Ordu
DOLAR13.5441
EURO15.4938
ALTIN791.08
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

reader

“Anneme Mektuplar” 

En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: “Hülya Şahin eline, diline sağlık, “Anneme Mektuplar” anılar kitabınla, hepimizi geçmiş anılara, uzun bir yolculuğa çıkardın…”

Senin anlatımınla: “Biz yetişkinler için basit ve küçücük olan birçok şey, çocukların benliğinde tonlarca ağırlıkta yük olmuştur.(…) Bazı yaralarımızı yalnız saramayız. Yaralı olan yanımızı saklamaya çalışmak da bizi iyileştiremez. Eksiğimizle ve fazlasıyla insan olduğumuzu unutmadan bugünkü bizi biz yapan kim varsa onu affederek ve kendimizi severek başlayabiliriz iyileşmeye. (…) Çocukluğuyla barışamayan bir insan bir mültecidir yalnızca. (… ) Kaçıncı mevkide yaparsak yapalım bu yolculuğu, karşımızda ya bir deniz, ya bir gökyüzü ya da bir martı olacaktır.”

***

Evrendeki bu uzun ve meşakkatli yolculuğa dünya ile birlikte bizler de çıktık.

Bir yerde, bir durakta biz yaştakileri bırakacaklar, geride bıraktıklarımız mı? Onlar da bu yolculuğa, bizlerin bıraktığı yerden devam edecekler.

Nitekim Hülya Şahin, yaşamın gerçeğini, anne/kız ikilemi içinde iyi kavrayıp, kurgulamayı başarmış. Kurgunun ne kadarı hayatın gerçeğini ne kadarı hayal dünyasının ürünü onu da sorgulamamız gerekir.

Örneğin “(…) Ben yaşamak için nereyi seçtiysem, orada mutlu olmayı başardığım için kazançlı çıktığımı biliyorum. Ama sen beni, dalgalı bir denizin becerisiyle kendi kıyına çekmeyi başardın çoğunlukla. Kendim olmak için verdiğim her mücadelemin sonunda senin sahiline vurmuş buldum kendimi. Yeniden başlamak için yorgun olduğum zamanlarda anne kokunla dirildim. (…) Özgürlüğe açtığım kanatlarımı sensiz yaşadığım yerlerde bırakarak sıcağında ısınmayı seçtim. (…) Engin gökyüzünde kaybolmaktan korkan bir serçe gibi penceremizin önünden başka bir yere uçmayı beceremediğimi anladım.”

***

Anneme Mektuplar kitabının bir yerinde Hülya Şahin, (S.149) korkularını, yüreğindeki sıkışıklığı, omzundaki ağırlığı, şöyle anlatıyor:

“(…) Ama anladım ki yüreğimizde bizi esir alan ne varsa ilacı başka bir insandır. İnsan insanın hem kurdu, hem de şifasıdır. Doğru insanlarla yolumuzun kesişmesi ve o insanlara kendimizi doğru anlatabilme, anlayabilme becerimiz varsa hiç endişelenmeden yüreğimizi açmamız gerektiğini düşünüyorum.”

***

Nitekim Hülya Şahin’in yolu doğru insanların yoluyla kesişmiş, yüreğini sadece eşi ve yakınlarına değil, biz okurlara da açmayı başarmış.

Ben kendi adıma, Hülya Şahin’in “Anneme Mektuplar”ını (*); Sevgi Soysal’ın “Yenişehir’de Bir Öğle Vakti” romanındaki gibi, çok boyutlu bir toplumsal olguyu edebiyatımıza kazandırmış olduğunu söyleyebilirim.

***

(*) Anneme Mektuplar, 220 s. Dorlion Yayınları, Birinci Baskı: Mayıs 2021

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar