Ordu
DOLAR9.4934
EURO11.0553
ALTIN548.33
Zati ÜRER

Zati ÜRER

Mail: [email protected]

BİLMEDEN HİZMET      

                                                                                                                                      03/12/2020

Milletin bölünmeler karşısındaki vicdan muhasebesiydi bir önceki yazım. Belli ki çok okunmuş. Tebrikler de var ama fitne odaklarının halkta oluşturduğu olumsuz algıdan kaynaklanan çok yorum ve eleştiriler de var. Sözlerini her zaman önemli gördüğüm, il nüfusundan çok takipçili bir kanaat önderi okurumun iletisi, üstünde durulası şok: Güzel bir yazı! ‘Tayyip Bey, büyük oyunun oyuncusu olmasa bu kadar yanlış yolculuğa neden devam etsin?’ lafını çok duyar oldum.”  Tabandan zirvede olan biteni görmesi mümkün olmayan vatandaşlarda bu algı gerçekten yaygınsa nifak okları hedefi vuruyor denebilir. Yakın tarihî gerçeklerin ışığında halktan serzenişi uyarı olsun diye dile getirdim de bilmeden hizmet mi ettim ben de şer odaklarına? Doğrusu sorguladım kendimi, milletini düşünen her aydının yapması gerek bunu.

Yakın tarih sürecinde Tayyip Bey liderliğinin dirayet ve cesaretle mücadelesini, sonunda da düşmanda gizli foyanın fora oluşundaki destansı rolünü yok sayarak ona büyük oyunun oyuncusu yakıştırması reva mı? Ya aldatılıp sarmallanan Merhum Ecevit’in 2001 krizindeki durumuna düşseydi? El insaf! O da bukalemunca aldatılarak sarmalanmıştı ama ta mit krizinde bunu fark etti, af diledi Allah’ından ve milletinden. Sonra da  büyük milletinin gücüne önderlik etti. Verilen mücadele tarihe geçmedi mi? Acze düşseydi önceki liderler gibi ne olurdu ahvalimiz? Mazideki açık ve net gerçeklere iyice bakıp da düşünmek gerekmez mi? Bir de dillere düşürülmek istenen eleştiri var ki içler acısı: Orta Doğu oyununda eşbaşkan değil mi, kendisi demedi mi? Dediyse milletinin emperyalistlere sömürge olması için mi dedi? Neden bunca mücadelesi o zaman? Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Kafkaslarda, Kıbrıs’ta neyin peşinde, savunma sanayi atılımları kim için? Diyalog-barış maskesiyle pasifize edilmiş Türk Dış Politikasını niye aktif hale getirdi de her yerde varım diyor?

Atatürk, dışarıda verdiği mücadele kadar içeridekilerle de mücadele çilesi çekmişti. Kendinden sonra partisini öyle bir zihniyetle ele geçirdiler ki adını kullanarak millete ters vesayet kurdular demokrasimiz üstünde. Doçent bir CHP vekilini dün akşam ibretle dinledim tv.de. Suriye’de, Libya’da işimiz ne, Azerbaycan’a askerî yardıma ek cihatçılar gidiyormuş diyerek Batı İslamafobisine hizmetleri hatırlatılınca niyetimiz o değildi, biz genişlemeci politika izlenimi vermeyelim istiyoruz diyebildi. Ayan beyan bu laf bile dünyada işgalci olduğumuz propagandasına çanak tutmaz mı? Yazıklar olsun!   Deva partisi emperyalist ülkelerin hakemliğinde Azerbaycan sorunu diyalogla çözülmeli twiti attı. Yol ayrımı varsa farklı partileşmeyle ekonomik reçeteler arzı hoş görülebilir de ana muhalefet çizgisindeki beyanları şok şaşkınlık yaratıyor.   Güç gösterilemeseydi Karabağ masada kurtarılabilir miydi? Sömürgecilerin düzenlerine hizmet edercesine böyle sözler etmek sonra da iyi niyetle yaptım demek, samimililerse de milletler mücadelesinde hasma bilmeden hizmet olmaz mı?

18 yıldır uyanık duruşun sürsün ey milletim! Muarrız aydınların çalınanları bilerek ama çoğu da bilmeden hizmet yolunda hasımlarına. 64 yıl sonra bağrından çıkan destansı liderini süt dökmüş kedi politikasına geri döndürmeye çalışıyorlar. ABD medyasında Erdoğan’dan Orta Doğu korkuyor, Türk yayılmacılığı…gibi propagandalar niye var? Tevfik Fikret şiirine telmihle kalbinde emperyalizmin ateşli gagasını hisset ve daima düşün! Gücün yoksa oturabilir misin kurtlar masasına? Muhalefettekilerin emperyalizmin sömürgeci siyasetine hizmetleri Atatürk’ten sonra hep sürdü. Bu siyaseti kördüğüm çözer gibi bitiren, dünyada özne olmuş Erdoğan, sırf bu yüzden saygı duyulası değil mi? Uyarıcı, dışa karşı destekleyici muhalefet yerine yıkmak için kimi nala vuruyor, kimi mıha!

Ülkücü camia düşman sevindirircesine girdi birbirine. Gazi kökenli hocaların, sağ sol çatışmasında ABD’nin bizim çocuklar dediği generallerin darbesine hizmetlerini düşünmeden kelle koltukta çatışanların hangisi, niçin, nerede belli değil. Ağabeyleriydim, içim acıyor! CHP lideri oy ihtirasıyla bunlara oy veren öğretmene ben öğretmen demem bile dedi, tepkiler karşısında da iltifata geçti. Çok İnce Muharrem Öğretmen de yerdi liderini. Partisinin bu cumhurbaşkanı adayı ayrıca yönetiminin atışlarına yalancılık suçlaması da yapıyor. Bir de dillerinde Katar aşağı Katar yukarı! Merhum Hocam Cahit Külebi’nin şiiri  geldi aklıma: Sivas yollarında gider katar katar kağnılar…O acılı günleri hatırlamıyor, ilerleme yolunda küresel ölçekte yer edinmiş Katar yatırımlarına elinde bir yolsuzluk belgesi varmış gibi tepki üstüne tepki gösteriyorlar. Yerli sermaye niye tercih edilmemiş güya? Sanki silah zoruyla yatırım yaptırılacak yerli yatırımcıya. Varlık fonu niye Sayıştay denetiminde değilmiş. Meclis Bütçe Komisyonuna kadar giden sıkı denetimden haberleri yokmuş gibi atış yapıyorlar! Ey CHP delegesi! Seni seçtiler diye yönetimlerinin liyakat yetersizliğine boyun eğmek kaderin mi, öğrenilmiş çaresizliğin mi? Yok mu kurucu partinde doğru bilgi gücüyle toparlayıcı lider olacak kimse?

Günahı sevapları yanında devede kulak kabul edildiği için millet çoğunluğunun bırakmadığı destansı lidere de sözüm var: İnönü’ye harap olmuş ülken için nasıl olsa bize paraya geleceksin dediklerinde, geliristersem vermeyin dik duruşu tarihe kayıtlı. Milletini 2.Dünya Savaşı’ndan koruması da. Ancak bedeli halkın yokluğu, kuyruklar, geçim derdi olmuştu. Memur ayrıcalıklı görülüyordu ve fitneyle kıskandırılıyordu halk. Buna ait dilden dile halk şairi taşlamaları vardı. Sonuç? Çok partili hayata geçince oyla iktidarı kaybetti İnönü. Bir daha da iktidar göremedi CHP. Ne Hitler’den korudu dendi ne de  gazi! Halkına kıtlık getiren damgasıyla kaldı. Ecevit, değişti CHP halkçı dedi, ancak kısa süreli iktidarlar kurabildi.

 Önemli ders değil mi? Son seçim kayıpları da önemli dersin unutuluşu değil miydi? Şer güçler, milletin için mücadeleni bukalemunca ve algı operasyonlarıyla halk oyunu çalarak bitirmeyi son çare seçti şimdi. İllet salgının da körüklediği ekonomik saldırıları etkisizleştirilmek şart oldu gayri. Önceki yazımda Atatürk’ün niye bahtiyarım ki… dediğini de bu yüzden hatırlattım. Açıklayıcı ve toparlayıcı söylemlerle hiç değilse hasma bilmeden hizmet yolunu kapakmak lazım.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar