Enflasyon Neden Düşürülemiyor?

“Fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artışlar” olarak tanımlanan enflasyon Türkiye’nin hâlihazırdaki en önemli makroekonomik sorunlarının başında geliyor. Esasında ülkemizin enflasyon sorunu sadece son birkaç yıldır karşı karşıya kaldığımız ve üstesinden gelmeye çalıştığımız konulardan biri de değil. Türkiye ekonomisi, 1985-2001 döneminde de ortalama %60-80 bandında gezinen yüksek ve kronik enflasyona şahit olmuştu. 2004-2016 döneminde --iki yıl hariç-- tek hanelerde gezinen enflasyon oranları, 2017 yılından itibaren ise çift hanelere tekrar yükselmişti.

Enflasyonun temel nedenleri arasında ise talep ve arz enflasyonu yer almaktadır. Talep enflasyonu; ekonomideki toplam mal ve hizmet talebinin toplam üretimi aşmasından kaynaklanmaktadır. Arz enflasyonu ise; ücretlerde, faizlerde, hammadde fiyatlarında, vergilerde ve döviz kurlarında meydana gelen artışların fiyatlara yansımasıyla oluşmaktadır. Belirtmek gerekir ki, Türkiye’de enflasyon oranlarının hızla yükselişine yol açan en önemli faktör kur geçişkenliğidir. Kur geçişkenliği, döviz kurlarında meydana gelen artışların ülkedeki mal ve hizmet fiyatlarına yansımasını ifade etmektedir. Bu bağlamda Türkiye’de kur geçişkenliği hem çok güçlü hem de çok kısa sürede gerçekleşmektedir. Başka bir ifadeyle, döviz kurlarında meydana gelen artışlar, ithalat kanalıyla yurtiçindeki enflasyon oranının çok kısa bir sürede yükselmesine yol açmaktadır. Türkiye ekonomisinin bu yapısal sorunu öteden beri de değişmemiştir.

Hatırlayacağınız üzere, 2021 Eylül ayında yaklaşık 8,5 TL olan dolar kuru Aralık 2021 tarihinde 18 TL’ye kadar yükselmiş, daha sonra yürürlüğe giren Kur Korumalı Mevduat Hesabı ile 11 TL’ye kadar gerilemişti. Ancak ne var ki, bu kadar kısa bir sürede dolar kurunun neredeyse iki buçuk kat artması ekonominin bütün dengelerini çoktan altüst etmişti. Örneğin, 2021 Eylül ayında yıllık enflasyon oranı %19,5, aylık enflasyon oranı ise %1,25 iken, 2021 Aralık’ta aylık enflasyon oranı %13,5, 2022 Ocak ayında ise %11,1 gerçekleşmişti. Dolayısıyla 2021 Eylül ayında %19,5 olan yıllık enflasyon oranı, 2022 Ocak ayında %48,6’ya, 2022 Ekim ayında ise %85,5’e kadar sert bir şekilde yükselmişti. Yakın tarihteki bu örnek, Türkiye ekonomisinde kur geçişkenliğinin ne denli güçlü olduğunu açıkça göstermiştir. Ancak maalesef iki ayda fırlattığımız enflasyonu iki yılda dahi düşürmek mümkün olamamıştır. Peki neden?   

Enflasyonun düşürülmesi için alınan bütün önlemlere rağmen, enflasyon oranının belirli bir eşik değerin altına indirilememesine “enflasyon ataleti” denilmektedir. Bu ataletin nedeni de, bireyler ve firmaların enflasyon beklentilerini oluştururken geçmiş dönemi dikkate almasıdır. Örneğin, Şubat 2024 tarihinde son bir yıllık enflasyon oranı %67 gerçekleşmiştir (2023 Şubat-2024 Şubat arası). Buna karşın, Merkez Bankası’nın 2024 yılı enflasyon beklentisi %36-40 aralığındadır (2024 Ocak-2024 Aralık arası). Yine Merkez Bankası’nın finansal ve reel sektördeki karar alıcı ve uzman kişilere sorarak her ay yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne (Beklenti Anketine) göre ise yılsonu enflasyon tahmini en son %44,1 gerçekleşmiştir. Sorun şu ki, örneğin, bugün evinin kira kontratını yenileyecek olan bir ev sahibi, geçmiş bir yıllık enflasyon olan %67 oranını mı, yoksa gelecek bir yılda gerçekleşmesi beklenen %40 civarı enflasyon oranını mı dikkate alarak kiracısından fiyat artışı talep edecektir? İşte, bireylerin büyük bir kısmının geçmiş enflasyonu dikkate alarak fiyat ayarlamaları yapmaları enflasyon ataletini güçlendirmekte ve enflasyonun düşürülmesi önündeki en önemli engel olmaktadır.

Enflasyon ataletini zayıflatmak için en önemli rol yine Merkez Bankası’na düşmektedir. Gerek uyguladığı para politikası gerekse de enflasyon beklentilerini yönetmekteki inandırıcılığı enflasyonun düşürülmesi için kilit bir noktadır. Bunun koşulu da bağımsız, şeffaf ve güvenilir bir Merkez Bankası’dır.

                           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Umut Çakmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.