Ordu
DOLAR12.369
EURO14.0093
ALTIN713.05
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Çanlar Karadeniz için çalıyor…

Marmara Denizi’ni istila eden müsilajın (deniz salyası) denizleri hor kullanmamızın, kirli suları kolayca boşatmamızın sonucu olduğu bilinen acı gerçek.

Bilim insanlarının feryatlarına ve uyarılarına kulak tıkamanın, evsel ve sanayi atıklarının hiçbir önlem alınmadan yıllardır salınması denizleri can çeker hale getirdi. İlk sinyali de yüzeyi, üzerinde yürünebilecek kalın deniz salyası ile kaplanan Marmara Denizi verdi. Sanayi tesislerinin kurulu olduğu 7 ilin kanalizsyonu, atık suları denetimsizce  akıtılınca Marmara Denizi’nin acı sonu geldi. Deniz altındaki canlılar oksijen yokluğundan göz göre göre ölüyor.

Ürpertici bu tablo karşısında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevini anımsayarak “Acil Eylem Planı” ile müsilajı temizlemeye odaklandı. Biraz geç kalınmadı mı? Aslında bu kirlilik 2007 yılında da yaşanmıştı. Bilim insanları ta o zaman tehlikenin, felaketin büyüklüğüne dikkat çekmişti. Ne var ki bu feryada kulak verilmedi. Ve bugünlere gelindi. Eğer o zaman ders alınsaydı, bugünkü korkunç tablo oluşmazdı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de felakete uğrayan Marmara Denizi’ni kurtarma çalışmalarına başladı. Bu görev iddia edildiği gibi salt belediyelerin değil, merkezi yönetimin, yani Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın. İç deniz Marmara’nın kurumasını önlemek tüm insanlığın temel görevi. Ulaştırma Bakanı Kanal İstanbul’un Marmara Denizi’ni müsilajdan kurtaracağını söylemez mi! Doğrusu hangi bilimsel veriye dayanıyor bu açıklama anlamak mümkün değil.

Marmara’daki deniz salyasının önlemler ıskalanırsa ileri yıllarda Ege, Akdeniz ve iç deniz Karadeniz’de de görülebileceğine işaret ediyor bilim insanları. Nitekim bu uyarının hemen ardından Karadeniz’de, Fatsa’nın Yalıköy Limanı’nda küçük çaplı salya görüldü. Elbette, Karadeniz’de yıllardır süren kirlenmenin yalın örneği Yalıköy’deki müsilaj.  Marmara Denizi gibi Karadeniz’de de sanayi atıkları ve kentlerin kanalizasyonları suyun altından denize bırakılıyor. Ne düzgün arıtma sistemi ne de duyarlılık var. Son yıllarda bir zamanlar balık fışkıran Karadeniz’de bol balık avlamak artık olası değil. Denizin altında yaşayan canlıların tükenmesi kirliliği çok önceden gözler önüne sermişti aslında.

Fındık bahçelerine dökülen gübreden çıkan azot , fosfor ve diğer tarımsal atıklar da Karadeniz’in kirlenmesine neden oluyor. Bölgede çay ve fındık tarımında gübre olarak yüksek miktarda azot ve gübre kullanılıyor. Tüm bu olumsuzluklar birleştiğinde berrak suyu ile övünülen Karadeniz için tehlike çanları çalmaya başladı. Bölge kirlenmenin pençesi altına girmeye başladı, balık popülasyonu azalıyor.

Derelerine 200 Hidroelektrik Enerji Santrali kurulan, ovasına biyokütle santrali yapılan, fındık bahçelerinde siyanürle altın aranan, ormanları kıyılarak taş ocağı açılan, modern tesis adı altında vahşi çöp toplama alanlarının yaygınlaştırılması ile katledilen Karadeniz şimdi de müsilaj tehlikesini yakından hissediyor. Böyle giderse, çok değil 3, 5 yıl sonra Karadeniz’in üzeri deniz salyası ile kaplanacak. Yazık değil mi yeşilin mavinin her tonunu böğründe taşıyan Karadeniz’e…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar