Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Bırakınız ölsünler!..

Bilindik bir fıkradır, Temel işlediği suçlar nedeniyle idam cezasına çarptırılır ve infazdan önce son isteği sorulunca, “Aha bu da bana bir ders olsun,” der.

Acaba korono virüs salgınında verdikleri yanlış kararlarla insanların hayatını hiçe sayanlar da acaba Temel gibi bir ders çıkarabilecekler mi hatalarından?..

Salgınla birlikte alınan önlemler tartışılırken, “sürü bağışıklığı” diye ölümcül bir stratejinin de olduğunu anlamıştık. Salgının başlarında bu stratejiyi dillendiren İngiltere Başbakanı Boris Johnson, virüs hızla yayılıp can kaybı artmaya başlayınca, hemen çark etmek zorunda kalmıştı.

Ancak, geç tedbir almanın faturası çok ağır oldu İngiltere’ye. Can kaybı sıralamasında şu anda ikinci basamakta yer alıyor.

Benzer davranışı sergileyen Başkan Trump yüzünden ABD, bir milyonu aşan vaka sayısı ve 111 bini aşan can kaybıyla dünya lideri!..

Korona virüsü, “ufak bir grip ve soğuk algınlığı,” olarak değerlendiren ve önlem almayan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun ülkesinin durumu da çok kötü!.. 678 bin vaka ve 36 bin can kaybıyla Brezilya, vaka sayısında ikinci, can kaybında da üçüncü sırada!..

Peki, ya İsveç’e ne demeli?.. Kişi başına yaklaşık 54 bin dolarla dünyada 11. sırada yer alan Kuzey’in bu zengin ülkesi ne oldu da, salgına karşı doğru dürüst tedbir almamakta direndi?.. Bunu anlayabilmiş değilim doğrusu!..

Komşusu Norveç ve Danimarka katı tedbirler uygularken, Avrupa kıtasında hiçbir ülke “sürü bağışıklığı” stratejisinin lafını dahi etmezken, İsveç’in sosyal demokrat Başbakanı Stefan Lofven, neden Halk Sağlığı Kurumu Başkanı Anders Tegnell’e bırakıverdi her şeyi!..

Üstelik 2000’i aşkın bilim insanı bu stratejinin yanlışlığı konusunda açık mektup yazarak uyarmasına rağmen!.. Şimdi gelinen nokta ortada!..

6 Haziran itibariyle Norveç’te vaka sayısı 8 bin 500, can kaybı da 238’le sınırlı kaldı. Danimarka’da ise vaka sayısı 12 bine yaklaşırken, can kaybı 587 olarak gerçekleşti. Peki ya İsveç’te durum ne?

Vaka sayısı 44 bine, can kaybı da 5 bine dayandı İsveç’te!.. Gerçi İsveç’in nüfusu daha fazla, ama iki ülkede gerçekleşen can kaybı sadece 825 iken, İsveç’te bu rakam 4 bin 656!..

Üstelik dünyanın birçok yerinde bırakınız 80 yaşı, bir asrı geride bırakan kimi hastalar bile iyileşirken, İsveç’te bir hastane, 80 yaşın üstünde olanların yoğun bakıma alınmaması, kronik hastalığı bulunan 60 yaş üzeri hastalara da yoğun bakıma alınma önceliği verilmemesini istedi!..

Nasıl oluyor da insan haklarına saygılı olmakla övünen bu ülkede, doktorlara açıkça, bırakın yaşlı hastalar ölsün, denilebiliyor?!.. Bunun mantığını anlayabilen biri varsa lütfen beni aydınlatsın!..

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar