Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Canımız yandı…

Canımızı yaktı İdlib’den gelen 33 şehit haberi.

Rus destekli Suriye ordusunun Mehmetçiğe karşı düzenlediği hain hava saldırısında 33 vatan evladının yaşamını yitirmesi, çok sayıda askerimizin yaralanması önceki gece yarısı Türkiye’nin kalbine ateş düşürdü.

Daha önce de Rusya’nın desteği ile askerimize karşı gerçekleştirilen saldırılarda şehitler vermiştik. Önceki gece gelen kötü haber acılarımızı daha artırdı. Suriye rejim güçleri ile rejim karşıtlarının çatıştığı İdlib’de Mehmetçik gözlem kulelerinde görev yapıyor. Kuleler belirli aralıklarla ikiyüzlü tavır takınan Rusya’nın desteği ile Esad’ın askerleri tarafından vuruluyor.

Rusya önceki saldırılarda olduğu gibi 33 askerimizin şehit olduğu son olayda da önce “Haberimiz yok” dedi, sonraki açıklamalarında Türkiye’nin askerlerin bulunduğu koordinatları iletmediğini, rejim karşıtlarının bombalandığını belirterek savunmada kaldı.

Gerçek olan şu ki, Suriye Devlet Başkanı Esad, Rusya’nın onayı ve izni olmadan başını sağdan sola bile döndüremez. Putin “otur” derse oturur, “kalk” derse kalkar. Soluk alması bile Putin’in iznine bağlıdır. Onun için Rusya’nın “haberimiz yoktu, Türk askerlerinin koordinatları bildirilmedi” gibi gerekçelerin kabul edilir yanı yok. Rusya’nın açıklamasına karşılık İdlib’de Türk askerlerin bulunduğu yerin koordinatlarının bildirildiği yetkililer tarafından açıklandı.

 Rus uçağının düşürülmesi olayının ardından çıkarları uyarınca Türkiye ile diplomatik ilişkileri üst düzeye taşısa bile  Putin’in son derece kindar yapıda olduğu ve güvenilmez biri olduğu yadsınamaz. Yani ikiyüzlü bir politika izlemeye son derece açık devlet adamı.

Her ne olursa olsun, sonuçta Mehmetçiklerimiz şehit düşüyor, gariban ve yoksul ailelerin ocağına ateş düşüyor, Türkiye’nin canı yanıyor. Rejim güçlerinden çok sayıda askerin öldürülmesi şehitlerimizin acısını dindiremeyecektir.

Sınırımızda terör unsurlarına karşı gerçekleştirilen Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtları son derece yerinde, haklı askeri operasyonlardı. Türkiye’nin meşruiyet hakkını kullanarak gerçekleştirdiği harekâtlar uluslararası destek bulmuştu.  Ancak, İdlib’de Esad ordusu ile rejim muhalifleri arasındaki çatışmada taraf olmak ne denli doğru. Sorgulanabilir. Türkiye, arabuluculuk görevini üstlense daha doğru olmaz mıydı?  

33 askerimiz şehit olmadan önce Ankara’da Rus diplomatlarla yürütülen görüşmelerde Putin’in tavrından ötürü uzlaşma sağlanamaması bu saldırıyı tetiklemiş olabilir mi?  Canımızı yakan hain saldırıya ilişkin net bilgiler önümüzdeki günlerde gün yüzüne çıkacaktır kuşkusuz. Tabii, bu arada ellerini ovuşturarak gelişmeleri izleyen ABD ve Trump fırsattan yararlanmaya çalışacaktır. Ancak, Trump’a güvenilmeyeceği, sınırımızdaki terör örgütü PYD/ YPG’ye sağladığı askeri destek ortaya koymaktadır.

Şehit acıları ile sarsılan Türkiye’nin Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele’de izlediği politikadan çıkarımda bulunarak bu zor günleri aşacağı aşikâr. Şehitlerinin acısı ile yüreğine kor düşen Türkiye’nin bugünlerde kenetlenmesinden başka çözümü yok. Elbette, acı dolu günler geride kalacak.

Hiç kuşkusuz, sınır kapılarının açılarak artık yük haline gelen mültecilerin Avrupa ülkelerine gidişine olanak sağlanması son derece doğru tutum. Görsün bakalım bu ülkeler öcü gibi korktuğu mültecilerle uğraşmanın nasıl bir şey olduğunu.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar