Ordu
DOLAR18.8094
EURO20.5523
ALTIN1158.6
Mehmet ŞEKEROĞLU

Mehmet ŞEKEROĞLU

Mail: [email protected]

Armoni Arayışı ve Korku

Geçen haftaki yazımın sonunda, masamda, "Beni de yaz, Şekeroğlu!" diye bekleyen üç kitaptan söz etmiştim. Bunlar: Hüsnü Yücel'in "Dün Anılarda Kaldı" başlıklı anıları; Gökhan Ayçiçek'in "Kıyısına Sığınan Deniz: Azer Yaran" adlı derlemesi ve Lars Fr. H. Svendsen'in "Korkunun Felsefesi" başlığını taşıyan incelemesi.

 

I.

Hüsnü Yücel, Ordu'nun birçok siyasi, sosyal ve kültürel kurumunda yöneticilik de dahil önemli görevler üstlenmiş, özellikle belediyecilik ve spor alanlarında tanınmış şahsiyetlerinden biri. Kitabı, sadece onun hayatını, anılarını yansıtmakla kalmıyor; Ordu'da, Türkiye'de ve dünyada elli küsür yıldır olanların bir kısmına da yazarın gözünden ışık tutmaya çalışıyor. Ufak tefek siyasi tartışmalara da dikkatli bir çekimserlikle değinen Yücel'in, kitabını, derin bir uyum/ birlik ihtiyacı içinde yazdığı dikkatimi çekti. Nazik daveti sonrası bürosunda çay içerken, kendisine, kitabını bir solukta okuduğumu söyledim ve sordum:

"Senin belli bir siyasi kimliğin var. Küçük değinmeler dışında politik konulara girmekten kaçınmanın; kitabını baştan sona dikkat çekici bir armoni arzusuyla yazışının nedenini öğrenebilir miyim?"

Cevabı, mealen, şöyle oldu:

"Birincisi, Ordu küçük bir yer; burada, siyasette, sporda ve kültürel alanda faaliyet gösteren herkes birbirini tanıyor. Hepimiz, birbirimizin yüzüne bakıyoruz. Artık kimseyle gerilim yaratabilecek tartışmalara girmek istemiyorum. İkincisi, kitabımı yayına hazırlayan arkadaşım, bazı bölümlerdeki eleştirilerimi çıkarmamı önerdi, ben de kabul ettim."

Kendisine de söylediğim yorumum, şudur: "Sendeki bu uyum, armoni güdüsünü önemsiyorum. Bir çeşit helalleşme çabası, sanırım. Ama ben anılarımı yazsam, bunu yapamazdım."

*

Acaba, Hüsnü Yücel'in tavrında, bundan sonraki yazımda değineceğim " korku" unsuru/ geniş anlamda bir sosyal baskıdan kaçınma (da) söz konusu mudur? Şöyle bir tez atabilir miyiz ortaya: İyimserliğin en üst doruklarında dolaşan Polyanna, acaba, öyle olmasaydı meydana gelebilecek olumsuzluklardan kaçınma isteğiyle mi her şeyi pozitif tarafından görmektedir? Peki bu durumda, "Yuvarlak bir dünyada düz çizgi çizmeye çalışımak" (Sartre'ın sözüydü, sanırım) eğer bir manipülasyon (gerçeği çarpıtma) çabası değilse, bir çeşit "kendini aldatış"/ (acı) gerçekliği inkar çabası mıdır? Arka planda bildiğini okuyan gerçekliği, gerçekliğin önemli bir bölümünü parantez içine alarak atlamak... 

 

II.

Şair Azer Yaran'ı tanımama Hüsnü Yücel vesile oldu. Yukarıda sözünü ettiğim, Yaran'la ilgili derleme kitabını, bürosundaki sohbetimiz sırasında bana ödünç verirken, Ordu Lisesi yıllarından tanıdığı, hatta ta o zamanlar birlikte fotoğraf çektirdiği Yaran'la ilgili olumlu görüşlerini de beyan etti. Siyasi olarak tamamen farklı yönlerde faaliyet göstermiş olmalarına karşın. Ölümünü yıllar sonra duyduğunda, sabah saatlerinde spontane bir kararla Korucuk'a gidip Yaran'ın mezarını ziyaret ettiğini anlattı...

*

Gökhan Ayçiçek'in hazırladığı Azer Yaran kitabını da bir solukta, özellikle şiirlerinin büyüsüne kapılarak okuyup bitirdim. Beni etkileyişi, Yaran'ın erken sayılabilecek bir yaşta (1949-2005) ölmesinden ve böylesine derin birikimli bir şairin varlığından ve eserlerinden dar şiir/ yazar camiası dışında geniş halk kitlelerinin neredeyse hiç haberinin olmamasından kaynaklanmıyor sadece. Aklımı, kitabı okuduktan günler sonra da kurcalayan soru şu: Onu son yıllarında Fatsa 'nın Korucuk Köyü'ndeki inziva hayatına hangi nedenler itmiştir?

- Sanat camiasında ve özel hayatında yaşadığı hayal kırıklıkları?

- Köklerine/ doğal yaşama geri dönerek ve şiire/ sanata sığınarak kent yaşamındaki boğucu hızı durdurmaya çalışmak?

- Köy hayatının sunduğu ekonomik avantajlar?

- ???

*

Evet, belki de Azer Yaran, Hüsnü Yücel'in yukarıda değindiğim anılarına hakim olan "armoni arama", gerilimden kaçma güdüsüyle sığınmıştı köyüne. 

*

Burada, "Beni de yaz, Şekeroğlu" diyerek sırada bekleyen ve bir sonraki yazıma konu olacak "Korkunun Felsefesi" (Svendsen) geliyor aklıma. "Korku" olgusu ile, Hüsnü Yücel ve Azer Yaran'ın armoni arayışlarında ortak bir nokta keşfedebilir miyiz, acaba?

*

Herkese, korkudan uzak, armoni içinde bir hafta sonu diliyorum.

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar