Nevruz

Zemheri ayının son günlerinden biriydi.

Uçsuz bucaksız bir bağın tür tür çiçeklerini andıran çocuklar, gök mavisi boyası dört duvarında tüten okuldan dönüyorlardı.

Hem arkadaş hem de komşu olan bilge bakışlı Simge ile yanaklarının çukuru kırmızıya çalan Alp; belli belirsiz esen rüzgârın tanıklık ettiği, çamura bulanmış sokağın sivri kaldırımından acem kirpiği kadar uzaklıktaki evlerine el ele tutuşmuş, gidiyorlardı.

Simge, dalları yaprak dökmüş ceviz ağacının gölgesinde birdenbire durdu, her iki elini yana açarak “Nevruz Bayramı yaklaşıyor diye ne kadar sevinçliyim, bir bilsen!” dedi ve “Hele de bayramdan önceki Salıyı Çarşambaya bağlayan o günün gecesini çok seviyorum.” diye de ekledi. 

Alp, hınzır bir ses tonuyla “Evet evet! Ben de o günün sabahını çok seviyorum, kardeşlerimle ucuna şal bağlandığımız upuzun ipleri evlerin açık penceresinden içeriye sarkıtır, bayram payımızı (kuruyemiş ve şekerleme) verin! diye bağırırız.” dedi. 

Simge, bu söz üzerine iri gözlerini iyice kıstı ve ince ince gülümsedi, ardından “Neden o gece ateş yakıldığını biliyor musun?” diye sordu. 

Alp, utancından başını öne eğerek “Hayır!” dedi. 

Simge, Alp’in soğuktan büzüşen ellerinin sırtını sıcacık soluğuyla ısıttıktan sonra “O gece çalı çırpıyla tutuşturulan ateş baharın habercisidir, alevler yükseldikçe geçmişin üzüntüsü artık geride kalır ve yeni bir yıl başlar.” dedi ve “Peki, ateşin üzerinden dilek tutup atlarken hangi maniyi okuruz?” diye sordu. 

Alp, ceviz ağacının gövdesine sımsıkı sarılarak çiçeği tomurcuk açmış bir dal gibi başını kaldırdı ve “Ağrım uğrum dökülsün, oda düşüp kül olsun. Yansın alev saçılsın, benim bahtım açılsın.” diye cevapladı. 

Ağzı kulaklarına varan Simge, Alp’in yanına yaklaştı ve alnına düşen kıvır kıvır saçlarının her bir telini parmak uçlarıyla düzelterek “Doğru!” dedi. 

Gözlerinin içi ışıl ışıl parlayan Alp, doğanın sessizliğine bir süre kulak verdikten sonra “O gün yumurta da tokuşturalım mı?” Baştan söyleyeyim yumurtan kırılırsa benim olur!” diye mırıldandı.

Simge, hiç düşünmeden “Sarı yumurta benim o zaman!” dedi ve Alp’in sol elini sağ avucunun içine alıp evlerine gitmek üzere yola koyuldular. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Peyman Hürmüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.