Ordu
DOLAR13.4148
EURO15.2307
ALTIN793.51
Birol ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

Mail: [email protected]

reader

ATA’NIN DÜNYA EVİ

Zübeyde Hanım hastalanınca doktorlar Atatürk’e;

 

“ Paşam, Ankara’nın karasal iklimi valideniz hanımefendiye iyi gelmemektedir. Tedavisi için daha yumuşak iklimli bir yerde yaşamasını öneririz” derler.

 

Bunun üzerine Ata, annesi Zübeyde Hanım’la kardeşi Makbule Hanım’ı İzmir’e yollar.

 

Uşşakizade Latife Hanım’ la İzmir’de tanışıp yakınlaşan Zübeyde Hanım, Ata’ya yazdığı mektuplarda bu, eğitimli, becerikli, yetenekli kızı metheder; iyi bir eş olacağını ve zaman kaybetmeden bu kızla evlenmesini telkin edip, salık verir.

 

Zübeyde Hanım 17 Ocak 1923 tarihinde vefat eder ve İzmir Karşıyaka’ya defnedilir. Mezar taşında şöyle yazmaktadır;

 

“ Atatürk’ün anası Zübeyde burada gömülüdür. Ölüm 1923”

 

Bu şatafatsız ifade tamamen Atatürk’e aittir. Bizzat Ata’nın talimatıyla “İzmir’in dağları” ndan iki büyük ve de uzun kaya getirilir. Biri kaide olur taşın, diğeri kaidenin üzerine oturtulup bu ifadeler yazılır...

 

Zübeyde Hanım’ın vefatından birkaç gün sonra Ata, İzmir’e gelir. Keza annesi vefat ettiğinde Eskişehir’dedir ve memleket meselesi cenaze merasimine katılmasına manidir.  Birkaç gün sonra İzmir’e geldiğinde önce anasının kabrini ziyaret eder Ata ve Başkomutanlık Karargâhı’na yerleşir.

 

Birgün, Latife Hanım, karargâha  Ata’yı ziyarete gelir. Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım’la münasebetlerine dayanarak ve de aralarındaki hukuktan yetki alarak, birgün de kendi konaklarında ağırlamak istediklerini söyler, davet eder Ata’yı. İşin aslı, Ata ile Latife Hanım, bu münasebetle resmen tanışmıştır. Ata, bu cesur, zeki ve özgüvenli,  güzel genç kızın teklifini memnuniyetle kabul eder.

 

Latife Hanım, Uşşakizade Muammer Bey’in üç kızından biridir. Uzun süre Avrupa’da eğitim gören Latife Hanım, kusursuz Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Bu “bilmek” hem yazmak hem okumak hem de konuşmak anlamında bir kusursuzluktur. Medeni, görgülü bir genç kadındır Latife Hanım...

 

Ata açısındansa, memleket düşman postalından kurtarılmış ve artık biraz da kendi özel hayatına dair bir şeyler yapılması münasiptir. Latife Hanım, Atatürk adına yakışacak bir zevce olması yanında, anası rahmetlinin de arzusudur.

 

29 Ocak 1923 tarihinde Uşşakizadelerin evlerinin salonunda akşam üzeri saat beş gibi az bir misafirle toplanılır. Atatürk’le Latife Hanım’ın nikahı kıyılacaktır.

 

Gelelim şu nikah ritüeline; Atatürk, iktidarı henüz tam anlamıyla ele geçirebilmiş değildir. Devrimleri hayata geçirmek için iktidarı tam olarak ele geçirmek gerek! Nikah hâlâ kadı tarafından ve de perşembe günleri, evlenecek kadınla erkeğin vekilleri arasında, evleneceklerin gıyabında kıyılırdı.

 

Oysa günlerden pazartesidir ve ne Ata ne de Latife Hanım, vekil tayin etmeyip kendi nikahlarında bizzat bulunurlar.

 

Latife Hanım, gayet sade ve şıktır. Başındaysa ipek ve şık bir başörtüsü... Ata, lacivert bir kruvaze takım elbiseyle gayet şıktır...

 

Latife Hanım, Atatürk ve şahitler Kadı’nın karşısına gelir ve Ata;

 

“ Efendi hazretleri” diyerek başlar söze.

 

“Biz, Latife Hanım’la evlenmeye karar verdik. Lütfen lazım gelen işlemi yapar mısınız!” der.

 

Kadı, Latife Hanım’a döner;

 

“On dirhem gümüş mihr-i müeccel ve aranızda kararlaştırılan mihr-i müeccel ile burada hazır bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?”  diye sorar.

 

“Kabul ettim” der.

 

Kadı, bu defa Ata’ya sorarak iradi ikrarını bekler.

 

“Evet kabul ettim “ der Ata ve evlilik addedilir. Ata o gün 42 yaşındadır.

 

Ata’nın şahitleri; Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir, Latife Hanım’ın şahitleri; İzmir valisi Abdülhalik Renda ve Ata’nın Başyaveri Salih Bozok’tur.

 

29 Ocak 1923’te kıyılan bu nikahla başlayan evlilikleri 5 Ağustos 1925’te biter.

 

Efendim aradan geçen yaklaşık 2,5 yılda ne hikâyeler ne hikâyeler...

 

Anlatırım bir ara...

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar