Ordu
DOLAR15.5457
EURO16.2226
ALTIN907.91
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

reader

Batı’nın öteki yüzü

 

Vefa

Birinin adı Vefa, diğerinin ki Naim.  Van Erciş’ten gelmişler Ordu’ya. İkisi de inşaatlarda çalışıyor, binaların dış cephelerini kaplıyorlar kurdukları iskelelerin tepesinde.

Vefa 29, Naim 30 yaşında. Evliler, ikisinin de ikişer çocuğu var. Eşleri, 4 ve 6 yaşlarındaki çocukları gözlerinde tütse de, ancak üç dört ayda bir gidebiliyorlar memleketlerine. Geçim deri işte;  aş ve iş neredeyse, onlar da orada buluyorlar kendilerini.

İnşaata gittiğimde yemek molalarında sık sık sohbet ederim onlarla. İkisi de hayli ilgililer Türkiye ve dünyada yaşananlara. Naim, “Abi yağ sıkıntısı varmış, zam gelecek diye herkes marketlere hücum etmiş,” dediğinde, ondan öğrenmiştim ayçiçek yağı konusunda olan biteni.

Geçenlerde de, “Abi bu savaş ne zaman biter? Baksana insanlar canını kurtarmak için göç ediyor,” diye sordu Naim. Onun sorusuyla tekrar hatırladım sınır kapılarında yaşanan o hazin anları. “Naim eğer Ukrayna’da çalışıyor olsaydınız, sen paçayı kurtarırdın ama, Vefa’nın işi zor olurdu,” dedim.

Nedenini sorunca da, “Sen sarışın ve mavi gözlüsün; Ukraynalı sanıp Polonya’ya geçmene izin verirlerdi. Ama Vefa esmer; o sınırda mahsur kalırdı,” dedim.  Birlikte gülüştük dünyanın acınası haline!..

 

Naim

Ukrayna’daki savaş bir kez daha yüzümüze vurdu Batı’nın çifte standardını. Her ne kadar insan hakları, demokrasi ve özgürlük konusunda mangalda kül bırakmasalar da, iş eyleme gelince her şey çıkıyor ortaya.

AB, savaş nedeniyle göç eden tüm sığınmacılara kapılarının açık olduğunu açıklasa da, Ukrayna’da yaşayan Afrika kökenliler, sırf ten renkleri nedeniyle giremediler Polonya sınırından içeri.

Tıpkı iç savaştan kaçan Suriyeliler gibi onların da tenleri beyaz, gözleri mavi, saçları sarı değildi çünkü!.. Hâlâ çoğunuzun hafızasındadır 2015’te Macar gazetecinin, kucağındaki çocuğuyla sınıra doğru koşturan Suriyeli mülteci Abdul Muhsin’e çelme takıp yere düşürdüğü o anlar. Daha sonra da Suriyeli mülteci bir kızı tekmelemişti aynı gazeteci.

Tekmelenmek bir yana daha nice Suriyeli sığınmacı, botları şişlenerek boylamadı mı denizlerin buz gibi sularını? Suda boğularak, soğuktan donarak can vermedi mi binlercesi?

Sadece 25 bin sığınmacıya mezar olmadı mı Akdeniz'in özgürlük mavisi suları? Nasıl unutabiliriz cesedi Bodrum sahiline vuran daha 1.5 yaşındaki Aylan bebeği?

Batı’nın zengin ülkeleri sırf “ten renkleri farklı” diye kapılarını sığınmacılara açmadığı sürece daha nice canlar yok olacak göç yollarında.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar