Ordu
DOLAR18.6168
EURO19.2874
ALTIN1042.3
Mehmet ŞEKEROĞLU

Mehmet ŞEKEROĞLU

Mail: [email protected]

reader

“BENİ DE YAZ, ŞEKEROĞLU!”

“Ordu Olay”da arasıra makaleler yazmak istiyorum. Bunun biçimini şimdilik ana hatlarıyla şöyle düşündüm: Tahminen, Almanya (daha çok Hannover) ile Türkiye (özellikle Ordu/ Akkese) arasında geçecek bir emeklilik hayatım olacak. Her iki yerde de kitaplar/ kitaplarım bana kendilerini nihayet veya yeniden (bazıları ikinci veya üçüncü kez!) okumayı telkin edip durmaktalar/ duracaklar.

 

Makalelerime koyacağım “Beni de Yaz, Şekeroğlu” başlığını uydururken esinlendiğim hikâyeyi sanırım sizler de biliyorsunuzdur. Cumhuriyetin başlangıç yıllarında, ücra Anadolu köylerinde kız çocuklarını kamyonla, atla alıp ilkokula götüren, Ayşe Sıdıka Avar adlı bir öğretmen vardır. Hikmet Feridun Es’in onunla ilgili bir anı yazısında, Avar’ın atının önüne fırlayan bir annenin feryadından söz edilir: “KIZIMI DA GÖTÜR, AVAR!”

Akkese ve Hannover’deki kitaplıklarımda sessizce duruyormuş gibi görünen eserlerin (hatta eşyaların, resimlerin, dergilerin…) çoğu bana, “Beni de oku, yaz, Şekeroğlu!” diye seslenmekteler!

Bakın, neler neler söylüyorlar:

“Beni ilgisizliğin soğuk ölümüne terk etme! Tekrar oku, yaz ve canlandır!”

“Beni hiç eline alıp okumadın! Tozlu istiften çıkar, herhangi bir sayfamı aç ve oku. Göreceksin ki…”

“Kırk elli sene kadar önce beni okuduğunuzda aslında neye dikkat çekmek istediğimi, yazarımı kızdıran ve beni yaratmaya iten şeyin ne olduğunu biraz hissettiniz ama derinlemesine anlamadınız. Bugünkü deneyim ve bilginizle bir kere daha okuyun, en azından bir göz gezdirin. Size ve okuyucularınıza söyleyeceklerim var!”

Bazılarından gelen sesler ise öyle pek olumlu değil:

“Kitaplığına nereden düştüm, sen de unuttun! Bir zamanlar beni beğenip alan, artık dünyadan göçmüş birisinden kalmayım. Üvey evlat gibi bir köşede sus pus oturuyorum. İdeolojine uymadığım için beni eline bile almıyorsun. Hatta ara sıra beni buradan kovmayı düşündüğün de oluyor. Sen bilirsin. Beni okuman, sayfalarımda en azından bir göz gezdirmen için sana yalvaracak değilim!” 

*

Sevgili okuyucularım: Eski kitaplarımla konuşmaya, sohbete geçmeden önce, sizlere şu anda masamda duran üç kitaptan; onların fısıltılarından, yakarış veya haykırışlarından söz etmek istiyorum:

“Dün Anılarda Kaldı”. Hüsnü Yücel

“Kıyısına Sığınan Deniz: Azer Yaran” .Hazırlayan: Gökhan Ayçiçek.

“Korkunun Felsefesi”: Lars Fr. H. Svendsen.

*

(Ha bu arada: Benim onlardan duyduklarım, onların bana söylediklerini sandığım şeyler tabii ki BENİM öznel düşünce ve hissedişlerim olacak. Bunların çeşitli ön yargılardan, dünya görüşümden bağımsız olabileceğini iddia etmeyeceğim, tabii ki.

Aranızda, yazı yazarken, hatta fikir beyan ederken böyle bir zaaf içinde olmaktan kesinkes kaçınabileceğini savunun birisi var mı?).

 

Haftaya buluşmak üzere, saygılar.

 

Akademik Özgeçmişim

 

Ordu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi’nde Sosyoloji okudum. (1976-1981). Yan dallarım; Psikoloji, Felsefe-Mantık, Psikolojik Danışma ve Rehberlik idi. Bunlarla birlikte öğretmenlik eğitimi de aldım. !982 yılında, sosyoloji mastırı ve doktorası yapmak üzere Almanya’nın Hannover şehrine gittim. Orada; Sosyoloji, Sosyal Psikoloji ve Siyasal Bilimler okudum ve Herbert Marcuse’nin “Tek Boyutlu İnsan”ı üzerine yazdığım bir tezle mastır (Almanca: Magister) derecesini aldım. Alman Milli Eğitimi’nin atamasıyla 1987 yılında Türkçe öğretmenliği yapmaya başladım. Mesleğimle birlikte yürüttüğüm doktoramı, 2007’de tamamladım. Başlığı: “İslam Tuzağı Almanya. Negatif Entegrasyon ve Kültürel Olanın Siyasileştirilmesi.” (Özgün adı: “Islamfalle Deutschland. Negativintegration und Politisierung des Kulturellen”). Hildesheim Sosyal Bilimler Yüksek Okulu’nda, sözleşmeli doçent olarak, “Düşman İmajına Neden İhtiyaç Duyarız?” (Almanca: “Wozu brauchen wir Feindbilder”) konulu seminerler yönettim. Çalıştığım okulun lise bölümünde, 2007’den itibaren etik/ felsefe dersleri verdim ve 2022 yılı yazında oradan emekli oldum.

Doktoramla birlikte dört kitabım yayımlandı. “İnsan Eli” (Öyküler); “Alman Demokratlarına Mektuplar” (Denemeler); “Ohrenklingel” (Almanca Öyküler). Odatv, Veryansın da dâhil birçok internet sitesinde; çeşitli gazete ve dergilerde, sosyolojik,  siyasi ve edebi yazılarım/ eleştirilerim yayınlandı.  “Kötü”, “Düşman İmajı”, “İnsanın Özü” gibi konularda araştırmayı, yazmayı ve (Profesörüm Peter Antes ile birlikte) konferanslar vermeyi sürdürmekteyim.

 

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar