Ordu
DOLAR12.369
EURO14.0093
ALTIN713.05
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

“Bilirkişi çelişkisi”

“Bilirkişi,” adı üstünde, “bilen kişi”! Sorarsın araştırır, kılı kırk yarar, sonuçları, plana, teamüllere, yasalara uygun olup olmadığına bakar bir kanaate varır, değerlendirmelerinin toplamını bir rapora yazar, ilgili kuruma sunar. Bilirkişi genellikle arazi davalarının olmazsa olmazıdır. Mahkeme bu raporu veya değerlendirmeyi, kararının önemli bir argümanı olarak görür, yasal bir belge olarak, dava dosyasına koyar.

“Çelişki” ise iki ayrı bilirkişi raporlarında farklı sonuçlara varılmasında görülür. Buna eskiler “tenakuza düşme” derdi.

***

İki sözcük üzerinde böyle geniş bir açıklamaya gerek duymamızın nedeni, Aynı bilirkişilerin, iki ay ara ile birbiri ile çelişen iki raporun altına imza atmalarıydı. Mahkeme henüz sonuçlanmadığı için iki rapordan hangisinin dikkate alınacağını bilmiyoruz.

Araştırmacı/yazar Uğur Mumcu’nun, “Bilgi sahibi olmadan fikir yürütmenin” doğru olmadığını da yazıp, geçelim.

 ***

İki ay içinde neyin değiştiğini, birinci bilirkişi raporda “kamu yararı yok”, ikinci raporda “kamu yararı var”! 

Sayın okur;

Sizi de şaşırttım değil mi?

Bu dünyanın öbür ucunda olmuyor; Ordu ili Altınordu İlçesinde ve de 2098 yılında oluyor.

El insaf!

Çevrecilerin isyanının (genellikle 2098 yılında)  neye olduğunu biliyorsunuz. Bir taşocağı ya da taşocağında “TAŞ” çıkaracak olan firmanın, “TAŞ” yerine “Maden” yazarsa, ne olur, KAMU Yararı. ÇED gerekli değildir.

Hadi, “maden” yazmadınız, illa da “TAŞ” yazdınız. O zaman yapacağınız ilk iş; 15 dekarın altında bir kazı alanı yazın, yine ÇED gerekli değildir. “ÜÇ ONBEŞİ dekar alanını böyle böyle parçalayıp, her 15 dekar için “ÇED” gerekli değildir, yazısı mülki, İdari kurumlar arasında dolaşır.

***

Kısaca “ÇED” yazıyoruz. Açılımı, “ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRMESİ”dir. Konusunun uzmanı akademik kariyeri yüksek yüksek adamlar gezer, inceler; “burası tam da amaca uygun yer. Ne kuş var, ne böcek… Patlatma sırasında düdükler öttürülmeli, gerekli önlemler alınmalı, çevreye zarar verilmemeli. Ocağın karşı yakasında bulunan konutlarda çatlak, patlak olmaması sağlanmalıdır.  Hele hele taş ocağının bulunduğu alan ören yeriyse, ören yerinin kaç bin yıllık olması önemli değil! Birinci (ya da ikinci) derece SİT alanıdır, dikkate alınmalıdır. Ayrıca, kazıyı yürüten kazı başkanına sorulmalı; “Taş ocağındaki patlamalardan ören yeri zarar görür mü?”

Kazı başkanı “zarar görmez” derse, ne yapacağınızı biliyorsunuz.

Benim burada yazıp çizmemle olmaz.

***   

Konu neydi? Nereden başladık, nereye geldik!.

Sonra; Bilirkişiraporunda çelişki varmış, kime ne?

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar