Ordu
DOLAR13.4096
EURO15.2253
ALTIN792.91
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

reader

2022’DE NASIL BİR ORDU BEKLİYORSUNUZ?

Ordu’yu hangi cümleyle tanımlarsınız? Size göre şehrinizin en temel sorunları nelerdir? Kısa, orta ve uzun vadede nerede ve nasıl görmek istersiniz?

"Olmaz ya... Ordu, tüm yaşayanların birbirine barışık; saygılı insanlarla dolu olsa. Mağaza, lokanta önlerine sandalye, masaların taşmadığı, kaldırımların işgal edilmediği huzurlu bir şehirde yaşamayı kim istemez... Ne güzel olurdu. İçinde bulunduğu bu şehre saygılı, kendisiyle dost bir topluluk olsak...

Ordu'nun hiç kabahati yok. Suç kıymetini bilmeyen bizde. Herkes memleketini sever. Ben de öyle. Memleketimi görmek istediğim iyi bir yer var. Şehrimin geleceğiyle ilgili aklımıza düşen hayallerim, fikirlerim...                                                                                              

İnsanların kaldırımda yürüme hürriyetinin, araçların park etme hürriyetinin önüne geçmesini.

Motorlu taşıt sürücülerinin, trafikte kornalar çalmamasını. Yerel idarecilerin gürültü kirliliğinin, işitme yeteneğine, sinir sistemine neden olduğu zararlara sert tedbirler almasını.

Yoksulların öksüz bir martı gibi hıçkıran kentin gri rengi içinde gökkuşağını aramamasını. Trafikte zıplayan, ilkel toplu ulaşım araçlarının kaldırılmasını. Zavallı kostümle dilenen merhamet avcılarının ve sokakları işgal eden işportacıların kentin her noktasından süpürülmesini.

Depresyon listesinde en üst sıralardan aşağıya inmesini. Denizin bir kedinin yere yuvarlanışı gibi hırıltıyla insanları beklememesini.

Özgürlüğü kanatlarıyla gökyüzüne çizen martıların sesini bırakıp şehri terk etmemesini.

Yüzüne 'sonbahar' düşmüş işsiz gençlerin hayallerinin, gözleri bağlı şekilde idam mangasının karşısında vurulmayı bekler gibi durmamasını. Bir otopsi yapılsa aslında yaşamadığı ortaya çıkacak emeklinin yağmur damlalarını yakalayabilmek için başı yukarı doğru kaldırır gibi kalmamasını.                                         

Yılankavi caddelerin neyin nereye konulduğu belirsiz bir tavan arası gibi karışmamasını. Yolu şehre düşenlerin adımlarının kentin hafızası bir müze salonuna gitmesini. Güneşin sahipsiz portakal gibi Melet Irmağı'na düştüğü saatlerde gözlerimizin önünden zümrüt bir ırmak geçmesini.

Birbirine yaslanan metruk binalar arasından geçerken bir Afrika kasabasında yürüyor hissine kapılmamayı. Kontrolsüz göç dalgasına maruz kalmadan, insan 'konservesi' apartmanlar ve yeşile hasret mekanlar olmamasını. Cüzdanı sokakta düşürdüğümüzde ertesi gün aynı yerde bulmayı. Gece ıssız bir sokakta korkusuzca yalnız başına eve doğru yürümeyi. 

İnsana da hayvana da saygılı kent olmasının gururunu yaşamayı.  

Ordu orantısız ve plansız gelişiyor. Kırsal kesimde hiçbir cazibe kalmadı. Tarımdaki çalışan                sayısı giderek azaldığından iş talepleri merkezde göç travması oluşturuyor. Ordu’da nasıl bir şehirde yaşamak istediğimize bizden çok, bizim dışımızdaki unsurlar karar veriyor. Daha sürdürülebilir kent için, gür seda sesle taleplerimizi ifade etmeliyiz.

*                                                                                                              Hayal kurup, gerçekleştirebildiğimiz güzel günler adına!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar