NE SİHİRDİR NE KERAMET (2)

NE SİHİRDİR NE KERAMET (2)

 

NE SİHİRDİR NE KERAMET (2)

 

Ünlü sihirbaz David Copperfield 1983 yılında New York’taki meşhur “Özgürlük Anıtı” nı yok etmişti…

 

Hı hı! Evet! Yok etmişti!

 

Kısa bir süreliğine de olsa, bildiğin, yok etmişti işte!

 

Ne sihirdir ne keramet!

 

İşin özü; insan, kandırılmaya hazır, yanıltılmaya meyillidir… Copperfield malum şifreyi doğru ve tam zamanında tuşlamıştı.

 

Copperfield için “illüzyonist” demiyorum, kasten. İllüzyonist deyince işin “sihri” kaçıyor… Sen, sihri büyüğü, periyi cini, şeyhi şıhı, Huri’yi muriyi pek seversin, benim canım halkım.

 

Özgürlük Heykeli, New York açıklarındaki Özgürlük Adası’ndadır. 1884-1886 yılları arasında inşa edilen anıt heykel; ABD’nin 100’üncü kuruluş yıl dönümü münasebetiyle Fransa tarafından hediye edilmiştir. Sağ elinde meşale, sol elinde kitabe tutan heykel, kaidesiyle beraber 93 metredir.

 

Heykelin başındaki tacın 7 sivri ucu, 7 kıtayı temsil eder; Amerika başka olmak üzere, Güney ve Kuzey Amerika, Avrupa, Asya, Avustralya, Antarktika ve zavallı, yoksul, aç, garip, ilkel Afrika, kara Afrika. Amerika’nın ve diğer tüm emperyalist güçlerin sömürgesi Afrika…

 

Özgürlük Anıtı ‘nın sol elindeki o kitabede “4 Temmuz 1776” yazmaktadır; bu, meşhur “Bağımsızlık Bildirgesi” nin tarihidir.

 

Özgürlük Heykeli, New York’u kerteriz alaraktan Amerika’ya gelenleri karşılayan bir ikondur. Özgürlükler ve adalet ülkesi, fırsatlar ve rüyalar ülkesi Amerika(!)

 

Bu kadar Amerikan seviciliği (!) yeter, gelelim şu “sihir” mevzusuna.

 

David Copperfield, çok yetenekli bir sihirbazdı ve onun oyunlarının birçoğunun sırrı hâlâ çözülebilmiş, anlaşılabilmiş değildir.

 

Çıkıp “Özgürlük Anıtı’nı yok edebilirim” deyince Copperfield “buyur” demişler. “Sapıyla, köküyle senindir” demişler.

 

Özgürlük Adası’nda çalışmaya başlar Copperfield, gösterisi için. Eser miktarda şahit seyirci için bir platform kurulur önce. Gösteri gece yapılacaktır.

 

Efendim “gecenin şahidi yok” derler, hatırlatıp geçeyim.

 

Anıtın tüm ışıkları söndürülür ve anıt, tepedeki helikopterlerin projektörleriyle aydınlatılır. Biraz sonra anıtla platformdaki seyirciler arasına bir perde çekilir. Bir müddet sonra perde kaldırıyor ve anıt yoktur!

O seyircilerin her biri, inandıkları tüm değerler üzerine yemin eder ki “anıt yok olmuştur”!

 

Perde tekrar çekilir ve açılır, anıt yerli yerindedir.

 

Neler oluyor hayatta!

 

Sapı ve de köküyle 93 metrelik bakır anıtı neresine sokmuştu şu iki karış adam? Bu, sihir değilse, keramet değilse neydi?

 

İşin içinde zekâ, el çabukluğu olduğu kadar “etkili sunum tekniği” ve muazzam bir “oyunculuk” ve “algı yönlendirmesi” olduğunu defaten ifade edeyim.

 

O koca anıtın kalkıp da bir yere gittiği, gideceği yok herhâlde, anıt oradaydı. Copperfield, ışık ve perde oyunlarıyla platformdaki seyircileri başka bir yere baktırdı. Bakış açılarını örgütledi ve belirlediği süre kadar, kendisinin tayin ettiği şeye inanmalarını sağladı.

 

O platformdaki herkes, anıtın yok olduğuna dair inandıkları tüm değerler üzerine yemin etti, hâlâ da eder.

 

Efendim!

 

Gözünle, kulağınla… Değil beş; icabında on beş, on yüz milyon beş duyu organınla ve de inandığın tüm değerler üzerine yemin edecek bir ikna olmuşlukla şahadet edersin…

 

İnanma!

 

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir!

 

Devirdir, kapılma, kaptırma; devir geç, bakma ardına! Baktığın yer, gördüğün şey değildir keza.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birol Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.