Ordu
DOLAR15.9211
EURO16.8833
ALTIN944.93
Ali KUTLU

Ali KUTLU

Mail: [email protected]

reader

Bizi mi koparıyorsun aslanım

Doktorlar olarak hiç bu kadar ağzımızın içine bakıldığı, modern tıp ve aşı düşmanlarının, kelle-paça turşucuların yallah başka kapıya denildiği bir dönem yaşamamıştık.

Böyle önemli bir konuda okuyucularımın dikkatini çekebilmek için racon âleminden bir repliği başlık seçtim yazıma.

 

Zira kafalar çok karışık, bir grup insan korona virüsüyle mücadele konusunda dünyanın en başarılı ülkesi olduğumuzu ileri sürerken başka bir grup ise en başarısız ülke olduğumuzu düşünüyor.

Malum hasta sayıları artmasına rağmen yoğun bakıma yatırılan ve kaybedilen hastalarımızın oranı batılı ülkelere göre oldukça düşük seyretmeye devam ediyor.

Gerek İstanbul tabip odası, gerekse muhalefetin doktor kökenli milletvekilleri (Başta Sayın Mustafa Adıgüzel) haklı olarak rakamlarda çelişkiler olduğunu düşünüyor.


Ben hekim platformlarını sıkı takip eden ve sahada olan bir doktor olarak belirtilen rakamların büyük oranda gerçeği yansıttığını düşünüyorum. Klinik ve radyolojik olarak COVID olan fakat laboratuvar tanısı negatif gelen %30 hasta bu oranlarda hariç tutuluyor.

Bunlara sistem üzerinden  COVID tanısı koyamıyoruz. Ölüm rakamlarına %30 ekleseniz bile sonuç çok olumsuz değil.

 

Çoğu hekim arkadaş bu işin sırrını merak ediyor. Hastalara tanıyı biz koyuyor, tedaviye biz başlıyor sisteme tanıları biz yüklüyoruz. Daha henüz ilahiyatçı, imam, ziraat mühendislerini bu sisteme sokacak bir formül bulunamadı. O yüzden içiniz rahat olsun.


Günlük ortalama ölüm rakamları 100 civarında plato yaptı. Bu çok iyi bir gösterge olmasına rağmen iyimser olmak için daha çok erken.

Grafiğimizin İtalya, İspanya ve Fransa'da olduğu gibi amudi yükseliş göstermemiş olması çok sevindirici. Ülkemiz günlük ortalama bin kayıp yaşayan bu ülkelerden farklı ne yaptı ?


Hastalığın bize daha geç gelmiş olması hazırlık stratejileri oluşturma açısından bize altın fırsat sunmuştur. Bu sürede sınırların kapatılması, toplu sosyal, sportif faaliyetlerin yasaklanması ve okulların erken tatil edilmesinin çok olumlu etkileri olmuştur.

Hastalığın ilk yayılımı sırasında gelişmiş batı toplumlarında olayı doğal seyrine ve toplumsal bağışıklığa bırakma eğilimi bir felakete yol açmıştır. Bu süreçte batının uzun zamandır hasır altı ettiği sosyal problemler kendini açığa çıkardı. Yoğun yaşlı nüfusa sahip bu ülkelerde toplu yaşanan bakım evleri yaşanan salgında yangın yeri haline döndü. Yüzlerce yaşlı muhtemelen kendilerini yüz üstü bırakıp kaçan bakıcıları yüzünden yeterli tıbbi destek alamayarak öldü. Bizde ise pandeminin erken dönemlerinden itibaren yapılan yayınlarla yaşlılar aile içinde korunmaya altına alındı, en ufak şikayette ağırlaşması beklemeden hastanelere götürüldü. Geçmişte  yaşanan yaz aylarındaki aşırı sıcak havaların yol açtığı ölümler sırasında ölen anne babaları için tatilini yarıda bırakmayan batı toplumu anlaşılıyor ki şimdi de yaşlılarını yalnız bıraktı.

Genelde uzman hekime ulaşmanın zor olduğu, sağlık sigortasının ağır yük oluşturduğu batıda insanlar viral enfeksiyonlarda ağırlaşıncaya kadar evlerinde kalma eğilimindedir.


Bizde ise en ufak şikayeti olanlar hızlıca akciğer tomografi ile değerlendirildi ve erken tanı alan pnömoni hastaları büyük oranda hastanelere  yatırılarak yakın takip ve  tedaviye başlandı. Dünyada en çok tomografi çekilen ve tomografi çöplüğüne dönüşen ülkemizde bu olumsuz alışkanlığın faydasını gördük. Ülkemizde gelişmiş ve dinamik bir özel sağlık sektörünün olması kim ne derse desin çok olumlu katkılar sundu.

 

Batıda tedavi protokolleri uzun uzun tartışılırken daha bizim haberimiz olmadan milyonlarca hidroksiklorokin tablet eczanelerden alınarak (gereksiz kullanımı engellemek için) ve dışarıdan getirilerek depolandı çok hızlı bir şekilde sağlık müdürlüklerine iletildi. Aynı şekilde başka ilaçlarda yurt dışından getirildi.

 

Hidroksiklorokinin   etkinliği konusunda kafalarda net bir cevap olmamasına rağmen tanı alan her hastada mutlaka erkenden kullandırıldı. Bu göze çarpan farklılıklardan biridir. Bu konuda Türkiye tecrübesinin dünyaya çok olumlu katkılarının olacağı kesin.

 

Özellikle İstanbul'da geçen sene ve bu sene aynı dönemlerde ölüm rakamlarındaki  farklar haklı olarak akılda soru işaretleri bırakıyor. Bu koronanın sağlık sektörüne yüklediği gerçek ağırlığın bir göstergesidir. Ağır hastalar bile korkudan evlerinden çıkamıyor, doktorlar her hastaya korona şüphesiyle yaklaşıp hastalara en uygun hizmeti sunamıyorlar. Ortada bir başarı varsa bu Cumhuriyetin yetiştirdiği en nitelikli kesim olan, tanı almış her hasta, hasta yakını  ve şüpheliyi bunaltırcasına takip eden sağlık çalışanlarının, özel sektör tecrübe ve dinamizmine sahip tıp doktoru sağlık bakanının ve yaşlılarını kanatları altına alan topluma aittir. 

Yanlışlıklar yok mu? Sürüyle... Ama şimdi bardağın dolu kısmını da görme zamanı

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar