Türban'ını Çıkarmış Bir Eski Öğrencim

Hannover'de büyük bir Türk toptancı dükkanında, arkadaşımın lokantası için alışveriş yapmaktaydık. Arkadaşım ödeme yaparken, yirmibeş yaşlarındaki kasiyer kız, bana, "Birkaç sene önce siz benim öğretmenimdiniz, Herr Şekeroğlu. Beni tanıdınız mı?" dedi. Mahçup, bön bön baktığımı görünce, "Tanımamanız normal, o zamanlar türban takıyordum" diye ekledi, gülümseyerek ve sordu: "Kahve içer misiniz?" Memnuniyetle kabul ettik tabii...

Türbanı, on beş yaşlarında, aile çevresinin etkisiyle taktığını; çalışmaya başlayınca da kendi isteğiyle çıkardığını söyledi...

*

Kız çocuklarını/ kadınları türbana sokma projesi; emperyalizmin, AKP iktidarına özellikle dikte ettiği "olmazsa olmaz" emirlerden biridir. Postmodern emperyalizm; Erdoğan daha belediye başkanıyken ona birkaç kere Daniel Cohn-Bendik gibi has adamlarını göndermiş ve kendisine, iktidar olabilmesi için en önemli şartını iletmişti: "Çok Kültürlü Toplum Projesi'ni, Emir Komuta Merkezimiz'inin isteği doğrultusunda harfiyen uygulayacaksınız!"

Küreselci emperyalizmin (yani, Üst DerinÇete'nin) bu konudaki ısrarı, normal aklın hemen kavrayamayacağı bir konudur. Öyle ya; bu, Batılı, Hıristiyan GÜÇ; barbarlığına direnen İslam'ın en önemli sembollerinden birini, yani Türban'ı nasıl olur da destekler!? Bu iddia, Batıcı ve Laikçi; toplumuna, dinine yabancılaşmış zorba entellerin fikridir! "Batılılar, İslamî uyanışı destekler mi?"

Ben, daha 80'li yılların başında sosyoloji doktorası yapmak için geldiğim Almanya'da bu soruyu kendime sordum ve buna verebildiğim naçizane cevap, "Evet, desteklerler ve bunun adı da 'NEGATİFENTEGRASYON'dur!" oldu. Ta o zamandan beri, doktora çalışmamın da başlığına koyduğum bu kavramla uğraşmaktayım.

Negatifentegrasyon; hakim güçlerin, kendilerine direnen kuvvetleri, onların ideolojilerini/ sembollerini/ ritüellerini... sonuçta "onlara" zarar verecek şekilde destekleyerek/ kullanarak ve böylece derin bölünmeler ve çatışmalar yaratarak nötralize etme stratejisidir. Hakim Güç'ün, bu (bir) "taşla" vurduğu birkaç "kuş"u sıralayalım:

1. Negatifentegrasyon figürünün kimliğine (örneğin TÜRBANcılığa) el altından maddi ve ideolojik/ siyasi destekler verip onu güçlendirirken; aynı anda onun karşıtlarını, örneğin radikalleştirilmiş ideolojik LAİKliği (sözde) Atatürkçülüğü de destekleyerek, toplumda bölünme, gerilim ve çatışma yaratmak ve böylece, kendisine karşı birlikte direnebileceklerin birbirleriyle dayanışmaya girmelerini engellemek.

2. Kendi Hıristiyan, TÜRBANsız halkını, önceden medyasında/ ideolojisinde "Terörist, gerici/ cehalet sembolü, tehlikeli..." (!) (KÖTÜ) din olarak damgaladığı İslam'a karşı, kendi "İYİ" (!) dininde (Hıristiyanlık'ta) birleştirmek/ konsolide etmek.

3. Sonuçta tüm dünya halklarını/ toplumlarını dinsel (ve etnik, cins'sel, "takım"sal/ "dava"sal) cephelere bölerek ve birbirleriyle çatıştırarak rahatça yönetmek. (Divide et impera).

*

Avrupa'da, "Çok Kültürlü Toplum", yani özellikle etnik ve dinsel/ Türban'sal bölünme, gerilim ve çatışma projesini, Üst DerinÇete, kendi kurdurduğu Yeşiller Partisi'ne uygulattı. Bu projenin en önemli isimlerinden biri, adını yukarıda da andığım Daniel Cohn-Bendik idi. Kendisi, Çete tarafından daha ergenlik yaşlarında devşirilmiş, Fransa'da 68 öğrenci olayları liderliğine, hatta Sartre'ın yanına kadar sokulmuştur. Bugün de, Yeşiller Partisi'nde, Avrupa Parlamentosu'nun ve Çete'nin değişmez BABA ideoglarından biri olarak hizmetini sürdürmektedir.

*

Birkaç sene önce (görünmez) Çete ve çevre baskısıyla türban takan, şimdi ise yeni bir çevrede türbanını çıkaran (eski) öğrencimin bende çağrıştırdığı düşüncelerin özeti, bunlar...

Kendisine, bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum.

KÖR NOKTA KÖŞESİ

1. AKP'nin dış güdümlü, "Velev ki siyasî semboldür!" Türbancılığı'nın Çete tarafından bugün getirildiği nokta; bir yandan türban içinde "şatafatlı ama abdestli" bir kapitalistlik; diğer yandan da, AKP İktidarı'nın haksızlıklarına tepki olarak yaygınlaşan ve İmam Hatiplilere kadar uzanan DEİST bir düşünce ve yaşam tarzıdır.

2. "Çete; siyasette, sosyal bilimlerde, felsefede, sanatta, eğlencede... neden özellikle Musevi asıllı devşirmeler kullanmaktadır?" sorusuna, sosyal bilimciler bir cevap aramalı. Belki bunun önemli bir nedeni, tarihsel mağduriyetin yarattığı "dokunulmazlık zırhı"dır...

3. "Radikalleştirilmiş ideolojik laiklik" veya "sözde Atatürkçülük" sözlerinden rahatsız olan okuyucularımın, ne demek istediğimi anlamalarına Karl Marx'ın şu sözünü hatırlatmamın da bir faydası olmaz, sanırım: "Ben, Marxist değilim!"

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Şekeroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Ordu Olay Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Ordu Olay Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Ordu Olay Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Ordu Olay Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.