Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

65 yaş 

Pazar saat onbir ile üç arası sokağa çıkma iznimizi güneşli bir havada, Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap’ın önerdiği “sosyal mesafeyi koruyarak” tepe tepe kullandık. 

Dayı torunu Recep Köroğlu, günün tarihine not düşmek için fotoğraf makinesiyle gelmişti. Bir iki kare fotoğraf çekip, sitesine koydu. Fotoğraflarda kim kimdir belli olmuyor, olsun! Maskeli süvariler olarak varız... Enis Ayar, -bilmiyorum kendini yaşlılar arasında sayar mı,  o da sahilde yürüyordu. Bir ara (sosyal mesafeyi koruyarak) açık açık “10 yıl sonra bu gördüğün insanlar olmayacak” dedi.

***

“Doğru, kaybolup gideceğiz,” filan demedim. Sonuçta bir öngörüsünü söylemişti. Fani dünya biz olmasak da,  dönmeye devam edecekti.

Nitekim 4 milyar yıldır (o da bilinen) üzerinde ot bitiyor bu dünyanın… Böcekler gibiyiz (Kalu beladan beri, varlığını sürdüren tek canlı hamam böcekleriymiş!) Doğal olarak her bahar, doğa bitki örtüsünü yeniliyor, son bahar gelince de örtü kalkıyor. . Kalanlar bir tohum, bir çekirdek, ya da suyu tükenmemiş kış uykusuna dayanabilen varlıklar... Şuna inanıyorum, doğada ne varsa, ne görüyorsak adını koyan insanlar! Yani bilim, bilme, adını koyma bizimle başlayıp, bizimle sürecek… 

***

Espri anlayışı yüksek olan arkadaşlarım var: Hayvanlar âleminde, ihtiyacı olan kadar alan değil de, ihtiyacından fazlasını alan, alamadığında da kendi neslini yok edecek silahlarla kuşanan tek yaratık varmış: İnsan!

*** 

Bir yerde okumuştum, ortaçağda emek şu şekilde bölünüyormuş: papazlar dua edip, şövalyeler öldürüyor, köylüler herkesi doyuruyormuş…

Tabi biz, böyle bir (Orta)çağ yaşamadığımız için, ürettiğimizi tüketenlerden sayılıyoruz… 

Kendi kendine yetenin pazarda payı da yoktur!

O nedenle kimseye saldırmıyor, elde avuçta ne varsa onla yetiniyoruz. 

*** 

Ortaçağda veba salgını suçlusu köylülerdi. İnançsızdılar; günah işliyor o yüzden cezalandırılıyorlardı. Tövbe tövbe!

Fransa, bunu çok acı yaşamış bir ülke. Veba salgını, ya da kolera fark etmez, bir salgın hastalık başladı mı, o mahalle karantina altına alınır, hiç kimsenin o bölgeden dışarı çıkmasına izin verilmezdi.

Böyle bir salgında Paris’te karantina altındaki bir mahallede hırsızlıklar artmış… Hırsızların salgının olduğu yere bir şekilde girip çıkmaları sebebiyle hastalığı başka mahallere taşıma riski var. Belediye ya da hükmet önleyici tedbirlerin yetmediği yerde, ödül devreye sokar:

-Hırsızları ihbar edene şu kadar altın para ödenecek… Duyduk duymadık demeyin!

Herkes, Peyami Safa’nın “Cingöz Recai”si…

Uzatmayalım: Hırsızlar yakalanıyor… Doğru teşhis odalarına… Aa! Aa! Hastalık taşımıyorlar. TIP çaresiz…

Hırsızlarla pazarlıklar başlıyor. Salgının olduğu mahalleye nereden girip çıktığınızı söyleyin yeter, cezalandırılmayacaksınız!  

Hırsızlar; karantina bölgesine, kanalizasyonlardan girdiklerini söylerler. Olur mu? Daha büyük felaket!!!

 (Belediyelerin, Paris’te 12 yy.da kanalizasyon çalışmaları yaptığını da bu arada hatırlatırım).

 Sonuçta, hırsızların, karantina altındaki mahalleye girmeden önce vücutlarını, sarımsakla; sarımsaklasak mı, sarımsaklamasak mı diye uzun bir çalışma yaptıkları anlaşılıyor.

*** 

Korona Virüs salgınını önleyici tedbir olarak; sarımsak, paça, bir tatlı kaşığı pekmez falan önermiyorum. 

AVM’ler açılıyor… İkinci bir tetikleme, vaka sayısını artırırsa 173 ülke arasında en öndeki 10 arasındaki yerimizi kaybedebiliriz. Korkum o!

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar