Ordu
DOLAR18.8094
EURO20.5523
ALTIN1158.6
Mehmet ŞEKEROĞLU

Mehmet ŞEKEROĞLU

Mail: [email protected]

​​​​​​​"Korkunun Felsefesi"(1)

Aslında bütün kitaplar, yazarlarının insanlara "Beni (de) oku!" diye seslenişleri, hatta yakarışlarıdır. Varlıklarının nedeni de budur, zaten. 

Şu anda kendisini okumamı ve dolayısıyla onunla ilgili düşüncelerimi ortaya sermemi bekleyen kitap, toplumsal bir varlık olarak insan olmanın çok önemli bir sorununu araştırıyor: Korku!

[Burada bir parantez açıp, sizlere, kendimle ilgili bir bilgi sunayım: Siz bu satırları okurken, ben Ordu'dan Almanya'ya/ Hannover'e gitmek üzere yola çıkmış olacağım. Götüreceğim kitaplar arasında Svendsen'in "Korkunun Felsefesi" adlı araştırması da bulunuyor. Bundan sonraki yazımın konusu yine "korku" olacak. Yazılarımı, muhtemelen Mart 2023 sonuna kadar Almanya'dan göndereceğim. Tabii oradaki kitaplığımda da beni bekleyen Türkçe ve Almanca kitaplarla, buradan yanımda götüreceğim Türkçe kitaplar, "Beni (de) oku, Şekeroğlu!" diye sırada beklemekte].

*

"Korku" olgusunun benim açımdan ilginç yanı, yıllardır araştırdığım "Kötü" kavramıyla da yakından bağlantılı olmasıdır. Kötü olarak belirlediğimiz "öteki", bizim için aynı zamanda korku kaynağıdır da. Tabii bunun tersi de doğrudur. Korktuğumuz şeyi, "kötü" olarak niteleriz. (Burada mazoşizme ve Stockholm Sendromu'na girerek konuyu dağıtmak istemiyorum).

 

Norveçli bir yazar ve felsefeci olan Svendsen'in kitabında bana en çekici gelen bölüm, 'Korku Politikaları" başlığını taşıyandır. Yazar burada korkunun bütün insan medeniyetinin temeli olduğu tezinden hareketle şöyle yazıyor:

"Korku, insanların etrafını kuşatan her şeyin gelişmesine yön veren ana saiktir, evler ve kasabalar, aletler ve silahlar, yasalar ve toplumsal kurumlar, sanat ve din böyle doğmuştur." (S. 135). Niccolo Machiavelli ve Thomas Hobbes'un korku'yla ilgili düşüncelerini ortaya seren yazar, onların ortak tezlerini şu sözlerle özetliyor: 

"Her iki filozof da, bir toplumda korkuyu kim kontrol ediyorsa tüm toplumu da kontrol etme yolunda olduğu hususunda hemfikirdir." (S.136).

Bu tezden hareketle, ben de şu görüşü ortaya atacağım: 

"Bana korkularını söyle; sana kim olduğunu, hangi toplumsal ilişkiler içinde, nasıl bir devlet/ iktidar yönetiminde yaşadığını veya yaşamak istediğini söyleyeyim."

Devlet/ iktidar, vatandaşlarının neden korkmaları gerektiğini belirlerken, aynı zamanda neyin/ kimin düşman, yani "kötü" olduğunu da belirler. Bu bağlamda, Hitler'in şu sözü bence son derece önemlidir:

"Yahudiler olmasaydı, onları icat etmek gerekecekti!"

Korku/ "kötü" konusu bağlamında, Hitler'in bu sözünü şu şekilde değiştirebilir miyiz acaba:

"Korkularımız/ düşmanlarımız/ 'kötü'lerimiz olmasaydı, onları icat etmek gerekecekti!"

Bu teşhis, aynı zamanda, hem toplumların (bu arada özellikle etnik, dinsel ve cinssel grupların), hem de  bireylerin kimliklerini belirleyen "Günah keçisi/ düşman imajı arama ve bulma!" olgusuyla da yakından bağlantılıdır.

 

Daha az korkunuz, düşmanınız ve günah keçiniz olması dileğiyle...

 

 

(1) Lars Fr H. Svendsen: Korkunun Felsefesi. Cev. Murat Eren. İstanbul, 2017.

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar