Ordu
DOLAR9.6115
EURO11.1844
ALTIN555.22
Birol ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

Mail: [email protected]

ATMACAYI VURDULAR BİR AVUÇ KANI İÇİN;

LAZ VE ATMACA

Geldi ağustos ayı

Nereyesun Ali dayi

Bildurcun geleyi

Hazirla atmacayı

“Danaburnu” dedikleri, toprağın içinde gömülü yaşayan, irice ve de kapkara bir böcektir. Aha şu  “Çekirge Kuşu” dedikleri de bir tek Danaburnu’yla yakalanabiliyor, avlanabiliyor canlı kanlı olaraktan...

Danaburnu, kara ve yumuşak, ana rahmi gibi verimli toprağın bağrındadır ve ustası bir bakmaya şıp diye anlar o uçsuz bucaksız toprakların neresinin altında Danaburnu vardır.

Karekteristik Laz burunlu, kemikli yüzlü ve tüm sosyal hayatı boyunca Lazca konuşan ve fakat üçüncü kişilere karşı mecburen Türkçe konuşan ve Türkçe’yi de dilinin ucunda kelimeleri savurarak konuşan bir Laz, çakır gözleriyle radar gibi tarıyor etrafı ve hedefe ateş eder gibi sabitleniyor o çakır gözler... Kalın, kemikli parmağını hançer gibi sokuyor toprağın rahmine... Sokup bir oyuk açıyor. Tırnak aralarına kara orman toprağı çökmüş olaraktan çıkarıyor parmağını ve toprakta açılan deliğe yanında getirdiği sabunlu suyu usul usul döküyor. Hemen de baş veriyor Danaburnu; can havliyle terk ediyor toprak anayı... Ya da Danaburnu doğuruyor toprak ana, bereketli rahmini sağaltarak.

Kafes kafes içinde bir düzeneğin başına geliyor çakır gözlü Laz... Önce Danaburnu’nu belinden bir iple bağlıyor, ipin diğer ucuna bir incecik çubuk bağlıyor ve o çubukla sabitliyor Danaburnu’nu büyük kafes içindeki küçük kafese. Danaburnu, bir umut kaçar kurtulurum diye hep kıpır kıpır ya bu beyhude çaba Çekirge Kuşu için ziyafete davet demekti. Çok geçmeden de bir ok gibi dalıyor kafese Çekirge Kuşu ve kafese girmesiyle de bubi tuzağı çalışıp kafesin kapağı kapanıyor.

Tüm bu teferruatın, sabrın sebebi ne biliyor musun? Atmaca avlamak, canlı olaraktan! Atmaca, Laz’ı Laz yapan figürlerden biridir... Tulum, kemençe, horon, sevdaluk, tabanca ve atmaca... Bir Laz hikâyesi anlatılacaksa, kadim bir Karadeniz ezgisi Kazım Koyuncu’dan dinlenecekse ve “Uyyyy aha!” nidalarıyla şenlenecekse satırlar, atmaca sevdası mutlaka anlatılmalı. Ondan da önce bir atmacanın canlı olaraktan avlanışının serüveni anlatılmalı.

Danaburnu sevdasına kafese giren Çekirge Kuşu, bundan gayrı atmaca avlamak için bir yem olacaktır. Bu öyle bir yem ki, belki düzineyle atmaca hamle edecek ama Çekirge Kuşu’ nun tüyüne halel gelmeyecek. Yem peşine düşmüşken Çekirge Kuşu, şimdi bizzat kendisi yemdir atmacaya...

Atmaca dedikleri göçmen kuştur. Göğün en yükseğinde uçan, kurşun gibi, tabanca gibi bir kuştur. Gözleri jilet gibi keskin, pençesi Samuray kılıçı gibi... Gürcistan tarafından kalkar mevsimi gelince, Laz diyarı üzerinden süzüle süzüle, Kaçkar’ı, Canik’i, Zigana’yı ve Fırtına’yı yukarıdan seyrederek, doyumsuz...

Atmaca doğan olsam

Kapilarina konsam

Gece uyurken yarum

Döşeğunde bulunsam

Çekirge Kuşu dedikleri, serçeden iri, Sığırcık Kuşçu’ndan azıcık cılız, bir lokmacık eti ve canı vardır daa! Bu bir lokmacık cana jilet bakışlı, Samuray kılıcı pençeli bir atmaca hamle edecektir... Bu dehşet verici bir şeydir ve hangi canlı, canına kasten, hamle eden amansız güçten ürkmez ki! Oysa korkan, atmacayı avlayamazdı... Çekirge Kuşu’nun korkusunu bastırmak için gözleri kapatılır, göz kapağı gibi şekil verişmiş bir deri ya da plastik parçasıyla. Gözleri kapanan Çekirge Kuşu, sadece alt taraftan görebilmektedir, o da yem ve suyu... Şimdi Allah var; hiçbir Laz, ne aç ne susuz bırakır gözlerine perde çektiği Çekirge Kuşu’nu.

“Günahtır, yazuktur daa!”

Ayağına kırk- elli sandım bir ip bağlanır Çekirge Kuşu’nun ve ipin diğer ucu yine kırk ya da elli santimlik bir sopanın ucuna bağlanır. Sadece yemini ve suyunu görebilen Çekirge Kuşu, azami elli santim pır pır uçup, azami elli santimlik sopanın ucuna konmayı “yeni normal” den beller bir zaman sonra.

Çekirge Kuşu, bu yeni normale alışınca, çaresiz; sıra atmaca avına gelir.

De ki;

“Yahu neden? Tüm bu eziyet, çaba, emek ne için?”

Rivayet o ki; bir delikanlı bir kıza sevdalandı ve Keşan peştemalli Laz kızı da delikanlıya gönül düşürdü... Kızın babası “Iıı ıııh!” dedi... “İki cihan bir olsa, bu iş olabilemez” dedi...

Şayet delikanlının bir atmacası varsa; ayrıcalığı, imtiyazı da var demektir. Delikanlı atmacasını alıp gelir, uçurur. Atmaca gider, kızın evinin damına konar. O, iki cihan bir araya gelse olmayacak işler unutulur bir an ve delikanlı atmacasını almak bahanesiyle o eve girer, damına çıkar, sevdiği kızı görür ve hatta konuşur da hiç kimse “Kışt!” diyemez. Diyebilemez. Atmaca  kültürü dedikleri bir tuhaf hukuktu işte...

Karadeniz’in o sarp yokuşuna sararsın, eylüldür... Bilemedin ekim... Belki de pastırma yazı... Tıpkı bir savaştaki en kritik gözetleme kulesi gibi siper alır çakır gözlü Laz, Çekirge Kuşu’nun bağlı olduğu deynek  elinde... Şöyle iki üç metrekare kadar var, bir ağ gerilmiştir boşluğa ve Çekirge Kuşu ağın bu yanında uçup uçup konar, ayağından prangalı sopaya. Ağın öte yanından bir atmaca jilet gibi keskin gözleriyle fark edince Çekirge Kuşu’nu yayından fırlamış ok gibi pike yapacak ve hiç fark etmediği ağa dolanacaktır... Yani, ava giden avlanacak, av olacak...

Bu öyle meşakkatli, öyle sabır isteyen bir bekleyiştir ki çakır gözlü Laz için... Atmaca dedikleri, ihtişamı kadar zekidir de; açlıktan ölse de güvenli hissetmezse hemen pas geçer Çekirge Kuşu’nu. Hamle etmeden evvelle uzun uzun döner gökyüzünde, geniş halkalar çizerek... Her bir yana bakıp, her bir olasılığı hesap eder sanki... İşte bundan ötürü de saatlerce, bazen de günlerce bekler çakır gözlü Laz, atmacayı avlamak için.

O Çekirge Kuşu, illaki aklını çeler bir atmacanın... Çekirge Kuşu cilveli bir aşüftedir icabında, atmaca iflah olmaz bir hovarda. O hovarda o ağa illa ki düşecektir.

Kazım...

Kazım Koyumcu...

Bizim Kazım!

Ula Kazım...

Kaki...

Pançol’da, doğduğu, büyüdüğü, kestane ormanlarında ballı çiçekler açtığında kendini kaybettiği köyündedir Kazım... Her bir noktayı video kayda almaktadır. Bundan en az yirmi yıl öncedir zaman...

O artık tüm ülkenin bildiği sevdiği bir sanatçıdır ve unutulan, kaderine terk edilip kabre indirilen Lazca’yı dirilten “Şair ceketli çocuk” tur. 

Konu Lazca’ysa, Laz’sa atmacasız olabilir miydi!

“Atmaca Laz’ın şanidur daa!” derken bir Pançollu, Kazım da belki şaka belki ciddi;

“Zuğaşi Berepe’nin amblemini atmaca mı yapsak!” diyor,  Mehmedali Barış Beşli’ye...

Laz, deyince atmaca, atmaca deyince de Kazım geldi aklıma... Yazdım işte... Hepsi bu!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar