Ordu
DOLAR9.5197
EURO11.0596
ALTIN548.63
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Acı bedel …

Yirminci yüzyılın ilk büyük nükleer kazası olarak nitelendirilen Çernobil’deki reaktör patlamasının üzerinden 34 yıl geçti.

30 Nisan 1986’daki nükleer patlama Rusya ve Karadeniz’in üzerine kabus gibi çöktü. Dünyayı sarsan, oluşturduğu hava kirliliği ve insan sağlığına olumsuz etkisi ile yıllarca gündemden düşmeyen Çernobil’deki patlamadan en fazla   etkilenen ülkelerden biri de Türkiye idi.

Özellikle Karadeniz bölgesinde çıplak gözle görülen, havaya ve çevreye savrulan nükleer atıkların yarattığı kahredici sonucu yıllar sonra yaşadı Türkiye.

Yetkililerin “Bir şey olmaz” söylemleri, dönemin Ticaret Bakanı Cahit Aral’ın  “radyasyon yok” diyerek radyasyonlu çayı yudumlaması günlerce konuşulmuştu. Tehlike son derece ciddi olmasına karşın,  sırf kamuoyunu rahatlatma adına yapılan açıklama ve görüşlerle sıradan bir olay gibi geçiştirilmeye çalışıldı Çernobil’deki patlama.

Aslında hiç öyle değildi acı gerçek.

Ne kadar yalanlansa, ne kadar inkar edilse bile Çernobil’ deki patlamanın savurduğu duman ve nükleer küller Karadeniz’in üzerine kabus olarak çöktü. Yıllar sonra bölge insanı üzerindeki dramatik etkisini göstermeye başladı. Bölgede gittikçe yayılan kanser ve diğer hastalıklar, Karadeniz insanını genç yaşlı demeden yaşamdan kopardı, sakat bıraktı. Tehlikenin ne denli büyük olduğu yıllar sonra anlaşıldı, ama iş işten geçmişti.

Hala da canları ile ödüyor bölgenin insanı Çernobil’in acı bedelini.

34 yıl geçti ama Çernobil’de nükleer faaliyetin olumsuzluğu sürüyor, hala milyonlarca insan kirlenmiş alanlarda yaşıyor. Geçenlerde nükleer atıkların gömülü alana yakın ormanlık alanda çıkan yangın  “yeniden patlarsa” diye yürekleri ağza getirdi. Neyse ki korkulan olmadı.

Çernobil’deki patlamadan ders alınmaz şekilde nükleer enerji sevdası bitmiyor. Yapımı süren Mersin Akkuyu’nun yanı sıra bir ara Sinop-İnceburun ile İğneada - Trakya’da da yapılması gündeme gelmişti. Sinop ve İğneada şimdilik proje olarak kağıt üstünde kaldı. Umarım yeniden gündeme gelmez.

Dünya çevre dostu, güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerjiye ağırlık verirken, Türkiye nükleer santral hevesinde . 45 yıldır nükleer santrallere sahip Almanya  2022 yılında santralleri kapatmayı planlıyor. Bunların yerine,  Türkiye’den da az sahip olduğu güneşe yöneliyor, rüzgarla çalışan yatırımlara öncelik veriyor.

Son derece kirli, pahalı ve tehlikeli olan nükleer santraller yerine, bol potansiyele sahip güneş , rüzgar ve jeotermal enerjiye yönelmeyi ıskalıyor Türkiye.  Yetmezmiş gibi doğa ve canlı katili olan termik santrallerin sayısının artırılması planlanıyor.

Nükleer enerji iddia edildiği hiç ucuz değil.  Üretilecek enerji, rüzgar ve güneşe göre daha pahalı.  Yenilenebilir enerjinin hem güvenlik hem de atık riski bulunmuyor.

Çernobil gibi acı vakanın yanı sıra yayacağı radyasyon tehlikesi ve  üreteceği pahalı enerji dikkate alındığında nükleer santral yanlış tercih. Nükleer santral yerine ülkemizde Avrupa ülkelerine göre daha fazla olan güneş ve rüzgara ağırlık vermek sağlık ve doğa için şart.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar