen HALKtan insanların her an kendi durumunda olanlara karşı rekabet ve kıskançlık içinde, patlamaya hazır bir stres ve bunalım saatli bombası olarak yaşamalarına yol açıyor. Sonuçta ortaya, kapitalizmin istediği YAPAY, bitmez tükenmez bir bölünme, gerilim ve çatışma ortamı çıkıyor:
Alevici-Sünnici, Kürtçü-Türkçü, türbancı-türban karşıtı, dinci-ateist; Atatürkçü-Hilafetçi/Osmanlıcı; Laikçi-Şeriatçı; tarikatçı-Cumhuriyetçi; hayvansever-"hayvan düşmanı"; "etçi"-vegeteryan; LGBT yanlısı-LGBT karşıtı; feminist-maskülist; Cumhurcu-Milletçi; emekli-çalışan; onun taraftarı-bunun taraftarı...Vs... Vs...
Bütün bunları Çete, Sosyalistlerin yerinde bir teşhisle "Temel çelişki" olarak adlandırdıkları "Emek-sermaye çelişkisi"nin üstünü örtmek; ezilenlerin enerjilerini asıl çıkarlarından uzaklaştırmak/ dikkatlerini sanal değerlere yönlendirerek dağıtmak; yeni bölünmeler, gerilimler ve çatışmalar yaratmak için yapıyor.
Büyük insanlığı sömürü ve yalan altında inletirken, "Bezirgan saltanatı"nı (Nazım Hikmet'in o muhteşem şiirine atıfla) sürdürebilmek için.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şekeroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Şekeroğlu - @Safmiyim Acaba 02 nolu yoruma cevabı: Nerede "komplo teorisi" yaptığımı yazarsanız çok memnun olurum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Mart 22:09