Ordu
DOLAR15.8769
EURO16.8435
ALTIN942.55
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

reader

Bilgi Notları

Değerli okur;

Prof. Dr. Sadun Eren, 1970’li yıllarda bir ekonomi el kitabı yayımladı. Adı: “100 Soruda Ekonomi”.

Ekonomi konusunda bilgi dağarcığını genişletmek isteyenler için“100 Soruda Ekonomi” tam bir başucu kitabı idi.

Orada faiz sebep, enflasyon netice gibi bir değerlendirme yoktu.

Tam tersi enflasyon sebep, faiz netice idi!

Yıllar yılı böyle bildik, böyle yorumladık.

Şimdi bunun tam tersini söylemek zor geliyor. Söyleseniz de pek alıcısı yok.

***

1970’li yıllarda Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk ve Prof. Dr. Ayşe Baysal gıda ve beslenme konusunda uyarıcı yazılar yazıyordu.

Koçtürk, 1975 yılını hedef göstererek; açlık başlayacak, diyor. Baysal ise et yiyemeyenlere fasulye yiyin diyordu.

O yıllarda vejetaryan nedir, vegan nedir bilinmiyordu. Tabii zamanla her türlü hayvansal ürünleri yemeyenlere vejetaryan, biraz daha ileri gidip yemeyi bırakın, hayvanların yaşam hakkını da savunma noktasına gelenlere vegan dendiğini öğrendik.

Bugün her markette vegan ürünler satıldığını; nüfusumuzun önemli bir bölümünün tercihinin bu yönde olduğunu da gözlemleyebiliyoruz.

***

1970’li yıllarda (öncesi de var ama) planlı kalkınma modelleri üzerinde kafa yoranların sayısı bir hayli fazla idi.

Bunun en önemli ayağı 1960 yılı Ekim ayında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) idi.  DPT 5 yıllık kalkınma planları hazırlayacak; yatırımlar -bir merkezde toplaşması yerine-, bölgelerarası kalkınmışlıkta geri kalmış illere öncelik tanınacaktı.

Nitekim üç, bilemediniz dört planlama dönemi, kavgasız gürültüsüz geçti. 1980’lı yıllara gelindiğinde ilk tartışılan DPT yatırımları oldu. İktidar partisi planlamaya şaşı bakınca, sokaktaki vatandaş da “bize plan değil pilav lazım” demeye başladı.

DPT adı uzun yıllar askıda kaldı. 2011 yılı sonrası nur topu gibi bir Kalkınma Bakanlığımız oldu.

***

Ziraat Bankası’nın çığır açan Genel Müdürü Rahmi Önen’in, ÇAMSAN A.Ş.’nin açılış konuşmasında söyledikleri dün gibi aklımda.

“Biz orman emvalinin yüzde 75’ni yakacak olarak, yüzde 25’ini sanayide kullanıyoruz, Bunun tam tersi yüzde 75’ini sanayide, yüzde 25’ini yakacak olarak kullanmamız lazım. Örneğin, buğdayı buğday olarak ihraç edersek, 100 liralık döviz gelir, eğer o buğdayı bisküvi yapıp ihraç edersek 400 liralık döviz gelir”.

***

Erenler;

Artı değer değil katma değer yaratabiliyorsanız, daha fazla istihdam, daha fazla gelir getirici bir işe yönelmiş olursunuz.

Nitekim Ordulu birçok girişimci iş insanı fındığı fındık olarak ihraç etmek yerine katma değer yaratacak işlere yöneldiler ve sonuçta hem katma değer yarattılar hem de istihdam sağladılar.

***

Yapılanlar yeterli mi tabii değil! Kırsaldan kentlere göç hızlanınca, gelen nüfusun tamamını istihdam edecek, özel ya da devlet yatırımı olmayınca insanlar önce yurt içinde, sonra yurt dışında iş/aş peşine düştüler.

Önce az eğitimli olanları kent dışına attık, şimdi eğitimli olanlarımız gidiyor.

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün konuşmasında 2053 yılı kalkınma hedefini anlattı.

Kenan Altınel, Altınel Holding’in kurucu başkanı. Ordu’ya geldiğinde kısa bir görüşmemiz oldu.

Özetle: “Yönetim kurulu toplantılarımızda, şu şu diye hedef gösterenler var. Onlara, bir gecede 18 milyon dış kredimin nasıl 36 milyon olduğunu örnek göstererek: Bana öyle uzun planlama hedefi göstermeyin –önümüzdeki briket duvarı işaret ederek-, görünen şu köşeye kadar plan yapın, arkasını görmediğim yere paramı yatırmam”!

***

Günümüzde, her holdingin bünyesinde bir de Araştırma-Geliştirme (AR-GE) bürosu var. 

Çin Halk Cumhuriyeti’nin, 1980 yılından başlayarak, bu güne nasıl gelindiğini açıklamak gerekirse, AR-GE için bütçesine koyduğu 279 milyar dolar en iyi örnektir.

Türkiye AR-GE için 2021 yılı bütçesine ne koydu: Sadece 1 milyar 232 milyon dolar.

***

ÇİN doğrudur, ucuz emek ülkesi…

Ya Türkiye..?

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar