Ordu
DOLAR9.6153
EURO11.2377
ALTIN554.27
Naim GÜNEY

Naim GÜNEY

Mail: [email protected]

1965’DE “MİLLET YAPAR

Erol Mütercimler  “Satılık Ada Kıbrıs: Kıbrıs Barış Harekâtının Bilinmeyen Yönleri” adlı kitabının tanıtım bölümünde Kıbrıs için “…Kıbrıs, bir küçük ada ve üzerinde Türkiye dışında kimsenin tanımadığı bir ''cumhuriyet" var. KKTC, Türkiye'nin tüm adımlarını kilitlemesine rağmen vazgeçilebilecek bir kara parçası da değil... Bu ada yalnız dış politikada değil, iç politikada da gündemden hiç düşmüyor. 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Türklerini topluca ölümün eşiğinden alan Türkiye, savaş kararının üzerinden geçen yılların ardından gelinen süreçte, stratejik bir kararın eşiğinde duruyor: "Kıbrıs, satılık bir ada mıdır?" Kıbrıs Sorunu 20 Temmuz 1974'te başlamış değildir ve Türk askerinin adadan çekilmesiyle de çözülemez. Barış Harekatı, bir oldu bitti yaratılarak yapılan bir savaş ya da toprak işgali değildir. Bu harekat, Kıbrıs Türk toplumunun tamamının öldürülmesini engellemek, Yunanistan'daki Cunta kışkırtmasıyla yıktırılan anayasal düzenin kurulmasını sağlamak ve Enosis'e giden yok kapatmak amacıyla yapılmıştır…” diye yazmıştır.

Gerçekten “Kıbrıs Cumhuriyeti”, adanın iki halkı arasında ortaklık temeline dayandırılan uluslararası antlaşmalar uyarınca 1960 yılında kurulmuştu. Bahse konu antlaşmalar tarafından garanti edilen Anayasası, adadaki Kıbrıslı Türk ve Rum halklarının eşit siyasi hak ve statüsüne dayandırılmıştı. Kıbrıs Rum tarafı, 1960 Cumhuriyeti’nin kurulduğu şekilde yaşamasına şans vermemiş, söz konusu antlaşmalar sistemiyle vücuda gelen “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin yapısını, Kıbrıs Türklerini devlet kurumlarından dışlamaya, izole etmeye, Ada’daki varlıklarını sona erdirmeye ve nihayet Yunanistan ile birleşme (ENOSIS) yolunu açmaya yönelik olarak değiştirme girişimleri başlatmışlardır.

Zamanın Cumhurbaşkanı Makarios, Zürih-Londra Antlaşmalarının Kıbrıslı Türklere adil olanın ötesinde haklar verdiğini ve 1960 Anayasasının işlemez olduğunu öne sürmeye başlamış ve 30 Kasım 1963'te anayasanın tadili için, Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısının veto hakkının kaldırılmasını da içeren 13 maddelik önerilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük’e iletmiştir. Bu öneriler, 16 Aralık 1963'te Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye tarafından reddedilmiştir.

Kıbrıs Rum tarafı 21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıs Türk toplumuna karşı kapsamlı ve sistematik saldırılara “Kanlı Noel” ismi verilmişti. Kanlı Noel hadiseleri Kıbrıs adasındaki toplumlararası çatışmaların başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Olaylarda toplam 364 Kıbrıs Türkü ölmüştü. Kıbrıslı Türkler devlet kurumlarından uzaklaştırılmıştır. Kıbrıs Türk tarihine “Kanlı Noel” adıyla geçen bu kampanya önceden hazırlanmış olan “Akritas Planı”na dayandırılmıştır. Türklerin imhası veya Ada'dan atılmasını öngören Akritas Planı, basit bir örgütün eylem planı olmayıp, Rum yetkililerce hazırlanan bir etnik temizlik girişimidir. Akritas planının uygulanması sonucunda, 30.000 Kıbrıslı Türk 103 köyü terk etmek zorunda kalmıştır. Kıbrıs Türk nüfusu yerlerini terk etmek zorunda kalmış, ada yüzölçümünün %3'üne tekabül eden, adada denize çıkışı olmayan ve sürekli kuşatma altında tutulan küçük bölgelere sığınmıştır.

Dolayısıyla, “Kıbrıs Cumhuriyeti,” Kıbrıslı Rumların 1963 yılında tek taraflı olarak güç kullanımıyla anayasayı feshetmelerinden sonra ortadan kalkmıştır. 1963 "Kanlı Noel" olaylarından sonra, 27 Aralık 1963'e üç garantör ülkenin askerlerinden oluşan bir "Barışı Koruma Kuvveti" oluşturulmuştur. Bu çerçevede İngiliz generalin yeşil bir kalemle harita üzerinde çizdiği bir çizgi ile Lefkoşa 30 Aralık 1963'te ikiye ayrılmıştır. Bu tarihten itibaren bu sınır “Yeşil Hat” olarak adlandırılmıştır.

Milli Savunma Üniversitesi Askeri Tarih Doktora Öğrencisi, Murat Açmuz tarafından sosyal medyada 1965 yılında başlatılan Millet Yapar kampanyasına giden yol ve Millet Kampanyasıyla toplanan yardımlardan sonra Deniz Kuvvetlerinin kendi milli savaş gemilerini yapmaya başlatıldığı anlatılmaktadır. İnternet sosyal medyasında  yaptığı paylaşımda Murat Açmuz o günleri özetle şöyle ifade etmektedir…

“… 1963 yılında Kıbrıs Olayları'na kadar Türkiye Cumhuriyeti, bilhassa Deniz Kuvvetleri Komutanlığı denizaşırı bölgelere güç aktarımı yapabilecek bir kuvvet ihtiyacı duymamış ve buna uygun strateji üretmemişti. Tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen olaylar neticesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı  Akdeniz'de varlık göstermeye başlamıştı… Mayıs ve Haziran aylarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı  imkan ve kabiliyetleri nispetinde Kıbrıs'a yönelik bir askeri harekâtı destekleyecek şekilde konuşlanmıştı…

BM Güvenlik Konseyi’nin, 4 Mart 1964’de aldığı 186 sayılı kararla adaya uluslararası barış gücü (UNFICYP) konuşlandırılmıştır. Bu arada, Yunanistan adaya gizlice askeri kuvvet yollamaya başlamış, bu kuvvetin sayısı zaman içinde 20.000’e ulaşmıştır. Böylece, bir ortaklık devleti olmaktan çıkarak bir Rum yönetimine dönüşen Kıbrıs Cumhuriyeti fiilen Rum/Yunan kontrolü altına girmiş ve iki halk birbirinden tamamen kopmuştur…”

1964 YILINDA KIBRIS ADASINA ÇIKARMA YAPACAK ASKERİ GEMİ BULUNAMAMIŞTI…

7 Haziran 1964'te Başbakan İsmet İnönü, Kıbrıs'a çıkarma yapılması kararını aldı. Fakat ABD Başkanı Johnson mektubu neticesinde çıkarmadan vazgeçildi. 12 Temmuz 1947 tarihinde ABD ile imzalanan ikili antlaşma Türkiye'nin, ABD'den hibe ya da satın alma yoluyla temin ettiği askeri malzemenin Kıbrıs'ta kullanılmasının önüne geçmekteydi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın kapasitesi yoktu.

Peki 1964 yılında Kıbrıs'a çıkarma nasıl yapılacaktı? Pratik bir çözümle Mersin Limanında toplanan sivil şilepler devreye girmişti. "Şileplerle büyük çapta askerî bir harekâtın yapılıp yapılamayacağı tartışma konusu bile değildi. Türkiye'de o günleri yaşayanlar anımsayacaklar ki, herkes ayaktaydı. Kısacası Kıbrıs'a derhal asker gönderilmesini, ama nasıl ve ne biçimde olursa olsun, Türk askerinin adaya çıkarılmasını istiyorduk." (Erol Mütercimler, s. 125) 

Cumhuriyet Gazetesi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nı Oramiral Necdet Uran'ın "Donanma sekiz aydır istim üstünde bekliyor." dediğini yazmıştı (Mütercimler, s. 188). Ancak Türkiye, Kıbrıs'a çıkmanın o kadar da kolay olmadığını anlamıştı. 1964 krizi sonrasında ertesi yıl Cumhuriyet Gazetesi tarafından başlatılan "Millet Yapar" kampanyasıyla halktan donanma için bağış isteniyordu. "Başkalarının vermediğini MİLLET YAPAR" sloganıyla başlatılan kampanya sonrasında “Türk Donanma Cemiyeti” kurularak Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyacı olan deniz gücünü inşa edebilmek hedeflenmekteydi (Cem Gürdeniz, s. 121-122).

 “ ORDU’LULAR TÜRK DONANMASINA BİR HARP GEMİSİ HEDİYE EDECEKTİR”

1965 yılında diğer vilayetlerde olduğu gibi Ordu ilinde de karınca kaderince yapılan maddi ve manevi kampanyalarla askeriyeye yardımlar toplanmıştır. Ordu ili de tüm ülkede olduğu gibi “Millet Yapar” kampanyasında maçlar, tiyatro festivalleri, fındık mahsulü, mahalli gazetelerin büyük bir fedakârlıkla katıldıkları kampanya başlatılmıştı. Ordu bu kampanyada büyük iddia taşıyordu… 6 Mayıs 1965 tarihli Gürses Gazetesinin ilk sayfasında “ Ordu’lular Türk Donanmasına Gemi Hediye Edecek” başlıklı bir haber manşetten yayınlanmıştı. Haberin devamında özetle şunlar yazılıydı. “…Cumhuriyet Gazetesinin açmış olduğu ( Başkalarının Veremediğini Millet Kendisi Yapar) kampanyasına Ordu ilimizde katılmıştır. Ordu’da faaliyet gösteren müesseselerin ve vatandaşların yardımlarını temin maksadıyla Ordu Valisi Mustafa Karaer’in Başkanlığında, Banka Müdürleri, Belediye Reisi, Ticaret Odası ve Ticaret Borsası başkanları ile basın mensuplarından müteşekkil bir komite kurulmuştur. Komite 8 Mayıs 1965 Cumartesi günü saat 10’da ilk toplantısını yapacaktır. Yardımlar hususunda kanaati sorulan Vali Mustafa Karaer; Ordulular kahraman Ordumuza Ordu isimli bir harp gemisi hediye edebilmek için bütün güçleriyle kampanyaya katılmaya çalışacaklardır, demiştir…

CUMHURBAŞKANI CEMAL GÜRSEL DE KAMPANYANIN YARARLI OLDUĞUNU, SÖYLEDİ…

8 Mayıs 1965 tarihli Gürses Gazetesinin birinci sayfasında manşette “Cemal Gürsel, Kampanyanın Yararlı Olduğunu Söyledi” başlıklı bir haber geçilmişti. Haberin devamında şunlar yazılıydı: “Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel bir İstanbul gazetesi tarafından Türk Donanmasını geliştirmek amacıyla açılan kampanya konusunda bir demeç vermiştir. Cemal Gürsel’in demeci şöyledir:  “ Cumhuriyet Gazetesinin donamamızın takviyesi için giriştiği teşebbüs bütün memleket sathında heyecanla karşılanmıştır. Bu memleketin ilerleme heyecanına susamış olduğunu göstermesi itibarıyla, millete her sahada önderlik edeceklerini ve Hükümetin elinde büyük bir kuvvet olduğuna dikkat çekerim… “Başkalarının vermediğini Millet yapar” kampanyası yurdun her yerinde olduğu gibi Tunceli’nin Çemişgezek kasabasında da ilgiyle karşılanmış ve yardım komitesi iki saatte 4 bin lira toplamıştır…”

1965’D ORDU’DA DA “MİLLET YAPAR” KAMPANYASI BAŞLIYORDU…

11 Mayıs 1965 günü Ordu’da yayınlanan Gürses gazetesi ilk sayfada yayınlanan ve başyazar Ali Rıza Gürsoy tarafından kaleme alınan “Millet Yapar” başlıklı makalede şunlar ifade ediliyordu:

“ Dostlarımıza olan güvenimizi yitirdikçe birbirimize sarılmanın şart olduğunu, nihayet geç de olsa anladık. Uyutulmuş olmamızın acısını çıkarmak için elele çalışmamız gerektiğini fark ettik. Bu da bir uyanış, silkiniş, iyiye doğru gidiştir. Kıbrıs meselesi muhakkak ki bizim için üzücü olarak inkişaf etmiştir. Ama ne var ki Kıbrıs olayları bizi gafletten kurtarmış, gözlerimizdeki pembe gözlükleri kırmış, acı gerçekleri görmemizi sağlamıştır. İşte bu uyanışta, 1919 yılının beraberliğine, milli ruhuna erişmenin hasreti içinde gösterilen hedeflere birlikte koşmanın kıvancını duymak azmindeyiz. Bu azim “Türk”ü bir kere daha anlatacak ve bu şerefli milletin maddiyatla satın alınamayacağını kesesi dolu, ruhu boş olanlara ispatlayacaktır.

“Cumhuriyet” gazetesi milli mücadele ruhunun tekrar galeyana geleceğine inanarak “Millet yapar “kampanyasını açmış ve bu kampanyaya bütün milleti davet etmiştir. Bu batı dünyası huzurunda öyle bir davet, öyle bir hamle olmuştur ki; Donanma için toplanacak 30 milyon liralık bir bağış, milletimizin milli davalara verdiği önemi belirtmesi açısından büyük mana taşıyacaktadır. İşte bu duyguyla “Millet Yapar” kampanyasına katılmak bir vatan borcu olmuştur. Gürses…”

ORDU’DA “MİLLET YAPAR” KAMPANYASI İÇİN YARDIM KOMİTELERİ KURULMUŞTU…

Vali Mustafa Karaer daha ilk günden bir müteşebbis heyet kurmuş, belediye başkanı ile el ele vermiş, banka müdürleri, gençlik temsilcileri, aydın hanımlar aktif beyler hepsi göreve koşarak gelmişlerdi.  Her meslekteki halkla temas etmek için ayrı ayrı komiteler kurulmuş ve göreve başlamışlardı. Onların sloganı “Millet Yapar” hedefleri ise “Ordu’dan donanmaya Ordu adlı bir gemi hediye edeceğiz.”idi…

10 Mayıs 1965 tarihli Gürses Gazetesinde “Millet Yapar” kampanyası ile ilgili manşetten bir haber yapılmıştı. Haberin başlığında “ 4 Yardım Komitesi Teşekkül Etti. Başkalarının Vermediğini Bu Millet Yapmağa Azimli ” başlığı kullanılmıştı.  Haberin devamında şunlar yazılıydı:

“ Cumartesi saat 10’da İstanbul Cumhuriyet Gazetesinin açtığı “Millet yapar” kampanyasına Ordu İli olarak katılmak amacıyla Vali Mustafa Karaer başkanlığında bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantı sonucunda komiteler şu şekilde teşekkül etmiştir:

 Merkez Komitesi başkan Vali Mustafa Karaer, Üyeler Belediye Reisi Fazıl Sözer, Ziraat Bankası Müdürü Y. Aydın, Yapı Kredi Bankası Müdürü A. Esiner, Halk Bankası Müdürü H. Süngü, İş Bankası Müdürü İbrahim Nuhoğlu, Emlak Bankası Müdürü A. Candan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Aydın, Ziraat Odası Başkanı A.Köymen, Ticaret Borsası Başkanı Hasan Çebi (Tahiroğlu),Gürses gazetesi başyazarı A.Rıza Gürsoy ve Zaman Gazetesi başyazarı Rıza Şimşek…

1. Yardım Komitesi: Ticaret Odası Umumi Katibi Sıtkı Çebi, Ticaret Odası Komiseri Orhan Hazinedar ve Fabrikatör Halit Gürsoy…                                                                                                                                                          2. Yardım Komitesi: Diş Tabibi Yekta Karamustafaoğlu, Avukat İlhan Gürel ve Diş Hekimi Muzaffer Altınel…                                                                                                                                                                                                     3. Yardım Komitesi: Avukat Emel Gürel, Avukat Çiğdem Vural ve Gönül Şahin…                                                                                       4.Yardım Komitesi: Ordu Yüksek Öğrenim Talebe Cemiyeti Başkanı Fahri Çelebi, Avukat Rüstem Çelebi, Turizm Derneği Başkanı O.Ümit Felek ve Gazeteci Erol Ataşan…

ORDU’DA BANKALARDA MİLLET YAPAR KAMPANYASI İÇİN HESAPLAR AÇILIYORDU…

21 Mayıs 1965 günü yayınlanan Gürses gazetesinde yayınlanan bir habere göre “Millet Yapar” kampanyası mucibince Halk Bankasında hesaplar açılmıştı. Cumhuriyet gazetesinin yurt çapında açtığı “Başkalarının Vermediğini Millet Yapar “kampanyası Ordu şehrinde hararetle karşılandıktan sonra kampanyaya iştirak her geçen gün biraz daha artmaktaydı. Öğrenildiğine göre Halk Bankasında “Millet Yapar” kampanyası için 7623 no’lu bir hesap açılmıştı. Ve ilk olarak bu hesaba Ordu Esnaf Kefalet Kooperatifi 1500,Ordu Madeni Eşya Sanatkarlar Derneği de 1000 Lira yatırmışlardı.

 Ordu’da fındık mevsiminin peşinden Eylül ayından itibaren “Millet Yapar” kampanyasına yardımlar hızla artmaya başlamıştı. Türkiye çapında toplanan yardımların toplandığı Türk Donanma Cemiyetinin Ordu’daki Başkanı olan Halk bankası Müdürü Hasan Süngü’nün yerel basına verdiği bilgilere göre son günler içinde Cemiyete önemli ve memnuniyetlik yaratan yardımlar yapılıyordu. Takdire şayan, her biri başlı başına birer hamiyet örneği teşkil eden bu bağışlardan bazıları şunlardı:                                                                                                                                1-) Salih Erdoğan kardeşler ile Hüseyin Bozbağ adlı kişiler Ordu Sanat Enstitüsü karşısındaki 600 metre karelik müşterek arsalarını,                                                                                                                                                  2-) Giresun Fiskobirlik Genel Müdürlüğü 10 bin lirayı,                                                                                                                             3-) Piyasamızın hayırsever fabrikatörlerinden Halit Gürsoy ise;  3 bin liralık Hürriyet tahvillerini, Türk Donanma Cemiyetine hibe etmişlerdi.

Ordu’da faaliyette bulunan küçük esnafların da adeta birbiriyle yarışarak Türk Donanma Cemiyetine bağış kampanyasına katılmaları sevinçle ve gururla karşılanıyordu… Ordu yerel basını da kentteki birçok büyük tüccar ve zengini paylarına düşen vatan vazifesini yapmakta acele etmeleri için çağrılarda bulunuyorlardı… Çünkü kentin kamuoyu; Ordu’nun yurt ölçüsündeki şerefi ve haysiyeti için herkesin bu kampanyaya yardım yapmasını bir zaruret sayıyordu… Ordu’da Türk Donanama Cemiyetine bağışlarda bulunan cömert ve hamiyetli vatandaşların isimlerini basın yoluyla ilan edilerek takdir ve tebrik ediliyordu…

27 Haziran 1965 günü olmuştu. Cumhuriyet Gazetesinin açtığı “Millet Yapar” kampanyası Ordu şehrinde büyük ilgi görmeye devam ediyor ve yapılan bağışlar hergün biraz daha çok artıyordu. 23 Haziran akşamına kadar hesap açılan üç bankada 4 hesap numarasındaki yardım 19.043 lira iken 26 Haziran akşamına kadar bu miktar 2581 lira artışla toplam 21624 lira 90 kuruşa kadar yükselmişti. Ziraat Bankasındaki “Zaman” Gazetesinin hesap numarasında 9421 lira, Milli Eğitim Müdürlüğünün açtığı hesap numarasında 5341 lira, Emlak Kredi Bankasının yardım hesap numarasında 3807 lira ve Halk bankasında da 3055 lira bulunmaktaydı…

1 Temmuz 1965 günü Denizcilik bayramının 40. Yıl dönümüydü. Ordu Halk Bankası Denizcilik bayramı münasebetiyle bir jestte bulunmuştu. Ordu limanına 1 Temmuz günü gelen Ege Vapurunda Halk Bankası bir suare (akşam yemeğinden sonra yapılan eğlenceli toplantı) tertip etmişti. Suare Akşam saat 20’den sonra başlatıp 24’e kadar devam edecekti… Bu suarenin hâsılatı “Millet Yapar” kampanyasıyla Türk Donanmasına tahsis edilecekti.

Halk Bankasının memnuniyet yaratan bu teşebbüsünü bütün Ordulular yürekten desteklemişlerdi.  Bu vesile ile hem donanmaya yardım, hem de neşeli ve eğlenceli bir gece geçirmek isteyen Ordulular erkenden Halk Bankasından biletlerini tedarik ederek suareye katılmışlardı. Halk Bankasının bu müstesna teşebbüsü Ordu’da takdir toplamış ve tebrik edilmişti.

Günler 15 Temmuz gösteriyordu. Cumhuriyet Gazetesinin açtığı “Millet Yapar” Kampanyası için Ordu’da bağışlar her geçen gün daha artmaktaydı. Kampanyaya bazı dernek ve teşekküllerde katılmışlar ve yardım kabulüne başlamışlardı. Yardımlar peyderpey devam ederken, isminin açıklanmasını istemeyen hayırsever bir Ordu’lu birkaç dönümlük arazisini “Millet Yapar” kampanyasına bağışlayacağını vaat etmiş ve gereken formalitelere başlanmıştı. Yetkililerin verdiği bilgiye göre, kampanya için bugüne kadar yapılan yardımlar fındık zamanı birkaç misli artacaktı.  Bu yıl (1965) Ordu’da 50 milyon kilo fındık mahsulü bekleniyordu.”Kilo başına 2 kuruş koysak gemi hazır” diyordu bazı Ordulular... Fındık mevsiminde yardım komitesi geniş bir faaliyet sahası çerçevesi içinde bizzat vatandaşların ayağına kadar köylere giderek makbuz mukabilinde yardımlar topladılar. 15 Temmuz 1965 gününe kadar, üç bankadaki hesaplarda toplanan yardımlar toplam 30 bin lirayı geçmişti…

1965 YILINDA NİHAYET “TÜRK DONANMA CEMİYETİ” KURULMUŞTU… 

1964 yılında yaşanan Kıbrıs bunalımı esnasında bazı müttefik ülkeler tarafından, kendilerinden alınan savunma teçhizatının Türkiye’nin ulusal çıkarları doğrultusunda kullanılması konusunda engeller çıkarılmıştır. Bu durum, savunma gereksinimlerinin karşılanması konusunda müttefik dahi olsa diğer ülkelere bağımlı hale gelinmesinin sakıncalarını ve savunma gereksinimlerinin yerli imkânlarla karşılanmasının önemini kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde gözler önüne sermiş, kendi kendine yeterli bir savunma sanayi altyapısının tesis edilmesine yönelik politikaların temelini oluşturmuştur. 1965 yılında kurulan “Türk Donanma Cemiyeti”, özellikle çıkarma gemilerinin yapımına yönelik olarak “Kendi Gemini Kendin Yap” kampanyası çalışmalarını yönlendirmiştir. Benzer biçimde “Türk Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı” da 1970’de ulusal havacılık sanayimizi geliştirmek amacıyla kurulmuştur.

1965 yılı itibariyle Taşkızak ve Gölcük Tersanelerinde, Türk Donanma Cemiyetinin teşvikleriyle bir çok askeri çıkarma gemisi inşa edilmiş, 1967 yılında inşasına başlanan TCG BERK (D-358) Refakat Muhribi yerli imkânlarla 1972 yılında hizmete girmiştir.

1967 yılına gelindiğinde meydana gelen olaylar Kıbrıs'a tekrar müdahaleyi gündeme getirmişti. "Askeri bir harekâta kesinlikle karar verildiği, ordu önderlerinin 'alınan hükümet kararını derhal yerine getireceklerini' askerce ifade ettikleri sırada, böyle bir çıkarma için 6 helikopter, iki çıkarma teknesi ve 150 paraşüt bulunuyordu" (Mütercimler, s. 194-195). Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde Kıbrıs adasına tank çıkartabilecek kabiliyette bir gemi mevcut değildi. Emekli Oramiral Kemal Kayacan ile yapılan bir söyleşide o günleri şunları ifade ediyordu: " Elimizde böyle bir harekât için gereksinme duyulan çıkarma araçları yok. Henüz özel bir birlik olan Amfibi Alay kurulmamış. Mevsim koşullarının da olumsuzluğuna rağmen çıkarma için gerekli hazırlıklara başladık. ... Henüz Amfibi Alay kurulmamıştı. Asker taşımak için ticaret gemilerine el atıldı. ... Elimizde dört ufak çıkarma gemimiz vardı. Hatta yolda biri battı. Dört asker öldü. ... Yıllardan beri beklenen olay gerçekleşmişti. Mersin'den hareket edildi. Büyük bir coşku vardı. Yarı yola gelindiğinde... Ankara'dan emir: "Geri dön." İnanamadık. Olamaz dedik. Ancak, emir verilmişti ve buna uymak zorundaydık. Geri döndük. Bu arada tabancayı kafasına dayayıp intihar etmek isteyen subaylar oldu, zor engellendi." (Mütercimler, s. 197-198).

1968 yılında 1'nci Amfibi Deniz Piyade Taburu Gölcük'te Donanma Komutanı Ora. Kemal Kayacan'ın direktifiyle Yarbay Neşet İkiz tarafından kuruldu. 1962-63 yıllarında ABD Virginia'daki ABD Deniz Piyadeleri Eğitim Üssüne eğitime gönderilen İkiz, 1 Eylül 1968 tarihi itibariyle Kara Harp Okulu mezunu, Deniz Piyade olmak isteyen subay ve astsubaylardan oluşan bir birliğin komutanlığına atandı. 1973 yılında ise 2'nci Amfibi Deniz Piyade Taburu kurulmuştur. 1974 yılında Deniz Piyade Alayı, İskenderun'a intikal ettirilmiştir.

1964 yılındaki Kanlı Noel ve Yunanistan'da yönetime el koyan askeri cunta (1964-1974) nedeniyle tırmanan Kıbrıs gerilimi artık Türkiye Cumhuriyeti karar alıcılarını uyandırmış, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde Ege'de ve Doğu Akdeniz'de her an meydana gelebilecek ve sıcak çatışmaya dönüşebilecek bir krize karşı teçhizat, teşkilat ve doktrin değişikliğine başlanmıştı.

1973 yılında Mersin'de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı 'na bağlı Çıkarma Birlikleri Komutanlığı tesis edilmişti. Oramiral Kemal Kayacan, "Çıkarma Birlikleri Komutanlığı çok yakında önemli görevler üstlenecek bir komutanlık olacaktır. Bugüne kadar zaten çok ihmal edilmiş durumda."

Mersin'den hareket öncesinde Kıbrıs'a yönelik harekât planları yapılmaktaydı. Çıkarma Birlikleri Komutanlığında: ABD yapımı TCG ERTUĞRUL (LST-Tank Çıkarma Gemisi) ve TCG SANCAKTAR (LCM-Mekanize Çıkarma Gemisi) gemileri, Taşkızak ve Gölcük Tersanelerinde yerli imkanlarla 44 adet: LCU (Genel Maksat Çıkarma Aracı), LCM (Mekanize Çıkarma Aracı), LCT (Tank Çıkarma Aracı), LCVP (Araç ve Personel Çıkarma Aracı) inşa edilmişti. 18 Temmuz 1974 günü Çakmak Özel Görev Kuvveti (ÇÖGK) Karargâhı kuruldu.

Refakat gemileri ve Çıkarma Gemileri Komutanları katılımlarıyla son toplantı icra edildi. Genelkurmay Başkanlığı harekâtın icrasından önce verdiği direktiflerde: "20 Temmuz 1974 sabahı Girne’nin batısında uygun görülecek bir plaja, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca Harp Filosu Komutanı Kora. Nejat Tümer komutasındaki Özel Görev Kuvveti tarafından, ilk etapta Deniz Çıkarma Birlikleri Komutanlığı’na bağlı Deniz Yarbay Neşet İkiz komutasındaki Deniz Piyade Alayını çıkarmak suretiyle, bir çıkarma harekâtı düzenlenecektir.  Deniz Piyade Alayı karaya çıkıp  ‘kıyı başını’ zapt ettikten sonra, arkasında 39’ncu Tümene bağlı Kurmay Albay İbrahim Karaoğlanoğlu komutasındaki 50’nci Piyade Alayı ve Tuğgeneral Süleyman Tuncer komutasındaki Çakmak Amfibi Özel Görev Kuvveti Komutanlık Karargâhını çıkaracaktır.

20 TEMMUZ 1974 GÜNÜ TÜRKİYE CUMHURİYETİ KIBRIS’TA BARIŞ HAREKÂTI’NI BAŞLATMIŞTIR.

15 Temmuz 1974 günü Kıbrıs Milli Muhafızları ve EOKA mensupları Başkanlık sarayına saldırarak Makarios hükümetini devirmişlerdi… Darbeciler, Yunanistan'daki cuntacılarla iş birliği yapmaktaydı. Cumhurbaşkanlığı makamına Nikos Sampson adında bir yarbay getirildiği ilan edildi. Sampson, "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti"ni ilan ederek daha önceden mutabakata varılmış Londra-Zürih Antlaşmalarının garantörlük haklarını devreye soktu.

15 Temmuz 1974 saat 21:50'de Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Başbakan Ecevit, Genel Kurmay başkanı Org. Semih Sancar ve Kuvvet Komutanları, Türkiye'nin adaya müdahale hakkını kullanacaktı. "Geçmişte çıkarma girişimlerimizin sonuçlarını, daha doğrusu denizden geriye dönüşleri yaşamış olan Komutanlar 'Yine aynı olaylar mı olacak?' diye soruyorlardı. Başbakan kendilerine güvence verdi ve hazırlıklara başlandı." (Mütercimler, s. 237) 17 Temmuz 1974 saat 14.00’da TSK'da teyakkuz durumu ilan etmiş, Cumhuriyet Donanması yeni görev organizasyonuna geçmiştir.

Kıbrıs'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kasteden bu hareket karşısında Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması çerçevesinde, önce İngiltere'ye ortak müdahale teklifinde bulunmuştur. Türkiye, İngiltere'nin olumsuz cevap vermesi üzerine, Ada'daki Türklerin güvenliğini de dikkate alarak 20 Temmuz 1974 günü Barış Harekatı’nı başlatmıştır. Böylece Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı önlenmiş, Kıbrıs Türk halkının varlığı da güvence altına alınmıştır. Türk Barış Harekatı aynı zamanda Yunanistan'da Cunta idaresinin de sonu olmuş ve ülkeye demokrasi getirmiştir.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında Türkiye, kendisine uygulanan silah ambargosu ile karşı karşıya kalmış ve bunun olumsuz etkilerinin azaltılması maksadıyla modern ulusal savunma sanayinin ilk adımları da bu dönemde atılmıştır. Aynı yıl “Türk Kara Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı” kurulmuştur. O günlerde kamuoyunda oluşan büyük coşku, kurulan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıflarına halkımızın önemli ölçüde bağış yapmasına ve onaylanan yasalarla bu vakıfların özel gelirler sağlamalarına yol açmıştır.

Türkiye’nin savunma sanayinde dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla; Türk Uçak Sanayi Anonim Ortaklığı (TUSAŞ), 1973 yılında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde kurulmuş, kısa sürede söz konusu Vakıflar tarafından ASELSAN (1975), İŞBİR (1978), ASPİLSAN (1981), HAVELSAN (1982) gibi şirketler kurularak savunma sanayinde yatırımlar gerçekleştirilmiştir.

Türk Milletinin 1964- 1965 yılarında yurt çapında başlattığı “Millet Yapar “ kampanyasına yaptığı  bağışları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunma sistem ve ürünlerini modern teknolojiye dayalı olarak geliştirmek için ilk önce kurulan “Türk Donanma Cemiyeti” daha sonra da hayata geçirilen Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıfları, 17 Haziran 1987 tarihinde 3388 Sayılı Yasayla birleştirilerek “Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı” kurulmuş ve 26 Eylül 1987 tarihinde faaliyete başlamıştır. 1988 yılında da ülkemizde roket ve füze tasarımı, geliştirilmesi ve üretimi amacıyla ROKETSAN kurulmuştur.

TSK Güçlendirme Vakfı Genel Müdürlüğü önce TUSAŞ binasında çalışmalarını sürdürmüş daha sonra Bağışçı Merhume Zehra Urga tarafından bağışlanan arazi üzerinde 1997 yılında yeni bir bina inşa edilerek bu binaya taşınmıştır. 26 Eylül 1997 tarihinden itibaren, Ankara Paris Caddesinde bulunan Vakıf Genel Müdürlüğü binasında hizmetlerine devam etmektedir. 

TSK Güçlendirme Vakfı, kuruluşundan bugüne kadar ulusal savunma sanayi alanında stratejik yatırımlar gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Vakıf, söz konusu yatırımlarını etkin bir şekilde yöneterek, her biri dünyada ve ulusal alanda söz sahibi, hem yerli hem de milli şirketler konumuna ulaştırmıştır. Bugün itibariyle Türkiye’de;

– ASELSAN, elektronik, haberleşme, savaş sistemlerinin yanı sıra radar, entegre silah sistemleri ve elektro-optik alanlarında bir dev haline gelmiş, sivil alanlar olan ulaştırma, trafik, güvenlik ve sağlık alanlarında da etkin konuma ulaşmış,

– TUSAŞ, havacılık, uydu ve uzay alanının öncüsü konumuna ulaşmış,

– ROKETSAN, roket ve füze sistemlerinin tek tasarım ve üreticisi olmuş,

– HAVELSAN, komuta kontrol, eğitim, simülasyon, bilgi ve iletişim, güvenlik sistemleri ve siber güvenlik alanlarında yazılım yoğun sistemlerin geliştirilmesinde lideri konuma ulaşmış,

– İŞBİR, savunma sanayinde başta olmak üzere tüm sektörlerde jeneratör ve alternatör alanlarında söz sahibi konuma ulaşmış,

– ASPİLSAN sivil ve askeri ihtiyaçlara yönelik özgün pil, batarya bloğu, enerji depolama sistemleri ve raylı ulaşım akü sistemleri geliştirme yeteneği kazanmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı, her biri savunma sanayimizde önemli alanlarda faaliyet gösteren 6 Bağlı Ortaklığı ile 8 İştiraki olmak üzere toplam 14 şirkette doğrudan pay sahibidir. Vakfın yurtiçi ve yurtdışında gerçekleştirdiği şirket kuruluşları, satın alımları ve ortaklıklar yoluyla dolaylı olarak pay sahipliği bulunan şirket sayısı her geçen gün artmaktadır. 

"Başkalarının Vermediğini Millet Yapar" sloganıyla başlatılan  bir kampanya sonrasında Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyacı olan deniz gücünün inşa edilmesine müteakip; 1970’li yıllar da Kıbrıs Barış Harekâtı yapılmıştır. Millet Yapar kampanyasıyla 1964 yılında başlayan süreç  nihayet Kıbrıs Barış Harekâtı (1974); Türkiye Cumhuriyetinin jeopolitiğinin ve güvenlik algısının dönüşümünü fiilen başlatan uyanışın kalk borusu olmuştur. 1974 tarihi itibariyle Türk Milletinin yardımlarıyla oluşturulan Cumhuriyet Donanması rotasını açık denizlere doğru çevirmiş ve sadece NATO’nun değil; Türkiye’nin kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda varlık göstermeye başlamıştır. Bugün siyaset yapanlardan ülkeyi yöneten idarecilerimize, üniversitede okuyan gençlerden, lisede tahsil yapan öğrencilere, uluslar arası ithalat ihracat ve ticaret yapandan, devletin memuriyet hizmetinde bulunan herkesin, ülkenin yakın geçmişte ne badireler atlattığını ve zor zamanlarda dünyada bulunan yabancı ülkelerin dost mu, yoksa düşman mı  olduklarını tanıması açısından bu tarihi gerçekleri hepimizin okuması ve bilmesi gerekmektedir. “Geçmişini bilmeyen hiç kimse, geleceğinin hesabını yapamaz” sloganıyla ordu yerel tarihinin araştırıyor ve bulduğumuz bilgileri tarafsız ve egosuz bir şekilde gece gündüz üretmeye, sizlerle paylaşamaya devam ediyoruz. Kalın sağlıcakla… 

KAYNAKLAR:

Erol Mütercimler  “Satılık Ada Kıbrıs: Kıbrıs Barış Harekâtının Bilinmeyen Yönleri” adlı kitabı

Murat Açmuz Milli Savunma Üniversitesi Askeri Tarih Doktora Öğrencisi, Twitter paylaşımları

Emekli amiral Cem Gürdeniz, 1967 tarihinde kurulanTürk Donanma Cemiyeti” adlı makalesi 

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfıhttps://www.tskgv.org.tr/tr/hakkimizda/tarihce

Ordu Gürses Gazetesinin 1964-1965 yıllarına ait “Millet Yapar” kampanyası ile ilgili muhtelif nüshaları

Cumhuriyet Gazetesinin 1964-1965 yıllarına ait “Millet Yapar” kampanyası ile ilgili muhtelif nüshaları

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar