Ordu
DOLAR13.4148
EURO15.2307
ALTIN793.51
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

reader

Altınordu Belediyesi’nin sınavı

Etrafı beyaz taş duvarlarla çevrili; mandalinadan portakala, incirden muşmulaya dek çeşitli meyve ağaçlarından oluşan bahçeli evleriyle de ünlüdür Taşbaşı ve Zaferimilli mahallesi.

Ordu’nun geçmişi, tarihi, vicdanı ve varoluş nedeni olsalar da, hayat buldukları tepelerin bağrında, kendi kaderlerine terk edilmiş yaşlılar gibi yalnızlığı yaşıyor bu mahalleler.

Taşbaşı’ndan başlayıp, Zaferimilli’ye uzandığımda, nedense Japon kadın yönetmen Keisuke Kinoshita'nın Narayama Türküsü adlı filmi geldi aklıma.

Hani ücra bir dağ köyünde, kıtlık ve yoksulluk yüzünden, 70’ini geçen yaşlılar gönüllü olarak Narayama dağına götürülür ve tek başlarına ölüme terkedilirler ya!.. Sanki ölümüne bir yalnızlık yaşıyordu, bu iki yaşlı mahalle. Oysa o asırlık evlerin camlarından baktığınızda, size bir başka görünür Ordu akşamları:

Büyülenirsiniz baktıkça; tıpkı erkek tavus kuşlarının üreme mevsiminde, bir yelpaze gibi açılan rengârenk kuyrukları gibi ışıl ışıl bir Ordu uzanır önünüzde…

Aslında mahalle kültürü demektir bu ihtiyar mahallelerimiz… Taşlıkta çaylarını yudumlayıp sohbet eden kadınlara selam verdiğimde, ısrarla davet ettiler beni bir bardak çaylarını içmem için.

Necmiye Teyzeyle, Hasan, Zeki ve Rahmi Beyle de tanıştım, mahalleyi dolaşırken. Hoş bir sohbete daldık ayaküstü:

İstanbul’daki oğlunun yanına gitmiş, ama özlemi ağır basınca, Zaferimilli mahallesine geri dönmüş 80’lik Necmiye teyze. Tek başına yaşıyor evinde.

Bakkal Rahmi ise mahalleyi terk edenlere inat, şelalesiyle ünlü Ulubey’in Ohtamış köyünü bırakıp gelmiş mahalleye. Hasan Beyi sorarsanız o, onardığı baba evinde sürüyor emekliliğin keyfini.

Terk edenler olduğu kadar, geçmişine saygı gösterip direnenler de var; tıpkı doktor Dikran Toroman,  eczacı kardeşi Ardem Toraman, Anjel Ömürbek Abla ve diğerleri gibi… Asırlık tarihi evleri restore edip mahalleye yerleşen bir avuç insanı da unutmamak lazım tabii ki…

Aslında Fidangör’den Zaferimilli’ye çıkan o dik yokuşa gelip, insanın yürümekten çekindiği harabeye dönmüş yolun yeniden yapıldığını görünce yazmaya karar verdim bu yazıyı yazmaya. Sevinmiş, bravo çok iyi iş çıkarmış Altınordu Belediye’si, diye geçirmiştim içimden…

O küçük gri, beyaz ve siyah parke taşlarla, kelebek kanatları gibi desenler verilmişti yola. İnsan sanki uçuşan kelebekleri eşliğinde yürüyor gibi adımlıyordu o dik yokuşu. Ama kelebekler birden yok oluyordu, yokuş bittiğinde. Yine yamuk yumuk taşlarla döşeli yollar uzanıyordu önünüzde...

Altınordu Belediyesi’nin kelebekleri, Zaferimilli’nin tüm yollarında uçuşur mu, ardından Taşbaşı’na da ulaşır mı bilemem tabii? Zaman gösterecek onu da…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar