Ordu
DOLAR15.9024
EURO16.813
ALTIN939.00
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

reader

Başarı hanesine ne yazılır

Başladığımız noktada değiliz… Yatırımlarımızla, üretimimizle, sadece artı değer değil, katma değer yaratan tesislerimizle, mevcut işletmelerin kapasite artışıyla bugün, dünden daha ilerideyiz.

Yeterli mi?

Tabi ki yeterli değil!

Daha ileri noktalara gitmek için hedef belirlemeli, planlar yapmalıyız.

Hâlâ el yordamıyla bir yerlere varacağımız hesabı içinde olanlar varsa, abesle iştigal ettiklerini söyleyebiliriz.

Bizler yaya onlar aya, genel kabul gördüğü sürece, aşağılık komplesinden kurtulamayız.

Mutlaka bir şeyler yapmalı, başarıyı yakalamalıyız…

Bunun için yeteri kadar eğitimli insanımız var. Tek noksanımız bu genç, dinamik, eğitimli insanlarımızın yönlendirilmesi… 

***

Hatırlarım:

Lise seviyesindeki eğitim kurumları arasında “münazara” yarışmaları yapılırdı, kazanan ekip okulu adına ödül alırdı.

Münazara konusu genellikle kalkınma modelleri üzerine olurdu. Örneğin: Öncelikli kalkınma modeli sizce: sanayi mi, yoksa tarım mı olmalı, gibi…

Bir okul tarımda öncelikli kalkınmayı savunur; diğer okul adına münazaraya katılan öğrenciler sanayiyi…

Genellikle tarımsal kalkınmayı savunanlar, tartışmayı kaybeder, sanayi ile kalkınmayı savunanlar kazanırdı.

Genç nüfusumuz o gün de bugün de kalkınma modeli olarak sanayileşme diyor.  

***

Burada beyaz bir sayfa açarak, yeniden okuma yapmalıyız.

Doğrudur; nüfus artıyor, tarım alanı aynı kalıyor. Tarım alanı aynı kalınca, artan nüfus doğal olarak, tarım dışına atılıyor. Kırsaldan kentlere göç böyle başladı. Kentlere gelenler eğitimsizdi. Köyden kente gelenler için bulduğu iş önemli değildi. Ne iş olursa yaparım, yeter ki bir işim olsun, diyordu. Onlar için önemli olan çocuklarının eğitimi idi. Kendini kentli sayması, ya da kentlilerin arasına kabul edilmesinin anahtarı çocuklarıydı. Çocukları iyi bir eğitim alırsa, köklerini orada salabilirlerdi.

***

 

Bir diğer husus: Örneğin Ordu’da tarım deyince, bir ürün çeşitliliğinden bahsedemeyiz. Olmazsa olmazımız fındık! Ve binlerce hektar fındık bahçelerimiz… Deniz kenarından başlayıp 750 rakımlı tepeye kadar hep fındıklık!

Arazinin eğimli, makineli tarıma elverişli olmaması, alternatif tarıma geçmeyi zorlaştırıyor.

O nedenle genç eğitimli insanımızın, sanayi ille de sanayi demelerini anlamamız lazım.

Eğer sanayi yatırımları plansız, programsız İstanbul ve çevresindeki illerde toplanmışsa, Ordu’da iş bulamayan yetişkin, yetenekli, teknik-teknoloji bilen; velhasıl eğitimli insanımızı evimizden /elimizden kaçırmamız normal sayılmalıdır.

Yeni yılda ne değişecek diye soranlara…

İnsan değişir, üretim araçları değişir, politikalar değişir. Tek değişmeyen değişimin kendisidir.(*)

  (*) Efesli filozof Heraklitos (M.Ö. 535-475)

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar