Ordu
DOLAR18.6143
EURO19.296
ALTIN1042.1
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]tmail.com

reader

2009 Krizinden Ders Almak: 2023 Yılı

2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) başlayan ve 2008 Eylül ayında ABD’nin en büyük dördüncü yatırım bankası olan Lehman Brothers’ın iflasını açıklayarak batmasıyla etkisi bütün dünyaya yayılmaya başlayan 2008/2009 krizi, 1929 Büyük Buhran’ından sonra dünyanın yaşadığı en büyük kriz olarak kabul edilmiştir.

Türkiye’yi ağırlıklı olarak 2009 yılında etkileyen küresel krizin yapısı hem 1994 hem de 2001 krizinden çok farklı olmuştu. Gerek 1994 gerekse de 2001 krizinin temelinde sürdürülemez bütçe açıkları ve dış ticaret açıkları önemli bir rol oynarken, bankacılık sektöründeki ciddi yapısal zaaflar da bu iki krizin derinleşmesinde önemli bir faktör olarak öne çıkmıştı. Ayrıca, 1994 ve 2001 krizlerinin oluşumunda, 2009 yılında olduğu gibi küresel bir krizin etkisi veya yansıması da yer almamıştı.

Belirtmek gerekir ki, 2009 krizi öncesinde Türkiye’nin temel makroekonomik göstergeleri 1994 ve 2001 krizlerine kıyasla oldukça iyi durumdaydı: Örneğin, 2001 yılında bütçe açığının GSYH içindeki payı %13’lere yaklaşmışken, aynı oran 2005-2008 döneminde %1’lere kadar gerilemişti. 2009 krizi öncesinde enflasyon oranlarında da önemli iyileşmeler sağlanmıştı. 1975 yılı sonrası II. Petrol Krizi’ni takiben başlayan ve 1983-2003 döneminde de yüksek ve kronik bir hal alan enflasyon oranları 2004 yılında tek haneye inmiş ve 2004-2008 dönemi boyunca da ortalama %9’larda seyretmişti. Ayrıca, 2001 krizi sonrasında ekonomide yüksek büyüme oranları da yakalanmıştı. Düşen enflasyon oranları ve bütçe açıkları, özelleştirmelere hız verilmesi, artan kapasite kullanım oranları, AB ile Tam Üyelik Müzakereleri’nin başlaması ve artan yatırımlar, 2002-2007 döneminde büyüme oranı ortalamasını %7,1’lere taşımıştı. Ancak bütün bu olumlu gelişmelere karşın, 1950’li yıllardan itibaren kronikleşen dış ticaret ve cari işlemler açığı sorunu bu dönemde de devam etmekteydi.

Peki, bu “iyi” makroekonomik göstergelere rağmen, Türkiye ekonomisi 2009 yılında neden %-4,7 oranında küçülmüş ve finansal bir krizle karşı karşıya kalmıştı?

Küresel krizin Türkiye’ye etkisi ağırlıklı olarak dış ticaret kanalı aracılığıyla olmuştu. Şöyle ki; krizden önce Türkiye’nin ihracatının büyük bir kısmı ABD ve Avrupa ülkelerine gerçekleştiriliyordu. Küresel krizle birlikte bu ülkelerde talebin daralması ve reel gelirlerin düşmeye başlaması, Türkiye’nin ihracatının 2009 yılında çok keskin bir biçimde gerilemesine yol açmıştı. Bu çerçevede 2009 yılında ihracatta yaşanan %22,6’lık düşüş, 1980-2021 dönemi boyunca gerçekleşen en yüksek düşüş oranı olmuştu. Hatta ikinci en yüksek düşüş oranı 2015 yılında yaşanmış ve o da sadece %8,7 gerçekleşmişti. İhracatta meydana gelen bu keskin düşüş ise; üretimin azalmasına, fabrikaların faaliyetine ara vermesine, işçi çıkarmaların başlamasına, işsizlik oranının artmasına ve iç talebin düşmesine yol açmış ve böylece kriz derinleşmişti.

Şimdi gelelim 2023 yılına...

Rusya'nın Ukrayna'da başlattığı savaş nedeniyle enerji ve gıda fiyatlarındaki artış, yükselen enflasyon oranları ve Rusya’nın Avrupa’ya gaz akışını kesmesi, küresel düzeyde ve özellikle Avrupa’da resesyon olasılığının iyice artmasına yol açtı. Türkiye’nin ihracatının yaklaşık %45’inin Avrupa Birliği’ne (AB) yapıldığı dikkate alınırsa, AB’de yaşanacak olası bir resesyonun (durgunluğun, daralmanın) ilk olumsuz etkisi Türkiye’nin ihraç malları üzerine olacaktır. Her ne kadar 2022 yılının ilk dokuz ayında ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre %17 oranında artmış olsa da, Avrupa’da başlayacak bir resesyonun şiddetine ve süresine bağlı olarak Türkiye’nin ihracatında --aynen 2009 yılında olduğu gibi-- keskin düşüşler yaşanabilir. Bu ise, döviz arzının azalmasına ve dolayısıyla kurlar üzerindeki yukarı yönlü baskının daha da artmasına yol açabilir.

Özetle; bütün bu olası gelişmeler Türkiye ekonomisi için önemli bir risktir. Çünkü Türkiye’nin hâlihazırdaki temel makroekonomik göstergeleri 2009 krizi öncesinde olduğu gibi “sağlam” değildir. Ekonomi yönetiminin bu kötü senaryoyu şimdiden dikkate alması yerinde olacaktır.

                    

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar