Ordu
DOLAR9.5554
EURO11.0978
ALTIN550.10
Sümer Alkan

Sümer Alkan

Mail: [email protected]

ÇALIŞMAK

Babam Uzunisa nahiyesinde başöğretmenlik yaparken, lojman yaptırdı. Bizi de o yıl şehre götürdü. Kendisi okula geliş gidiş yaptı. Kız kardeşim ve ben, Gazi İlkokulu’na devam ettik. Kardeşim ikinci sınıfta, ben ise dördüncü sınıfta okuyordum. Babam; "ben köyden gidip geleceğim, çocuklarla Ziya ilgilensin" dedi. Ziya Özcanlı dayım, velimiz oldu, kendisi hükmet binasında çalışıyordu. Gazi okulu da oraya yakın olduğu için babam öyle bir çözüm bulmuştu.

 

Dayım benim elimden tuttu okula götürdü. Okul iki katlıydı. Köyden şehre gelince iki katlı bir okul beni çok etkilemişti. O günkü çocuk aklımla devasa bir bina olarak görünmüştü gözüme.

 

Dördüncü sınıfı okutan öğretmenim rahmetli Cemile Hoca Hanım bizi karşıladı. Beni sevdi ; "Bu kızımız zeki bir çocuğa benziyor, benim sınıfıma alayım" dedi. Sınıfa girince de görüntü hiç alışık olmadığım bir tarzdaydı. Duvarda mevsim şeritli, insan anatomisi ile ilgili resimler v.s vardı. Hepsi köy okulundan farklı ve güzel görünüyordu. Sıralar grup haline getirilmiş, öğrenciler karşılıklı oturuyorlardı. Kendimi çok garip hissettim, sınıf arkadaşlarıma ve okula uyum sağlama zaman aldı. Bu süre içinde öğretmen benim pek de başarılı bir öğrenci olmadığımı anladı. Beni "tembeller grubuna" oturttu. O gruplar çalışkan ve tembeller diye ayrılmıştı. Çok gurur kırıcı bir olaydı. Halbuki ben köy okulunda sınıfın en iyi öğrencilerindendim. Bir de başöğretmenin kızı olarak ayrıcalığım vardı, havam vardı. Bu okulda ayrıcalığım da havam da yok olmuştu.

 

Gururlu bir çocuk olduğum için evde tembel grubuna oturduğumda hiç bahsetmedim. Kardeşimle her gün okula gidip gelirken yavaş yavaş alıştık. Uyum sağlamaya başladık.

 

O günkü küçük aklımla, bu durumdan kurtulmak için çok çalışmam gerektiğini anlamıştım. Evde odaya kapanıp ders çalışıyordum. Fakat tembel grubunda olduğum için parmak kaldırmaya bile korkuyordum.

 

Bir gün, öğretmen: "Yarın, "Yurttaşlık Bilgisi" dersi için hazırlanın falanca sayfaya çalışın dersi size anlattıracağım" dedi. Kendimi evin bir odasına kapattım. Yurttaşlık Bilgisi kitabının o sayfasına iyice çalıştım. Ertesi gün öğretmen: "Kim anlatmak istiyor? dedi. Çalışkan gruptaki öğrencilerin tümü parmak kaldırdı. Bizim grupta hiç hareket yok. Bir öğrenciye "Sen kalk kızım derken, bütün cesaretimi topladım. Son anda parmağımı kaldırdım. Öğretmen beni gördü: " Durun durun! Çalışanlar yeniden parmak kaldırsın" dedi. O zaman bana bir cesaret geldi. Rahata parmağımı kaldırdım. "Sümer sen kalk bakalım" dedi. Öğretmenin yüzündeki tebessümün ve memnuniyet ifadesini görünce dersi anlatmaya başladım. Çok güzel çalıştığım için anlatımımı beğendi. "Aferin kızım her zaman çalış" dedi. Ve beni çalışanların grubuna geçirdi.

 

Artık beni kim tutar. Devamlı çalışıyorum. Öğretmen hemen hemen her gün beni kaldırıyor. Arkadaşlarımın bana bakış açısı bile değişti. Başarılı bir öğrenci olduğum için bana karşı saygılı davranmaya başladılar.

 

Kendi öğretmenliğim sırasında asla tembel çalışkan ayrımı yapmadım. Yapılmasını da doğru bulmuyorum.

 

O sene öğretmenimizin düğünü oldu. Düğün iznine ayrıldı. Öğretmen yokken okul müdürümüz dersimize girdi. Sınıfı hiç boş bırakmadı.

 

Müdür bey çok değerli bir insandı. Ders esnasında bize öğütler veriyor örneklerle açılıyordu.

 

Bir gün çalışma ile ilgili konuşma yaparken beni örnek gösterdi. "Bakın çocuklar: Sümer arkadaşınız köyden geldi. İlk zamanlar uyum sağlayamadı. Sonra çok çalışarak sınıfın en iyi öğrencilerinden oldu. Sizler de çalışmanın ne kadar iyi bir şey olduğunu gördünüz" dedi. Çok utanmıştım. Yüzümün kızardığını hissettim. Fakat içimden çok sevindim. Sınıfın karşısında okul müdüründen övgüler almıştım.

 

Rahmetli babam köye gidip gelirken yorgun düştüğü için bizim derslerimize ilgilenemezdi. "Mumun ışığı dibine vurmaz" derler. Biz kendimiz çalışırdık. Fakat hayatta dürüst olmayı, kimsenin hakkını yememeyi, saygılı olmayı ondan öğrendik. Biz beş kardeş onun sevgisiyle büyüdük. Hepimize ayrı ayrı değer verir, Atatürk sevgisi, memleket sevgisi aşılardı. Nur içinde yatsın.

 

Çalışmanın yaşı ve sınırı yoktur. Atalarımız ne demiş" Çalışan demir pas tutmaz".

 

Çocuklarımıza çalışmanın zevkini  tattırırsak her zaman başarılı olurlar diyorum. Hepinize iyi çalışmalar.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar